hayat kırıklığı   

adana çık aradan

  1. önce gülümsemeler dondu çocuk yüzümüzde.

    insan olacaktık, gecelerimizde büyüyen düşlere inanan birilerini bulabilsek.

    bulduk sandık ; yanıldık.

    kendimizden korktuk önce, sonra birbirimizden. birbirimizin düşünü parçalamayı marifet saydık, inanılmamış düşlerimizin içimize batan kederinden.

    olmadı, beceremedik. bir inanan çıkmadı denize karşı içtiğimiz sigaranın dumanıyla dağılan hayallerimize. bir kişi inansa aşık olacaktık ; deli olduk, hiç kimsenin inanmadığı hayalleri gerçek bilmekten.

    görünmez gemilere bindik, aşılmaz okyanuslar düşledik dört tarafı yalnızlık kaplı ırmaklarımızın sığlarında. birbirimizin denizi taşlayıp durduk, kendi nehrimiz henüz paçalarımıza değmeden.

    gülümsemelerimiz dondu yüzümüzde, sesimiz kısıldı, nefesimiz yitti aynadaki serkeş suretimizden. bir hayat kırıldı içimizde – ve kimse dinlemedi acımızı – gölgeler diyarında herkes, ışığa sırtını döndüğünden.
    (haşmet asilkan, 26.06.2007 00:03)
  2. (bkz: düşüncelerimde dağınık düş kırıklıklarım düşkün)
    (adrian, 26.06.2007 00:06)
  3. kırılanların arasında dondurma yoktur hayat kırıklığında. hep gerçekler konur, acımasız sevda sahipleri tarafından...
    (buz gibi soguk su, 26.06.2007 00:16)
  4. uyanırsın bazen.. dünyaya merhaba dediğinde sen, ne uyandığının, ne nereye, neden geldiğinin farkında değilsindir. uyanmışsındır. uyandığını hiç farkedemeyecek bir insansan şanslısındır. genetiği bozuk kıpırtıların bile kendiliğinden farkında bir insan olarak uyanmışsan zaten hayat kırık, hayal kırık, gökyüzü hep parçalıbulutludur.

    sonra karnında birlikte nefes aldığın aynı şeyleri hissettiğin kadının içinden çıkmak, zorunda bırakır seni hayat. ilk hayal kırıklığı budur belki de.

    anne sütüyle avuturlar seni bir süre. verdikleri herşeyi alacaklardır bir gün. -keşke o kadın bizi içinden çıkarır çıkarmaz bunu öğretebilse bize. herşeye belli aralıklarla sahip olabileceğimizi ve günü geldiğinde bırakmamız gereken herşeyi o an bırakabilecek gücü verebilse bize-

    nefes almak, beslenmek, yürümek kısacası yaşaman gerekir ve büyümen bir şekilde.. tanımak zorunda kalırsın geldiğin yeri, birlikte olduğun insanları..

    büyürsünde.. öyle ya da böyle..

    uyanırsın bazen.. cinsiyetin ''kadın'' olarak belirlenmişse işin biraz daha zordur çoğu zaman.

    hayatın sana yaşatacağı kırıkları her seferinde bir araya getirmek, onlardan aldığın, alabildiklerinle var olmak durumundasındır. kandırma kendini, hayat bütün bu kırıklarının toplamıdır işte.

    sahip olduğun, olabildiğin zaaflarındır hayat. zaaflarının sonucunda yaşadıklarındır. tüm bunlara karşı durabilecek gücün varsa var olursun ama hep paramparça.

    bir yığın duyguyla tanıştırır içine doğduğun hayat seni. mutlu olmayı bile bu kırıklıkları hazmedebildiğin zaman başarırsın. kaybetmeyi, kaybettiklerini kabul etmeyi öğrenebildiğin ölçüde mutlu olursun.

    uyanırsın bazen.. hep kaybedecek olsanda..

    adamlar seversin, kadınlar, kitaplar, yemekler, içecekler, renkler, hayvanlar, çiçekler, denizler, sözcükler, düşler.. en çok karanlığı seversen gökyüzü sonsuz ama parçalıbulutludur her daim.

    sevdiğin herşeyi kaybedebilirsin. hayat verdiği herşeyi bir süre için vermiştir sana.. geriye kalan kırıklıklarıdır. alışarak büyütür seni içinde.

    herşeyin aslında hiç olmadığı bir dünyadır içine doğduğun. hazemederek büyürsün. büyüdükçe, kaybettikçe, alıştıkça gökyüzün de ki karanlık çoğalır.

    uyanırsın bazen.. nereye uyandığındığını sorguladığın kadar yok olursun. var ya da yok ama nefes alırsın.

    sevdiğin adamları sevdiğin kadar yoklardır. ne kadar çok okursan içinde ki boşluğu büyütürsün. ne kadar çok farkında olursan o kadar çok yaklaşırsın uçurumun kıyısına..

    bazen bir adamın yıllarca sevdiği ama döverek yollarda sürüklediği bir kadın olursun. bazen tek gecelik kadını olursun. o kadar varsındır. hayat budur. kırıklığıdır yaşamının toplamı.

    ve sen.. bu kırıkların toplamıyla paramparça ama hala güçlüysen ''sen'' olursun.
    (queenie, 13.06.2008 18:12)
  5. ne kaldı şimdi o düşlerden geriye?
    ne kaldı sönmüş bir ateşin içimizi yakan küçük korundan başka?
    ne kaldı silik bir yaşanmışlıktan başka bize?
    ne kaldı geriye? neyimiz kaldı?
    biraz sevinç, biraz anı ama en çokta gözyaşı,
    şimdi elde var kocaman bir hayat kırıklığı!
    (koyumavi, 13.06.2008 19:58)
  6. sarsak adımlarla salladığı kalçasının devinimiyle bütün güzelliğini piç eden, hayata henüz düşmüş bir kızın bir damla gözyaşıyla su altında kalan, anasını kimin ne zaman döllediğini bilmeyen koca bir kentin orospu gecelerinde ıslanmakdır sanki...
    aşka dili dönmeyen pelteklerin durmadan bu son dedikleri, ama son diye bir şeyin olmadığını, sonsuz acı olduğunu bilmedikleri bir coğrafyaya; çırılçıplak, göt üstü çakılmaktır sanki.
    sanki kalabalık bir kahkaha cümbüşünün ortasında son kadehini boşalan şişeye vurup kırmaktır.

    bi an, siktir çekip vurmak var ya kendimi deyip, taşralı küçük burjuva korkaklığıyla salonun koltuğunda büzüşüp kalmaktır sanki,
    ya da dur! sankisini yiyim, hayat deli danalar gibi koştururken oraya buraya, ağzı açık seyre dalıp o keşmekeşi apışıp kalmaktır cepteki antidepresanlarla.
    (atxaga, 13.06.2008 22:38 ~ 22:38)
  7. anlamlandıramayışım sizleri; hücrelerimi, hareketlerimin ortağını, kimyamın formüllerini.ne zaman benden farklı bir döngüde başımı döndürmeye karar verdiniz? hani bir hızımız vardı, hani hayata direnişimiz.ne zaman vazgeçtiniz diremelerimizden.bilirim karşılığını tek tek ama bütünleşmenizde donukluğum.
    senin isyanın neye ya senin ki? duyamıyorum. çalışıyorum ama duyamıyorum.değişiyorum, gün ve gün. ya sen kıvrımlı güzelim bu başka bir oyunun mu? bütün oyunlarını bilirim sanırdım, yine yine yanıldım.bari sen yükselt sesini bana herkesten herşeyden olan yakınlığım.
    peki, sessizce bekliyorum artık...
    (biyolojiksaat, 19.06.2008 23:31 ~ 23:38)