hayat insana verdiklerini bir bir acıtarak geri alır, her mutlu gün için misli mutsuz gün. insana geçirdiği her keyifli günde şu soruyu sordurtur hayat, acaba bu güzel günlerin bedelini ne ile ödeyeceğim.
bu bazen sevdiceki kaybetmektir, bezen ebeveyni, bazen hayatı
edit: komik ve saçmada gelse alt alta toplayınca doğru sonucu veren olgu.
böyle durumlarda " ne oldu şimdi? yok yani, ben şahıs olarak, sen hayat karşısında bu kadar minik ve aciz iken, sen koca haşmetine bakmayıp niye benimle uğraşıyorsun? ne oluyor ben acı çekince, tatmin mi oluyorsun? kocaman bir göbeğin var da, onu tuta tuta gülüyor musun? ne? iyi mi oldu ağzıma ettin? senin dengen yerini bulacak diye şarttı, değil mi? ben var ya, senin gibi hayatın ızdırabını sikeyim!" şeklinde isyan eder insan. peki değişen birşey olur mu? olmaz. maalesef.