yapabileceğiniz, başarabileceğiniz şeylerin sınırlarını genişleten bir aktivitedir. ancak eğer dikkatli olunmazsa hayatınızı ele geçirip onu çocuk oyununa çevirebilir.
hayal edenin arzularına göre düzenlenmiş gerçek olmayan dünyada yaşamaktır. insanlar gerçek yaşamda ulaşamadıkları şeylere hayallerde ulaşmaya çalışırlar ve eğer bu hayaller gerçek olabilecek türden ise hayal kurmak gerçeğe ulaşmak için başlangıç olur. uzun vadeli hayal kurmak insanları ateşler,gaza getirir. hayalleri gerçekleştirmek için bütün gücüyle çalışmaya başlar insan. bazıları başarısız,bazıları başarılı olur.
karanlık bir yolda seyir halindeyken arabamızın yaktığı farlardır. ister kısaları yakalım, akşam sevdiğimiz kızla ilk buluşmamızın hayalini kuralım ister uzunları yakalım, onunla beraber gelecekteki mutlu evliliğimiz gözümüzün önüne gelsin.
kör bir insanın duydukları, duyumsadıklarıdır hayal kurmak. onu hayata bağlayan diğer duyularıyla görünmeyen dünyayı hissedebilmesidir. yağmurun sesi, rüzgarın cama vuruşudur...
bu hayatta insanlar tarafından her zaman hor görülmüş, şansı yüzüne bir kere bile gülmemiş, yarı aç yarı susuz yaşayan biçarelinin bir yandan hayattan nefret ederken bir yandan ateşi hiçbir zaman sönmemiş arzularıyla toplumun başında kendini görmesidir.
rüzgarın, yaz boyu, yaprağına kavuşacağı hazan günlerine kadar duyduğu özlemdir. kurulan hayaller, duyulan özlem o kadar güçlüdür ki güz mevsimi gelince yaprak rüzgarın duyduğu aşk karşısında artık direnemez, teslim olur ve yapraklarını döker.
hayal dine, dile, ırka, paraya, yaşa bakmaz. herkese göz kırpar. o yüzden adaleti büyüktür. yeryüzündeki dengeler onun elindedir. karşılığında tek istediği şey vardır. o da kendine ihanet edilmemesi.
çoktandır hayal kırıklığına uğrama korkusunun aklımı içten iç kemirmesi nedeniyle gerçekleştiremediğim olağanüstü eylem.küçükken her gece yattığımda kendimi 23 nisanda çocukların dans ederken giydiği pembe kabarık elbiseler içinde hayal eder,yüzümde hafif bir gülümsemeyle dalardım uykuya.sabah hatırlayamadığım rüyalarımda da olurdu sanırım o elbise.ben büyüdüm ve öyle bir elbisem hiç olmadı..(burası biraz küçük emrah gibi oldu insan düşünüyor da "okula gitmek için önlük alamayan çocuklar varken sen de kim oluyorsun diye" ama insan çocukken anlamıyor böyle şeyleri mazur görmek lazım* )
şimdi geri dönüp de baktığımda biraz da kendime acıyarak gülüyorum çocukluk safsatalarıma.sanırım çocuklukla büyüyüp "yetişmek" arasındaki belirgin setlerden birini oluşturuyor hayal kurmak,hayal kurmaktan vazgeçiyorsunuz, kabul ediyorsunuz,değiştirmeye çalışmaktan vazgeçiyorsunuz...aynı zamanda burukça el sallıyorsunuz,artık iyice flulaşmış umutlu ve sıcak hayalleriyle mutlu çocukluğunuza.
+ sonra pembe panjurlu bi evimiz olur...
- ve içinde sevişiriz.
+ garajında bi spor araba...
- ve içinde sevişiriz.
+ arka bahçesinde bi havuzu da olsun aşkım...
- ve içinde sevişiriz.
+ aklın fikrin sevişmekte nihat.
- ya ceyda bak ne dicem...
+ olmaz!
- ya bi kerecik...
+ o ne be?
- dayanamadım.
çoğu zaman yaşanması mümkün olmayan konularda kurulan şeylere denir hayal diye. ama öyle bir an gelir ki, yaşamaya asla doymadığın şeylerin hayalini kurmaya başlarsın. öpersin sevdiğini; daha dudaklarını çektiğin an başlar özlemin.hayallere dalarsın bu kez. hayallerle avunursun sonraki öpücüğe kadar...
sıfır maliyetle dertsiz tasasız tüm olumsuzlukların yok sayıldığı durum.kurmasına kurmak güzel de kırıklığa geçip de hayal kırıklığı oldu mu işte o kötü.çok kötü hem de
başkalarına anlamsız ve zor gelen şeyleri yapmak bir yetenektir. ama yetenekli olan kişilerin bile olanaksız olarak isimlendirdiği şeyleri yapmak ''deha'' demektir.
hayal ettiğimiz sürece varız. hayaller bitince, toplanıp gitmek lazımdır.
eğer çok fazla yaptığınız bir eylemse zaman zaman gerçekle karıştırabilirsiniz. insanlara verilen en güzel özellik. asla olmayacağını düşündüğümüz şeylere sahip olduğumuz, bizim yönettiğimiz ve bizim sözümüzün geçtiği bir krallık hayal kurmak.