|
|
- (bkz: ghost ship)
- batık bir gemi. külleriyle idare ediyoruz şimdilerde.
"başka bir dünya olduğuna yemin
edebileceğiniz o açık denizlerin gecesinden
çıkıp gelen hayalet geminin sisli şehir
caddelerinde, köy mezarlıklarının tarlalarla
kesiştiği boşluklarda, çocuk parklarında ve
kurgusu boşalmış luna-parklarda, sandalyeleri
ters çevrilmiş meyhanelerde, okuyucuları
çoktan yokolmuş kütüphanelerin ıssız
koridorlarında gezindiğini mutlaka birileri
fısıldamıştır kulağınıza. hatta geceleyin
birdenbire havlayan köpeklerin neden
ürktüklerini o zaman hissetmişsinizdir.
ya da tüm bunlar uyku ile uyanıklık arasında
yaşanan türden bir hayal..."
edit: linkin yazılı olduğu giri uçmuş. burdan yakın;
http://www.hayaletgemi.com/
- 90'larda çok önemli bir boşluğu doldurmuş olan alacalı bir gemi. tayfası ve kaptanı ile birlikte dinlenmeye değer, kalbe dokunur sayısız öykü yarattı, sayısız okyanustan kimi zaman yara bere, kimi zamansa güle oynaya geçti ve en sonunda da derin bir dinlenmeye çekildi. hala yerini doldurabilmiş bir dergi çıkmış değil. bir ara düşe yazma bunu başarabilcek gibiydi ama o da çabuk pes etti.
(bkz: kente yeni bir masalcı lazım)
- henüz ilk sayılarında, edebiyat sahnemizin kalantorları tarafından - kendilerinden icazet alınmadığı için olsa gerek - "büyük bir ukalalık" olarak nitelendirilmiş hayalet gemi. sırtlarını dayamadıkları için de uzun süre zor koşullar altında basılmıştı dergi. baskısı, dağıtımı, bayi payı vs. derken kalabalık bir ilüzyon içinde bırakıp ayrıldılar bu limandan.
- abartmış olmayayım ama edebiyat tarihinde en iyi dergi neydi derseniz...hiç kuşkusuz o hayalet gemidir.onu kelimelere dökmek istemiyorum..yeterince anlamsız olur dökmeye çalışsamda.
ancak en büyük üzüntülerimden birisidir hayalet gemi yi internet üzerinden okumuş olmak ve onun hiç bir sayısına sahip olamamak..o yeni çıkacak sayıyı heyecanla bekleme duygusunu yaşayamamak..
sırf bu yüzden rolle inanılmaz bir tutkuyla bağlanıyorum.hayalet gemide ki burukluğumu onla telafi etmeye çalışıyorum.niyeyse çok gaza geldim birden şöyle bitireyim bari giriyi..
yaşasın sararan sayfalar..
- gün geçikçe yokluğu daha çok hissedilen dergi oldu kendileri. öyle sanıyorum ki, o garip yılların üzerinden bunca zaman geçmişken, o öykülerle büyüyenlerin pek çoğu hala kendisine gelebilmiş değil; bir zamanlar hayalet gemi'nin tılsımlı öyküleri arasında kendisini yitirmişler şimdilerde yeni bir liman aramakta, ama çok kalmadı, fazla kalmadı; kimse artık öyle öyküleri bir araya getiremiyor, kimse artık loş bahçelerden konuşmuyor..
hayalet gemi ile kalbi sıkışanların pek çoğu yollarından vazgeçeli çok oldu, geriye kalanlarsa her gün daha çok susuyor biraz daha. sahaflar hala yerli yerinde, ama öyle yorulmuşuz ki, sahaf kokusunu içimize çekmeye korkar olduk artık..
geçen gündü, kendimi tutamayıp o sahaflarla dolmuş eski pasaja attım kendimi. kitaplara bakmak, kendimi oracıkta kaybetmek için değil ya da afili eserler bulmak için de değil; o birikenler, peşinden koşulan ışık hala orada mıydı bilmek istedim.. eskiden çağıran fısıltının yaşadığından emin olmak istedim, bekliyor muydu hala, yeniden düş kurmaya dönebilir miydik, doksanlarda yitirdiğimiz o ahşap yabancılaşmışlıkların içine?!
koşar adımlarla daldım içeri, kafamı fazla kaldırmadan, uçarcasına girip uçarcasına çıktım sahaflarla dolmuş o eski tanıdık pasajdan.. ve ama oradaydı işte, hızla yanlarından geçerken hissettim o tuhaf sohbetleri ve "yola geri dön" uğultusunu, zayıflamıştı, güçsüzdü ama başkalaşım hala yaşıyordu, çok zayıflamış ve müridlerinin çoğunu kaybetmiş ama ordaydı dedim ya, hayalet gemi de ordaydı..
zevkten delirmişçesine çıktım yeniden sokağa, mp3 çalarımda bohem bir rapsody içlenirken, "biliyorum biliyorum" dedim, "bekleyin ama, bir gün çağıracağım büyük umutları*, eve döneceğiz!"
|