kişinin kendisiyle baş başa kalmasıdır.
belki yorgunluktan, belki de başlayacak gücü bir türlü kendinde bulamamaktan ileri gelir hayatı sessizde yaşamak. kolay değildir elbet: bir tuşuna bir müddet bastığında "sessiz mod aktif" tarzı yazılar falan çıkmaz karşına.
etrafında olup bitenlere duyarsızsındır, etrafında olanların sana karşı duyarsız olduğunu düşündüğünden daha fazla. bir intikamdır; kişinin kendine kestiği bir ceza.
üzersin kendini ve diğerlerini, susarak. hayat hiç olmadığı kadar anlamsızdır. sadece yaşarsın. düşünmeden, düşünülmek isteyerek. arada bir gelen çağrı/mesajın titreşimiyle irkilirsiniz. kısa bir canlılık ya da...
sessizliğini bölen düşüncelerin fırlar ortaya birden: anlaşılmadığın ve hatta anlatamadığın gerçeği vurur yüzüne. biraz daha soyutlarsın kendini hayattan. sessizliğin büyük bir ses yatarmaktadır aslında, senden başka kimsenin duyamadığı.
zaman geçer, tekrar normale dönersin: günlük hayatın sığ koşuşturmacaları, yapmacık tavırları... sessizliğine son bir kez daha bakarsın;
"tekrar görüşmek üzere..."
hayatı sessizde yaşar gibi görünmektir.
zira hayatı sessizde yaşadığı düşünülen o insan aslında son ses açmıştır hayatı dışardan kimse duymadan coşkun bir şekilde kendi içinde yaşamaktadır.
sessizde olan hayat değildir pek tabii.sessizde olan reflekslerdir ve o refleksler sessizde çalışıyordur,yani aslında çalışıordur ama sessizde,yani bağırmadan çağırmadan kavga dövüşten uzak,içinden vererek puanını.
sessizliğimin saçma sesi
sadece cır cır böcekleri duyulur, ay ışığı aydınlatır içimi
hayatı sessiz yaşarım,
sessizliğin sesi duyulur.
yaz akşamları sahilde yıldızları saymak gibiyim ;
kıyısında yaşamın.
ben hep hayal ederim sessiz yaşamayı
isterim hep içten içe
hayal kurarım gece gündüz;
düşümde, ağustos ayında o böceklerin sesini duyarım, sessizliğin sesini.
(idiot, 10.01.2009 22:25)
çığlığını yutmak, içine atmaktır. tavsiye edilmez.
aynı zamanda huzurlu da yaşamaktır, bir işle uğraşırken bölünmemektir, kafa rahatlığıdır.
içten içe bir çöküşe sebebiyet verebilecek olası bir durumdur.bazen zorunluluklar yüzünden sessize alırız, bazen de çıkaracak bir ses bulamadığımızda kendi istemimizle alırız.her ne sebeple olursa olsun sessizliğin iyi olmadığından yanayım.
sesizlik=yok olmaya başlamaktır...
suskun bakışlarla bakmaktır etrafa. etraftaki sesleri bastırmaya çalışmak belki bunda başarılı olamamak ama susarak yaşamaya çalışmaktır. susmalar büyüse de içerde sessizliği aramaya çalışmaktır.
sessizliğin kalabalıklaştığı sırada üstü örtülmüş cümleler, büyük bir patlamayla çıkarlar saklandıkları yerden. sonra sessizlik
bulmacalarda sorulur ve kimse bilemez karşılığını. sonra karşılığı olmayan bir hayat içinde beklentisizce süren bir yaşam sessizlik içinde son bulup, bilinmeyenliğe doğru yol alır.
yutkunurken zorlanmaktır.
hayatı sessizde ya da seslide yaşayabilmek için doğal olarak önce bir hayatınız olması gerekir. size ait, size dair, çooook uzaklardan bile gözlendiğinde evet bu onun hayatı denilebilmelidir. bunun içinde içini neyle dolduracağınız kadar hatta daha da önemli olan soru şudur ki dışarıya karşı kendinizi nasıl koruayacaksınız? çeperiniz ne olacak?