aylar önce aileleriyle birlikte katledilen çocukları, evlerini terketmek zorunda kalan binlerce insanı görüp, dehşete kapıldıktan sonra, üzerinden henüz 6 ay bile geçmemişken herkesin, hatta neredeyse tüm dünyanın, özellikle osuruktan rahatsız olanların haklarını bile savunmaya çalışacak seviyede insan haklarına önem veren avrupanın, bu yaşananları görmezden gelmiş olması hatta belkide çoktan unutmuş olması, hatta duyarlıyım düşünceliyim aslanım kaplanım breaaahh diyen şahsımın bile unutması, bu insanlık ayıbını unutup, yazın barlarda diskolarda huzur içinde eğlenebilmesi.
doğdunuz zaman, gözünüzü ilk açtığınızda anlarsınız hayatın ibne olduğunu. bunu bu kadar erken fark etmek size çok koyar ve hemen ağlamaya başlarsınız..
kocaman bir dünyadan (bkz: istanbul) küçücük bir istridye kabuğuna döndüğünüzde (bkz: bolu) gecenin bu vakti - ki sizin dışınızda herkes/herşey değişirken sizin aynı kalmanız-- ve winampın bunu bile bile size keane everybody s changing çalması.
çok sağlam insandır diyerek sizin için çok önemli şeyleri (eviniz , arabanız, kardeşiniz, kankanız, güveniniz vs vs) emanet ettiğiniz insanların bu durumu suistimal ettiklerini anladığınızda yaşadığınız ruh halini en iyi anlatan andır.. diğer bir ifade için
(bkz: hayal kırıklığı)
dost bildiklerin tarafından yarı yolda bırakılıp, amca, dayı dediğin şahıslar tarafından hayatının en büyük kazığını yediğin, sevdiğine pişman edildiğin ve inancın yüzünden hala yaşamaya zorlandığın saniyeler, dakikalar silsilesi.
zamanında her gününü birlikte geçirdiğin kardeşim dediğin dostunla 5-10 günde bir onda da msnde şans eseri görüştüğün gerçeğini farkettiğin andır araya kilometreler girmiştir dersti sevgiliydi sınavdı derken unutursun onu suçlu yoktur aslında. işte burda olan hayata olur.ibne olur