istesen de, denesen de, kendince sebepler bulsan da olmaz ya sevemezsin işte. sebebi belirsiz bir ağrıdır kalbinde bu. tatminsizliktir belki de. mecburiyetler ve sorumluluklar da olabilir canını sıkan. içten içe kin beslersin hayata gülerken bile. eskiden küçüktüm, bu kötü his geçer sanırdım, şimdi otuzuma yakınım ama hala silinmedi izleri...
hayatı sevmemek olumsuz ne varsa getirir; olumsuzluklar hayatı sevdiremez; hayat sevilmezse olumsuzluklar çöker... derken bu paradoks göz göre göre devam eder.
(bkz:
hayat ne güzel vapurlar filan)
kendini sevememektir. kim olduğunu bilememek ve/veya kabullenememektir. barışması gerekir insanın kendisiyle, yaşadığı dünyayla. tutunacak birşeyleri etrafta değil, yakınlarda aramak lazım. memnuniyetsizlikle boyayınca gözlüklerimizi, göremiyoruz mutlu olucak birşey. evet boktan herşey. ama aynı zamanda da güzel birçok şey. aynı kendimiz gibi.
sevin olm işte kendinizi. hatta mıncıklayın, makas alın kendinizden. süperim lan diyin kendinize, n'olcak anasını satayım. ilk yalanınız olmaz ya.
sevilecek bir yanı yoktur da ondan. doğduğun andan itibaren büyümek zorundasındır.
nitekim büyürsün de biraaz. senin olan tüm sokaklar elinden alınır,okula başlarsın. herşey güzel gibi gelir en başta her zaman olduğu gibi. ama sonra aşık olursun karşı sınıftaki insana. utanırsın,aşk ayıptır ya. sonra unutursun da nitekim. sonra lise başlar,büyümüşsündür. sokakta metalcilerle karşılaşırsın,kitapda solcularla.
siyasi görüşlerin olur,müzik zevkin oluşur. aşkların olur,hemen başlayıp uzun sürede biten. bir tanesi fazla koyar sana,unutamazsın uzun süre. hele bir de okul çıkışı işe gitmek zorundaysan bu daha kötüdür. her adım attığında fabrikadan,13 yaşındayken patronun sana vurduğu yerin acır.
lise sonlara gelirsin. hayatı umursamıyorum dersin çünkü evinde seni hep kavgalar bekler sebepsiz. radiohead dinlersin sık sık..öncelikle metallicadan başlarsın tabi. öfke bir şekilde sindirilmeli. lise biter,üniversite olmazsa işe başlarsın. olursa okula. yeni arkadaşların olur,çoğu riyakar. eğreti mutlulullarla gülmeye çalışırsın. iş yerinde seni satan adamlar kadınlar olur. kesinlikle hayatında bir kaç kez allahını para sikmmiş bir patronun olur. sevdiğin kadın-adam artık gitmiştir. kişisel zırvalamalarınla bir sigara yakıp hayat bu mu lan dersin..
etilerde bir evde doğmamışsan ve babanın hisseleri çok değilse,hayat budur. fazlası değil.
sevilecek gibi ise hiç değil.
hayatı sevememek, insanların var olma amacını tanımlayamamasından kaynaklanabilir. her insan bu muammaya farklı reaksiyon gösterir. kimi umursamaz, kimi zaman zaman sorgular, kiminde ise takıntı haline dönüşür.
ayrıca bardağın hangi tarafına baktığınla da ilgilidir. dolu tarafını görenle boş tarafını gören ayrı pencereden bakar olaylara, yaşananları farklı değerlendirir. pozitif ve negatif düşünce farklı yansır psikolojilerimize.
belirsizlikler, sorular, sorunlar ruhunu karartır ve mutluluğu görmeni engeller. hayat bi garip işte...
tavşan dağ hesabıdır.
sevip sevmemeniz hayatın sikinde değildir. o akmaya devam eder.