belki ilginizi çeker
  1. · orospu
  2. · sonya semyonova
  3. · sevgilim ölü asker
  4. · verilesi adamlar
  5. · iltifat etmek isterken hakaret etmek
  6. · sizin işiniz de zor tabi
  7. · liz hurley
  8. · çok istenip de olunamayan meslekler
  9. · hayat adamı
  10. · boşalma rekorları
gündem
  1. · cehennemin girişinde yazan söz
  2. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  3. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  4. · giyotine yolladılar gitmedim
  5. · zongul ducks
  6. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  7. · ugg
  8. · komanditer
  9. · e honda

hayat kadını  

 sayfa  / 2
  1. yattığı yerden para kazanan dişi insan
    (bacardilimon, 02.05.2004 18:01)
  2. hayatın onları bu mesleği yapmaya zorladığı düşünüldüğünde ironik bir hal alan ifade.
    (twinkle, 09.03.2006 23:12)
  3. dünyanın en eski mesleğini icra eden, uygunsuz davranışta bulunan kadınlara denir. çok ayıp.
    (autumnsblack, 01.02.2007 02:07)
  4. sosyalist bir konjonktürden bakıldığında; beden emekçisi..!
    (salkımsöğüt, 01.02.2007 03:00)
  5. nedense "hayatı bir ömür beraber geçirmek isteyeceğiniz kadın" anlamında kullanılmaz ülkemizde.
    (saçmaladı yine bu, 01.02.2007 03:04)
  6. (bkz: fahişe)
    (ahmak ı hayal, 01.02.2007 09:21)
  7. olsa bi dert olmasa bi dert durumudur. ülkemizde yaygın olmasına rağmen abazalık had safhadayken olmasa yada az olsaydı ne olurdu bilmiyorum.
    (garfild, 01.02.2007 09:23)
  8. (dali, 31.05.2007 22:29)
  9. bedenini hayata adamış, ama ruhunu içine hapsetmiş kadındır. o kadar maddeye dayanmıştır ki her şey, ruhunun farkında değildir artık. bir dokunsan belki bin ah işitirsin. aynalarını kırmıştır.
    (soldier in the army, 31.05.2007 22:33)
  10. bunların arasında sevgililerine(!) işlek caddelerde bar açan, yanından geçerken pek çoklarının çaktırmadan kadranına bakacağı arabalar alan, on aileyi bir ay besleyecek parayı on dakikada bağışlayanları vardır. hayat kadını gördüğümde pek acıma duygusu hissetmem, hep aklımdan "iyi para kazanacağı bana göre süt kendine göre çikolata bir meslek seçmiş, acımanın veya kıskanmanın anlamı yok, koyun, bacak, filan fıstık" diye geçiririm.

    lakin yine de aklıma sonya semyonova gelir, ona da ağlarım. ağlarım ama sonya semyonova gibi ahlaklı diyanet işleri başkanı görmedim ki ben şu zamanda, elin orospusuna niye acıyayım?
    (hector, 31.05.2007 22:41)
  11. (zinzoline, 05.06.2007 20:04)
  12. sunay akın'ın, "hayatı seviyoruz, kadınları seviyoruz; ama hayat kadınlarını nedense sevmiyoruz" dediği kadınlar.
    (aytok, 05.06.2007 20:17)
  13. sürekli zengin erkek peşinde koşup sevmediği halde ve sevilmediğini bilerek sadece maddi olanaklarından faydalanmak yada evlenip kapağı atabilmek için bedenini peşkeş çeken ve bunu;istediklerini elde edene kadar bir çok kişiyle yaşayan kadınlardan bin kat daha onurlu kadınlardır.

    (bkz: biraz uzun bir cümle oldu ama..)
    (pistachio, 20.06.2007 10:52)
  14. toplumsal ikiyüzlülüğümüzün alamet-i farikaları, et pazarının metalaşmış nesneleri.

    namus sahibi/ar sahibi/din-iman sahibi olduğunu söyleyen ve ağzılarından bu kelimeleri çoğu kez ahlak kaygısı ifadeleri ile birlikte düşürmeyen, kız kardeşine/eşine şöyle göz ucuyla bakılacak olsa yeri yerinden oynatacak "yiğit" ve gürbüz delikanlılarca/ve amcalarca kısa bir süreliğine kiralanan ve sonrasında "tüketilen" zevk nesneleri.

    hepimiz gibi, birer anne ve babaya sahip olan insan topluluğu.

    (büyük çoğunluğuyla) sefalet ve ağır yoksulluk çeken ailelerden gelen "kız" çocukları.

    kitlesel vicdansızlığmızı onları her görüşümüzde yüzümüze vuran modern köleler.

    bir de, insan.
    (neredesin soğuk kış, 23.08.2007 02:44)
  15. (bkz: orospu)

    edit: yalansa söyleyin...
    (rasputin, 23.08.2007 02:49 ~ 13.09.2007 22:10)
  16. erkek kokan kadınlardır. bir kısmının bu işi zevk için yaptığı söylenir...
    (turfanda, 23.08.2007 03:54)
  17. ssk çerçevesinde yaptıkları işin hizmet sözleşmesi olup olmadığı tartışmasına girmeksizin sigortalı kabul edilen kimselerdir. bu kapsama alınanlar sadece 'genelev'lerde çalışan ve '' başkalarının cinsi zevkini menfaat karşılığı tatmin etmeyi sanat edinen ve bunun için değişik erkeklerle münasebette bulunan kadınlar'' olarak tanımlanmış 'tescil' edilmiş kadınlardır. bildiğin seks işçisi, evet. bunları çalıştıranlar da doğal olarak, 'işveren' sayılmaktadır.
    lakin anayasasında 'sosyal devlet' sıfatını taşıyan bir devletin görevi, fuhuşu meşrulaştırmaktan ziyade buralarda çalışanlara onurlarıyla hayatlarını sürdürebilecekleri istihdam imkanları sağlamaktır. böyle bir girişim onları sigortalamaktan daha akilane ve çözüme ulaştırıcıdır, kanımca.
    (muglak, 13.09.2007 20:39 ~ 20:41)
  18. devletin,toplumun,insanın ayıbıdır.bunların zenginlerine hanımefendi denir.yoksulları aşağılanır,dışlanır,küçümsenir ve ayıplanır.oysa kendine sosyete diyen pek çoğundan kat kat insandırlar. yaşam koşulları nedeni ile etlerini satmaktadırlar.devlet ve toplum olarak üstümüze düşen tüm görevleri yerine getirebilseydik içlerinden doktorlar,öğretmenler,avukatlar,hemşireler kısaca toplumun yüz akı olan kadınlar çıkacaktı .oysa akla zarar bir yaşama tutsak olmuş,tutsak edilmiş.paryalar olmuşlardır.dünyanın en güç mesleklerinden birini yapar hale gelmişler,getirilmişlerdir.etlerini,terlerini,yüreklerini en kötüsüde ruhlarını kiralayarak her gün biraz daha ölüyorlardır kanımca.toplumun bir kişisi olarak kurtulmaları için hiç mücadele vermediğimiz için özür dilememiz gereken beden emekçileridir.devletin ve toplumdaki her bireyin en kısa sürede bu toplumsal yaraya çare bulması en büyük dileğimdir.hiç bir kadın öylesi bir yaşama tutsak edilmemelidir.bu kadınların yaşamının anlatıldığı ve içe dokunan en güzel kitap kemal tahir'in karılar koğuşu romanıdır.
    (onurum, 13.09.2007 21:48)
  19. cinsel temasla bulaşan hastalıklarla ilgili bilimsel makalelerde genellikle 'seks işçisi' diye bahsedilen kadınlar.
    (axolotl, 13.11.2007 17:40)
  20. (pawing flower, 13.11.2007 17:46)
  21. (bkz: vesikalı)
    (uçan tavuklar kümesi, 13.11.2007 20:49)
  22. hayat dediğimiz, cüzdan aralarımıza sıkışmış,
    canım yanmakta!
    hayat dediğimiz, delik içlerine kaçmış,
    içim kıyılmakta!
    hayat dediğimiz, becerebildiklerimizle birmiş,
    aklım uçmakta!
    hayat dediğimiz, itip kakmalarla savrulmuş,
    damarlarım çekilmekte!

    bir fahişeyi tanımlarken ne kadar yaratıcı olduğumuzu görebiliyoruz değil mi?
    görüyoruz elbet, kör değiliz ya...

    hayat kadını

    hayatın badire yığını bir yol olduğundan mı dem vursak şimdi?
    bir fahişenin ne çok acı çektiğinden, hayatın acılarla dolu olduğundan mı?
    yoksa kimselerce hayatım denmeyecek olan, bu kadınları, teselli etme gayemizden mi?
    hayatı onda bulan er kişilerden mi dem vursak şimdi?

    nerden dem vursak, nereye vursak?..

    toplayıp çıkınlarımızı, hayatı zindan ettiklerimize hayat kadınlığı yakıştırmalarımız, kendimizi avutmalarımız değil midir?
    yaşamının her karesine, tiksinmelerimizi bulaştırdıklarımızı, sanki hayatın içinde vazgeçilmelerimizmiş gibi tanımlama çabalarımız, savunmalarımız değil midir?
    çocuklarına, "piç" muamelesi yapıp, senin annen, hayatın sillesini yemiş yakınlaşmalarımız, kendimizi kandırmalarımız değil midir?

    nasıl tanımlarsak tanımlayalım,
    görünce becermek istediklerimiz onlar.
    nasıl tanımlarsak tanımlayalım,
    paramız kadarlar.
    nasıl tanımlarsak tanımlayalım,
    aklımızı alır memeleri.
    nasıl tanımlarsak tanımlayalım,
    yaşlandıklarında pislik olur bedenleri.


    ah hayat kadınları, hayatı sizin kadar anlayamamızdandır belki,
    bakın bazıları size fahişe demekten utanmışlar.
    kibarlaşmış hayat kadınlığını yakıştırmışlar.
    sevemeseler de sizi, anlar(!) lar, acılarınızı anarlar.

    ama ne kadar olursanız olun, ille de kötü yola düşmüşsünüz neylesin onlar...
    (ebemgari, 29.04.2008 01:05 ~ 02.01.2009 22:33)
  23. bir çoğu, bir çoğumuzdan kat be kat daha namuslu olan kadınlara hayatlarını idame ettirmek için yaptıkları iş dolayısıyla verilen, "politik doğrucu" ad.

    (bkz: http://www.tumgazeteler.com/...)

    doğrusu "hayatsız kadın" olmalıydı.
    (fantaghiro, 23.08.2008 15:51 ~ 15:57)
  24. bir öfkeyle çok şeyler yapılır
    bağırılır,isyan edilir
    adam öldürülür mesela
    ama ben susarım,
    içim yanar,kavrulur.
    kör bir akşamın
    ılık esintisinde bulurum kendimi
    derdimi sokaklar anlar
    köpekler,kediler,kuşlar
    yüreksiz yürekliler anlar derdimi
    hüznün adamı olmuşum besbelli
    ışıklar yanar,söner
    yanar,söner
    gel ey karanlık!
    ruhum seni çeker.
    boş bir bank’a
    bedenimi emanet ederim
    bir hayat kadınının ayak sesleri gelir uzaktan
    yaklaşır,yaklaşır
    yavaş,yavaş gözbebeklerimi ona doğru çeviririm
    ayakları diretir yürümesi için
    bir an duraksar
    gözlerini gözlerime kilitler
    yanıma oturacak belli.
    gel derim!
    gel ey bahtsızların kraliçesi!
    gel ey saf,temiz hayallerine kir bulaşmış kadın!
    acıyı yol arkadaşı edinen masum güzellik!
    yaklaş yanıma,korkma
    acımı,acınla karıştırayım
    ruhumuz birleşsin taşkın maviliklerde
    gök meydanlarında el ele tutuşalım hiç utanmadan
    ve yanıma yaklaşır,
    oturur yanıma dertli,dertli
    minik bir gözyaşı dökülür aciz yüreğinden
    rimelleri akar usul usul
    ağlama ey yar!
    bedenin satılıktır amma
    ruhun asla!
    kirlettirme ruhunu boş kahpelere
    izin ver ne olursun
    avuçlayayım gözyaşlarını
    yükünü hafifleteyim senin
    gel,kaçalım uzaklara
    cennetin bir köşesine yerleşelim
    sevişelim delice
    hüznün adamından zarar gelmez sana
    korkma
    mutluluk hakkımız değil mi?
    söyle!
    çocuklarımızı büyütemeyecek miyiz?
    söyle!
    ne olur söyle sevgili
    ne olur!
    yorgun gözlerini bana dikti
    söyleyeceği sözün vahşetliğiyle
    utangaç,dudağıma yapıştı
    ve
    haydi gel!
    mavi sulara bırakalım kendimizi
    ellerim ellerini bulsun ölüm anında
    dünya bize göre değil
    sonsuzluk bizim diyarımız
    haydi!
    sonra ilerledik
    uçurumlu bir deniz kenarına geldik
    ey ölüm!
    hazırla hüzün marşını
    biz geliyoruz
    elim,elinde ya ölüm bir hoş geldi
    ayaklarımız yavaş yavaş ilerledi
    sonra bedenlerimiz aşağıya doğru
    bütün hızıyla ilerledi
    buz gibi su ölümü kucakladı
    ey ölüm!
    ey kutsal sonsuzluk!
    bir hoş geldin yok mu?
    (dolmakalem, 02.01.2009 22:30)
  25. bunlar iç çamaşırı değil iş çamaşırı giyerler.
    (uçan tavuklar kümesi, 20.01.2009 23:47 ~ 23:48)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil