ghibli studio bünyesindeki japon anime uzmanı, aşmış kişilik, eli öpülesi mübarek şahıs. hotaru no haka (grave of the fireflies), sen to chihiro no kamikakushi (spirited away), princess mononoke eserlerinden bazılarıdır. spirited away ile oscar kazanmıştır ayrıca.
çizimlerinde bol bol aşk ve sevgi temaları bulunan, yüksek hayalgücü seviyesi ve filmlerine aktardığı fantastik öğeleri ile anime sever izleyicileri kendinden geçirten, bu konuda belki dünyada parmakla gösterilecek bir yeteneğe sahip, gerçekten de filmlerinden çok etkilendiğim bir sanatçı, anime çizeri..
muhteşem bir hayal dünyasının sahibi. doğa tasvirlerinde anime dünyasında üstüne tanımam. insanın içini huzurla doldurur bu kişi. eserleri oldukça doludur, estetik açıdan da izleyiciyi tatmin eder.
genelde çok fazla altmetin içeren yapıtları olan , kodamaları dünyaya tanıtıp sevdiren animasyon yönetmeni.bir diğer şirin karakteri için (bkz: kabakkafa).
(bkz: ailecek izliyoruz)
japon anime filmlerinin ve mangaların en büyük ustalarından (hatta bana göre en büyük ustası) biri olan miyazaki 1963 de kariyerine başlamış 1985 yılına kadar farklı stüdyolarda çalışırken uzun metraj filmler olarak şu projeleri gerçekleştirmiştir;
daha sonra 1985 yılında kendisinin bu oluşumda öncü olduğu studio ghibli kurulmuş ve bu dönemden sonra da uzun metraj olarak şu çalışmalarıyla karşımıza çıkmıştır;
studio ghibli'yi kurduktan ve aşmışlığını dünyaya kanıtladıktan sonra stüdyosundaki bilmem kaç yüz çekirgeye senseilik yaptığı,artık hayal gücünü konuşturduktan sonra "şu şöyle olacak,bu da böyle" deyip animeleri pıtır pıtır onlara yaptırdığı duyulmuştur.ghibli'nin logosu olan kedi,dünyanın en aşmış,en güzel çizim kedisidir adeta.
anime izlerken japonca öğrenememiş kısmısındansanız sevdiğiniz filmlerinin adlarını şöle sölersiniz..
japon mitlerini dünyaya tanıtan hayal gücüyle çizgisini muazzam bir şekilde birleştiren yaratıcı kişilik. filmlerini kendi yazar, çizer ve yönetir. bir de uçmaya meraklıdır.
grave of the fireflies ağlatır. bir savaşın ne demek olduğunu grave of the fireflies da o 2 kardeşin gözlerinde görürsünüz. film başlarken 2 kardeşinde öldüğünü öğreterek başlar ama yine de içiniz burkulur sonunda. muhakkak izlenmesi gereken bi filmdir.
kendisijaponya nın bize vermiş olduğu en büyük hediyelerden biridir.2006 yılında oscar komitesi üyeliğine davet edilmiş ancak bu teklifi +ben daha o kadar yaşlanmadım diyerek reddetmiş ve bizleri diskoya götürmese de,bu cevap karşısında diskoya gitmiş olduk dedirtmiştir.şu anda 65 yaşında ve küçük bir çocuğun sahip olduğu bütün hayal gücüne sahiptir.
her yeni çizgifilminde mükemmele biraz daha yaklaşan, izliyorum diye benle dalga geçen arkadaşlarıma zorla izlettirdiğimde, diğer filmlerini de mutlaka birlikte izlediğimiz güzel insan. film müziklerini de ayrı bir güzel seçer ayrıca... dünyalarındaki gerçek-dışı olayları çizgi filmin başından itibaren o kadar güzel ve uysal bir şekilde sokar ki beynimize; kiki'nin uçan süpürgesiyle kargoculuk yapmasını (bkz: kiki's delivery service), mononoke'nin kurt-tanrının manevi evladı olmasını (bkz: princess mononoke), bir cadı tarafından yaşlı görünmeye zorlanmış sophie'nin yürüyen bir şatoda büyücü howlun temizlikçisi olarak işe başlamasını (bkz: howl's moving castle) ya da -bana göre kendini aşmış olduğu bol ödüllü animesinde- chihironun aç gözlülükleri yüzünden domuza dönüşmüş annesiyle babasını kurtarmak için tanrıların yıkandığı bir hamamda çalışmaya başlamasını (bkz: spirited away) -bu düşünce izlemeyenlere ne kadar garip gelirse gelsin- sanki günlük hayatımızda da yaşıyormuşuz gibi sessizce, başkaldırmadan kabulleniriz miyazaki sayesinde.
hakkında konuşulduğu zaman ceket iliklenmesi gerektiğini düşündüğüm ulu önderdir.özellikle doğayı korumaya karşı bir bilinçaltı kompozisyonları oluşturarak sembolikte olsa bu konuda bir şeyler başardığını kabul etmek gerek. ne var ki japonya küçük adacıklardan oluşan bir ülkedir dolayısyla doğa için ayrılan alan nüfus yoğunluğu yüzünden epey bir azalmaktadır. gönül isterdi ki her ülkenin bir hayao miyazakisi olsun.
animelerinin sonunu hep açık bırakan yalnız bu özelliğini howl s moving castle animesinde bozmuş ve mutlu-kesin bir şekilde sonuçlandırmış olan üstad...anime deyince akla gelen ilk kişi...bir de oğlu vardır goro miyazaki...o da iyidir babası kadar olmasa da... 2007 istanbul film festivali canlandırma kategorisinde filmleri yayınlanmıştır.yaptığı animeler tekar tekrar izlenilesidir...
animelerinin yüzde 90 ı dişi karakterler etrafında dönen anime üstadıdır. bir erkek yetiştirirsen bir birey; bir kadın yetiştirirsen bir aile yetiştirmiş olursun. ilkesini baz almış diyebiliriz. helal olsun ammına koyim.
lisedeki bir arkadaşım sayesinde tanıştığım, onunla birlikte teknosa'daki televizyonların bir saat başında kalıp animelerini izlediğim, oğlu da animeci capan usta.
anime nin bana göre dünya üzerindeki en iyisi(ben dünya üzerindeki tüm animecileri ezbere bilirim tabi)
lakin şöyle garip bir özelliği vardır filmlerinin. bir çok filmin adında mutlaka bayan baş karakterin adı geçer. şöleki:
nausicaa of the walley of wind - prenses nausicaa
laputa the castle in the sky - bunda yok diyodum tam filmin sonlarına doğru laputa kızın soyadı çıktı.
mononoke hime - prenses mononoke
kiki's delivery service - (bilin bakalım kim burda da)
2008 yazında gake no ue no ponyo adlı filmi gösterime girecek olan üstad.
filmde anlatılacak olan, insan olmak isteyen bir balıkla bir çocuğun arkadaşlığı.heyecanla bekliyoruz gösterimine daha bir sene olmasına rağmen.beklentilerimizin boşa çıkmayacağına eminim.ancak bu filmin üzücü bir yanı var. o da;hayao miyazaki nin son uzun metrajlı filmi olması...umarım oğlu* kendini biraz daha geliştirir de animenin hası denilen miyazaki yapımlarından bizi mahrum etmez.
karakter mucidi, taşlama ustası. ince ruhlu ama hırslı erkekleri; güçlü, zamanla mücadeleyi seven, sabırlı kızları vardır. şiddeti şiddetle, nefreti nefretle taşlar. iyi ve kötü yoktur onun animasyonlarında. iyi de kötü de aynı bedende buluşur kimi zaman. gerçek dünyada karşılaştığımız gibi.
bütün filmleri birer başyapıt olan insan üstü yönetmen kişisidir.ayrıca castle in the sky filmiyle beni benden almıştır.bu filmin bi de joe hitashi'nin yaptığı soundtrack'i vardır ki muhteşem! kimi wo nosete
seni taşıyor
ano chiheisen kagayaku no wa
ufuk parlıyor
dokoka ni kimi o kakushite iru kara
bir yerlerinde seni sakladığından
takusan no hi ga natsukashi no wa
bir sürü ışığı oturup beklemem
ano doreka hitotsu ni kimi ga iru kara
içlerinden birinde senin olmandan
saa dekake you hitokire no pan
ve çıkıyorum yola bir dilim ekmek
naifu rampu kaban ni tsumekonde
bir bıçak ve bir lambayı çantamın içine koyup
tou-san ga nokoshita atsui omoi
babam bana yaman arzusunu bıraktı
kaa-san ga kureta ano manazashi
annem o bakışları verdi
chikyuu wa mawaru kimi o kakushite
dünya dönüyor seni saklayarak
kagayaku hitomi kirameku tomoshibi
parlayan gözler,pırıldayan ışıklar
chikyuu wa mawaru kimi o nosete
dünya dönüyor seni taşıyarak
itsuka kitto deau bokura o nosete
bir gün mutlaka karşılaşacağız bizi taşıyacak