bu girinin girildiği günlerde televizyonlarımızda reklamlarda görülmeye başlanmış bir otomobil yağ katkısı firması.
ayrıca amerika birleşik devletleri* adıyla andığımız coğrafi bölgedeki güç delisi insanlar tarafından sevilen hayvan. her amerikan filminde kullanılır. hawk deyince, hele bir de black hawk (kara şahin) falan mazallah hemen orası akla geliyor artık maalesef.
4.nesil yepisyeni cillop yazar. kendisi çocukluk arkadaşı, karşı komşu, ilkokul arkadaşı vs. dir. ilk girin ben olayım istedim (bu laf ağzıma nerden dolandı ara ara bulamadım).
sinemada telefonunu açık bırakan bir insan. hadi bıraktın diyelim. normal insanlar ne yapar? açık bıraksa da sesini titreşimini kapar koyar bi kenara. ona da gerek yok aslında. nedir yani 3 saat kapasan telefonu ne olur? neyse hadi açık bıraktın. bari cevap verme be öküz. bildiğin şehir magandası. bi de sesler geliyo diyorum sinemadayım diyo. bi de cevap veriyo.
hoşgelmiş yazar.
kendileri benim pek uzun zamandan beri manevi kardeşim olur. ne hoş tesadüftür ki burda karşılaştık..
dünya tatlısıdır
gelinleri bana el öptürmeye getirir ben destur verirsem olur o iş
gerçek hayatta da niki gibi şahin olan adam. saç şekli olsun, vücut yapısı olsun tam bir avcı kuş. ama bir o kadar da sevecen, hoşgörülü ve güleç. allah sabibine bağışlasın. amin.
müslüm gürses sevgisi ve diskografi bilgisiyle gönlüme taht kuran adam. insan çift kulaklık çıkışlı bir walkman'den birlikte esrarlı gözler, itirazım var ve topraklara gömeceğim dinlemek istiyo deniz kıyısındaki kayaların üstünde ufku seyrederken.
doğal harekleriyle beni güldüren sempatik yazar. organizatör olarak baş köşeye kurulunca biraz uzak kaldım kendisine ama diğer zirvelerde bunu telafi etmeyi ummaktayım
kumarda kaybetmesiyle aşk hayatı konusunda atıp tutulabilir yazar. he bi' de 50 kuruş borcum var. tuvalet ısmarladı kendisi bana. sıkışırsan gel abi, hela kapım daima açık. *
götümü zor kurtardığım anda götü benimkinin hemen yanında olan arkadaş. samimi lan.
yer: karacaahmet mezarlığı devamında üsküdara doğru olan yol. evet o karanlık ve aradan giden. yok sadece geceleri karanlık.
dallamalar: hawk ve ahmet karaca
yorucu bir halı saha maçı bitirilmiş kan ter içinde kalınıp çaylar içilmiş yola düşülmüştür. başka bir maça yetişecek olan hawk ve taksim'de ikinci bir programa dahil olan ahmet karaca yola erken koyulur.
çıkmadan da camel'la aralarında şu diyalog geçer.
ahmet karaca: olm camel biz yolu bilmiyoruz. nerden gidicez?
camel: abi şurdan bu tarafa doğru gidiceksiniz.
a.k. : peki abi.
10 dakika kadar hangi durak diye hawkla cebelleştikten sonra genciz, güzeliz, feci sikeriz denir ve üsküdara doğru yürünmeye başlanır selimiye'den. bu fikri de onlara yaşlı bir amca vermiştir ki hiç tekin değildir.
evet yeter bu kadar ironi biliyorum ama seçtiğim kullanıcı adının bulunduğumuz mekanla hiçbi ilgisi yoktu. yoksa ben manyak değilim gideyim olay çıksın diye karacaahmet'te gece gece gezinmiyorum.
neyse efendim. karanlık yoldan gidilir. bu sırada feci tırsılır. ordan gelirlerse bu tarafa falan diye planlar yapılır. taksi tutulma planları yapılır. cepte üsküdara yeticek para olmadığına karar verilir. yürünür.
tam sonuna geldik derken üsküdar gençleri görülür 5 tane. arada minibüsü bırakıcak şekilde yolun karşı tarafına atılacakmış gibi feyk atılır. gençlerin olduğu tarafa geri dönülür. ve şu diyalog geçer.
hawk: lan bence hemen bakkala girelim.
karaca: yok lan taksi geldi ona binelim.
hawk: ananskim geliyolar lan kaç kaç kaç.
neyse. bi takım kısımları unuttum sanki. ama aşağı yukarı böyle oldu.
anımdır.
yorum değildir.
zorlarsanız ağzı ve davranışlarını değiştiren, kendine güveni tam olan yazardır. sizi kırmaz, neşelendirmek için çekinmez, istiklalin göbeğinde omzuna bir şal atar, memelerini elletir, üstelik benden güzel kıvırtarak yürür. *
lafını böler, dinlemezseniz tehdit eder; suratına atıcaam şimdi fındıaaaa!!
çerez tabağına eğilip "hangisi 'fıstık'" diye soran türkçesi yetersiz kuzenime ise "fıstık o" diyebileceğim kadar can ayakındır.
sözüne güvenilmemesi gereken, satış potansiyeli yüksek (oğlum maça kesin geliyorum deyip maç öncesi sırra kadem basabilir), küfürbazın teki. ama şeytan tüyü var bu çocukta
tavla oynamayı bildiğini sanan hatta sadece tavla değil batak, king, koz maça ve okey oynamayı bildiğini sanan yalandan kahve kültüründen dem vuram yazardır kendileri. insan bir tane oyunda başarılı olurda bu kardeşini yener anam, yok. yenemiyor hep yeniyorum. ben bile sıkıldım yenmekten. hadi tavlaydı, okeydi diğerleriydi şans işi diyorum bari satrançta kendini geliştirmeye bak. saatlerce evde çalışıyorsun beni yenmek için ama nafile olmuyor. * kıskanıyorsun beni biliyorum zar atışımı taklit etmeler falan hatta batakta kupa, maça, karo, sinek şeklinde dizmemi bile taklit ediyorsun ama bunları taklit ederek de yenemezsin beni ben gülüm..
işin kahve kültürü boyutunu geçersek gerçekten babacan adam ama. yenildikten sonra ağlaması dışında. oturup saatlerce muhabbet edilir kendisiyle, sıkılmıyor insan. hele bir de ortamda camel'da varsa al işte sana doyumsuz muhabbet. maçtan (her ne kadar kendisi fenerbahçeli olsa da kendisine beşiktaş'a duyduğu saygıdan dolayı saygım var bu konuda.), karı kızdan her şeyden bahsedilir ama geçen bi' felsefik konuşalım dedik, ede'ye, robbiefowler'a falan özendik elimize gözümüze bulaştırdık. olmadı yapamadık. camel'ın en felsefik sözü olan "ben hayatta üç şeye önem veririm -am, -göt, -meme" demesiyle felsefeden ne kadar anladığımız ortaya çıktı.
muhabbeti güzel dedik ya neden güzel peki. adam alıngan değil ilk başta, küfürü seviyor. adama top diyince "ne topu lan" diyeceğine "efeduumm canumm" diyerek taşşşşağa sarıyor. gay muhabbetini çok güzel yapıyor zaten. hayır gay falan değil bildiğin taş fırın erkeği tabiri caizse ama ibneye yakışıyor. isteyen zirvetör'den hawk'ın resimlerine bakabilir yani. denemesi bedava..
beşiktaş'ın ortam çocuğu herkesi tanıyor allahsız. ben beşiktaşlıyım, ben o kadar takılıyorum oralara yok anam bu topaç büfecisini, ebesini, dedesini herkesi tanıyor. beşiktaş balıkçılar çarşısının önünden yürürken aslında yürüyemezken 50 kere duruyoruz. alıcam bir tane bere onla dolaştırcam bundan sonra beşiktaş içinde. 3 dakikalık yere 50 dakikada gidince olmuyor.
ha bir de kendisine votka sözüm var onu bu geldiğimde çıkan aksiliklerden dolayı getiremedim ama haziranda elinde bil. en köpek öldüreninden, en yamultanından bir tane getireceğim de feleğin dönsün belki aklın başına gelir. dönmese de ben onu böyle de seviyorum lan, canımsın, bebişim..