yanlış bir olaydır...her insanın her insanı terk etme hakkı vardır,sevmeme özgürlüğü,bıkma sınırı insanların sevişirken dahi göremeyeceğiniz yerlerinde saklıdır,günün birinde sevilen kişinin ve hayatınızı adadığınız kişinin sizin yerine başkalarını koyma gerçeği çok incitici olabilir ama mantıklı bir yaklaşımdır...hayatı birine adamış kişilerin o kişiler yerine değişik insanları koyma isteğinin ortaya çıkması bunların hepsinden kötüdür,kişinin sorumluluğunu sıfıra indirebilecek bu olay insan olduğunu anımsa süreçleri çok sancılı olabilir,kişiler kendine bir hayat adayan insanları pek sevmez hem kendine bir hayat dayatan ve daraltan insanları sevdiği sanırım net bir olgudur...
sevgiyle yapıldığında huzur verir, ömür uzatır.
özel bir çocuğa sahip olan annelerin gerçekten tüm hayatını, diğerlerinin de hayatının bir kısmını feda ederek yaptıkları eylemdir.
ömür boyunca yapılacak en büyük
hata.
ister sevgili olsun hayatın uğruna adandığı kişi, ister eş, ister çocuk, ister anne, baba, kardeş, dost... hatadır. bireysel olarak kendi hayatını süremeyen, bağımlı yaşayan insan mutsuzluğa gark olmaya mahkumdur. gün gelip de kazık yemesi, pişman olması muhtemeldir. şunu unutmamalıdır: insan yalnız bir varlıktır.
tabi bunun için öncelikle hayatınızı adayabileceğiniz, asla kazık yemeyeceğiniz, aldatılmayacağınız, her zaman yanınızda olacak, her sırrınızı verip gözünüz kapalı güvenebileceğiniz birini bulmak lazımdır ki , baya kasar.
bu nedendir ki; adamamak daha güzel olur. adarsanız da sözleşme felan ayarlayın lan ne biliyim.
- ayten hayatımı sana adamaya karar verdim.
* ay ayhaaan çok romantiksin.
- romantik olduğum kadar gerçekciyim de ayten. işte sözleşme .
* ay bu ne?
- gerçekciyim dedim demi ayten!?
hata olsa da olmasa da, boşlukta yüzmek gibidir. her an yerçekimi geri dönebilir korkusu vardır içinizde, ama yalnızca gözleriniz kapalı süzülürsünüz boşlukta, gerçekleri hiç hatırlamamak umuduyla.
günün birinde hayatınızı adadığınız kişiyi sana güvenmiyorum dedirtecek şeyler yaparsanız ve haklıysa, o size bundan sonra hayatını nasıl teslim edeceğini sorarken, siz onun adadığınız hayattan nasıl yavaş yavaş çıkıp gittiğini hisseder; içinizdeki pismanlık denizinde boğulup güvenini kazanmak için çabalar, affedilmeyi beklersiniz. siz onu çıkarsız sevmişsinizdir o da sizi. hayatınızı ona adadığınızdan zerre kadar pişmanlık duymazken ona aksini yaşattığınız için üzülürsünüz.kendinizi sorgular ve suçlarsınız. bir taraftan yaptığınız haksızlıktan utanırken bir taraftan açtığınız yaraları kendiniz sarmak istersiniz, usulca dokunup sarılarak. siz onun hayatı için anlamsızlaşırken, o sizin hayatınızın anlamıdır, hayatınızı ona adamak güzeldir.bunu bir kez daha anlarsınız.belki boşunadır, hakkınız yoktur ama bağışlanmayı istersiniz.