mutluyken yapamasan da elindekini kaybettiğinde geçen hayatının aslında ne kadar değerli olduğunu anlarsın..
(bkz: allahın sopası yok ki gözüne soksun)
sağlığımızla ilgili problemlerimiz olduğu anlar, hayatımızın değerini daha iyi anladığımız anlardır. zira hastalık ölümü hatırlatır bize. ölümü düşününce de en büyük problemler bile önemsenmez hale gelir, hayata daha sıkı sarılırız. lakin bir de ölsem daha iyi diyenler vardır. saygı duyarız.
halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...
insanın köklü bir değişim, elde ediş ya da kaybediş gibi hayatını gözden geçirmesine ve değerlendirip başka bir bakış açısıyla bakmasına sebep olan keskin olayların içindeki anlardır. her zaman kötü algılansa da değerini görebilecek insanlar için aslında bazen hiç bir ana değişelemeyecek güzel anlar da olabilir tabi.
(bkz: sevgi)
çoğu zaman etkisi kısa sürer maalesef. içinde bulunduğun an, belki 1 saat en fazla 1 gün sürer bu duygular.sonra uyur, uyanırsınız eskisi gibi devam edersiniz hayata. ki eğer o anın etkisi üstünüzden gitmiyorsa şanslısınız demektir ve hayatınız çok daha güzel devam edicektir. keşke herkesin üstünde kalıcı etkiler bırakmış olsa o değerli anlar..
insanın kendi cenazesini düşünmek...o kadar gelen kişinin üzülmesi yada
üzülme rolü yapması bile insanın hayatının değerini anlaması için yeterli bi düşüncedir.
evet sadece düşüncedir..bu düşünece de birazdan geçer ve herşey eskisi gibi olur.
herşey boş...
tam her şeyden vazgeçmişken, yaşamaktan nefret eder hale gelmişken,insanların çok kötü,kendinizin de çok yalnız ve aptal olduğunuzu düşünürken, karşınıza sizi hayata döndürecek harika bir insanın çıkması...daha önce "keşke bir an önce ölsem" derken, şimdi "inşallah kıyamet günü uzaktır" diye dualar edersiniz.gözlerine sadece bir saniye daha bakabilmeyi umduğunuz gün, hayatın değerini de anlamışsınızdır...
kankanızın deliler gibi sevdiği, uğruna hayatını vermeye hazır olduğu kızı, bir gece tesadüf eseri gittiğiniz bir mekanda başka bir çocuğa asılılırken, yavşarken, öpmeye çalışırken görmek. sonra kankanızla karşılaştığınızda ona bir şey söyleyememek, kızın konusu açıldığında masanın altından sımsıkı yumruklarınızı sıkmak içi içini yemek... ve şükretmek tanrıya.. bu iğrençliğin bir parçası olmadığınız için...
bir sedye üzerinde, ameliyathane kapısında, içeri alınmayı beklediğiniz an. çok kısa sürede çok şey düşünüp, gerçek anlamda hayatın kıymeti anlıyorsunuz.