dört işlem kolaylığındadır. ama mantığı, bir türlü matematiksel kurallara uymaz. bir hayattan, çoğu zaman, onlarca hayat, kırılmışlıklar kesiğinden sızan kan gibi akıp gider. yanılgıyla başlayan ilişkiler ise, idam sehpasına çıkıp karşılıklı iplerini çekmeye mecbur, ucube, iki insanın saçmalıklarından öteye gitmez.
gece yarısı kabusunun ortasında, nefesinizi içlerine çekip sizi kan ter içinde uyandırıyorlarsa, gitmelerine izin verememişsinizdir, hala daha. şehir efsanelerindeki karakterler gibi bir de gurur yaparsanız üstüne,
defoldular, derseniz, işte o andan itibaren, kemirgen iç çelişkiler ve hesaplaşmalar başlar. siz, onları zamanında da düşünmüştünüz. ya onlar? onlar, sizi, anne karnındaki cenin gibi, daha doğmasına çok varken, kanlı et yumağı yapıp, fırlatıp atmamışlar mıydı, hayatlarından?!
siz de kibir sıkınmışsınız, her yerinize. ayrıca, kokunuz da midemi bulandırıyor artık. ağlamayı, güçsüzlük sayan ahmak bilgelerden hiçbir farkınız yok.
iki elmadan bir elma çıkarırsınız. ya bir hayattan, onlarca insan nasıl çıkarılır, nasıl yalnız bırakılırız?
hayattan çıkmak, iki kıta arasındaki kesin çizgiyi geçmek olmalı, sizlerin gözünde. öyle bir zamandayız ki, beynimiz o kadar kusursuz saçmalayabiliyor ki, hala daha elimizde çıkan siğili kesip atar gibi, çıkarma işlemi yapar gibi hayatımızdan insan çıkartabileceğimize inanıyoruz. sokak başları sizin değil, yollar, caddeler, …. çıkartıldığınız ve çıkarttığınız diğerleriyle yaşanmışlıklar koyuyor, her taraf. ince ince geçmişte dinlenilen müzikler geliyor, kulağınıza...lanet bir hayalet, derinizin üstüne dişini geçirmiş kene gibiler şimdi. çıkıp gittiler! evet… ama dışarıdan, hayatınızı daha çok boka sarmanız için ellerinden geleni yapıyorlar, hala..
hala daha kol geziyorlar, gri bulutlar diyarı odanızda…
hala daha, hayatınızdan insan çıkardığınıza, inanabiliyor musunuz?