baharatlar...
karabiber, kimyon, tarçın...
bazen müzik dinlerken okunan bir şiir, ya da kitap okurken dinlenen bir müzik. sokakta yürürken kurulan bir hayal. hayali bir arkadaş, hayali evrenlerce arkadaş. türk kahvesinin yanında yenilen çikolata. biranın yanındaki beyaz leblebi. yemek yaparken konuşulan sebzeler. sulanırken şarkı söylenen çiçek. hatta mutfak fayansının üstündeki korkunç ama binlerce sırrı olan hamamböceği(tadını bilmiyorum lan nasıldır acep?). yağmur yağarken elinizi uzatıp dokunduğunuz yağmur damlaları. melekler elime konuyor diye sevinmek. melekler elime çarptı diye üzülmek... karıncalar gibi mekanik ve kontrollü bir şekilde ilerleyen insanların bazılarının yüzlerinde görülen bir tebessüm ya da acı ifadesi... herkesin duyguları olduğunu bilmek...
bazen sadece
jim morrison (ki aynı zamanda hayatı ölünesi kılan bir tattır, nasıl başarmıştır? en büyük merakımdır.), bazen sadece
oğuz atay, bazen sadece
edip cansever... bir kitabı tekrar okuma hevesi, bir melodiyi son bir kez daha dinleme isteği... intiharı ertelettiren, hayata tat veren ama onu sonsuz kılmayan tatlar... baharatlar...