hauru no ugoku shiro   

adana çık aradan

  1. hayao miyazaki yapımı japon çizgi filmi. !f istanbul dahilindeki ilk gösterimi 18 şubatta yapılacak. merakle bekliyoruz.
    (marla singer, 18.02.2005 18:07)
  2. yarını dört gözle beklememe sebep olan film. miyazaki ustadan bir başyapıt bekliyoruz.
    (sindaannun, 19.02.2005 00:03)
  3. 'spirited away' adlı süper japon animesinin yaratıcısından, yine süper olduğuna inanılan çizgi film.
    (famenoth, 19.02.2005 19:50)
  4. savaş, aşk, sevgi ve huzurun konu alındığı çok başarılı anime. bazı sahnelerde dialog kullanılmadan o kadar derin şeyler ifade edilmişki, insan hayranlık beslemeden duramıyor. bazı durumlar da ise, iki cümle, yıllardır dünyanın içerisinde bulunduğu durumu ortaya koyuyor.

    küçük çocuk: savaşı kazanıyormuşuz, gazetede öyle yazıyor!
    çöplük cadısı: buna aptallar bile inanmaz...
    (marla singer, 20.02.2005 01:21)
  5. trafikte takılıp 10 dakika gecikince film milm izlenemiomuş.bana bunu gösteren film.neyse ki arkadaşta divx i varmış.
    (stars giggle meh every nite, 22.02.2005 14:01)
  6. miyazaki ustadan yeni bir büyüleyici şaheser.
    (sindaannun, 22.02.2005 21:56)
  7. çok çok güzel bir animasyon filmi..

    tabi bu benim şahsi fikrim nitekim miyazaki amcamız (bkz: hayao miyazaki) yine izleyicileri fantastik dünyası içine almış ve spirited away'de kaldığı yerden devam etmiş..yüksek bir fantezi barındıran, hayalgücünü zorlayan ve izledikçe insanın ruhunda çok hoş tadlar bırakan bir animasyon filmi yaratmış..

    miyazaki imzasını filmin her karesinde hissediyorsunuz..yine ana tema aşk ve sevgi üzerine kurulu, yine çok çok yakışıklı, kadınımsı çizgiler taşıyan karizmatik, şık görünüşlü erkek karakterler, yine küçük sevimli bir kız *, tadlı tadlı yaratıklar, cinler, periler, kötü gözüken ama asıl cevabı içinde saklayan karakterler, ilk başta anlamsız yaklaşılan ama yüklenilen duygu ile anlamını zirveye taşıyan öğeler, yürüyen ve çıkışı her zaman değişen kale gibi fantastik nesneler, uçsuz buçaksız bir hayalgücü ve haz duyulan bir son..

    !f film festivali çercevesinde gösterimdeydi, seans olarak bilemeyeceğim ne zaman nerde oynayacağı ama anime film severlerin kesinlikle kaçırmamamsı gerektiği düşündüğüm bir yapıt olmuş..takdir ettim..

    (bkz: spirited away)
    (zeus, 22.02.2005 23:11)
  8. 3 mart'ta crak dahilinde süt ve kurabiye eşliğinde gösterimi yapılacak yapıt.
    (marla singer, 28.02.2005 17:26 ~ 03.03.2005 21:44)
  9. öncelikle yaşlı kadın tiplemesi çok başarılıydı. kadının "siz gidiyorken ben asfalt döşüyordum" tarzındaki bilgiçlikleri, yaşlı bir vücutta aşkla genç kalabilmiş olan çocuksu ruhu, ve diğer karakterlerin de tüm garip ve fantastik özellikleri çok iyi düşünülmüş, seyirciye de çok güzel bir biçimde aktarılmış diye düşünüyorum. barış mesajları da diyaloglara güzelce yedirilerek verilmişti. bence büyüklere bunun gibi daha çok çizgi film yapılmalı.
    (amorph, 28.02.2005 23:16)
  10. spirited away kadar doyurucu olmayan, yine de çok güzel olan anime. miyazaki'nin hayal gücü yine çok yükseklerde tabi...
    (neverland, 01.07.2005 00:09)
  11. (bkz: howl's moving castle)
    (zeus, 29.12.2005 19:28)
  12. benim de böyle bir şatom olsun, şatoya da gerek yok minicik bir ev de yeter, böyle kapısı sadece istediğim yerlere açılsın, bir gün yemyeşil çimenlerin, ağaçların arasına karışayım kapımı açınca, bir gün gökyüzünden seyredeyim istanbul'u, bir gün ayvalık'a açılsın kapısı, bir gün hiç bilmediğim bir yerde bulayım kendimi... yanımda da sevdiğim insanlar olsun, onlar onlara karşı neler hissettiğimi bilmeseler bile, anlatamasam bile, benimle olsunlar... böyle duygularla çıktım sinemadan bu harika şaheseri izledikten sonra. büyülü bir dünyaya gidip geri gelmiş gibi oluyor insan. mutlaka izlenmesi gereken bir çizgi şaheseri bence.
    (mazzo, 04.07.2006 20:04 ~ 20:05)
  13. herşeyiyle her sahnesi, her repliği, her karakteri ile eksiksiz muhteşem hayao miyazaki baş yapıtı.
    (julien, 08.10.2006 12:59)
  14. cnbc e de de gösterilen macera, fantazi ,komedi ve drama türlerini içinde barındıran anime film..
    (uzun kesilmiş kereviz, 05.02.2007 14:06)
  15. filmi izlerken insanın aklından ve kalbinden o kadar çok şey geçiyor ki, bu filmi anlatmak imkansız gibi. ya hakkında upuzun bir destan yazmak lazım, ya da tek bir harf bile koymamak gerekir. sırf japonca anlamıyorum, altyazı takip etmek istemiyorum diye, anime izlemeyi reddeden benim gibi salak bünyeleri bile göt edecek kadar başarılı. düşünmeden edemiyorum, hollywood sinemasının klişelerinden kurtulmuş bu mükemmel film sıradan bir anime mi, hepsi böyle mi, yoksa eşi benzeri olmayan bir sanat eseri mi bu. film biteli neredeyse 30 dakika oldu ama hala etkisini atamadım. ben de işaret parmağıma o yüzükten istiyorum. bir tane de sürekli bana yardımcı olacak bir korkuluk. bir de şömine yaptırıp calciferalacağım en kısa zamanda. karşılığında da kendimden bir parça vermem gerekse, tüm saçlarımı verebilirim.

    filmin konusu ise özetle şudur: aşk tüm büyülerden, tüm nazarlardan güçlüdür. o her şeyi yener. temanın bu olduğu düşünülürse,, sevgiliyle rahat rahat izlenebilecek bir film. belki de sevgiliyle birlikte izlenmesi gereken ilk film. tabi sevgilinin yanında film izleyebilme yeteneğine sahipseniz. yoksa bu mükemmel filme yazık etmiş olursunuz. film yerine sevgili izlemeye kalkmayın, bu filmi izleyin.

    en güzeli güzel sözlerinden bazılarını yazıyım hikayeden bahsetmek yerine. zaten bunlar filmi izleyenlere en can alıcı sahneleri hatırlatacaktır. japonca söz yazamayacağına göre buyrun altyazılardan alınmış, spoiler teşkil eden sözleri:

    -kayan yıldızı yakalayan kalpsiz adam, kalbin benim olacak.
    -döktükleri tüm gözyaşlarını hemencecik unuturlar.
    -öfke nöbeti hiç kimseyi öldürmez.
    -bir kalp taşımak ağır bir yüktür.
    -bu kadar geciktiğim için üzgünüm. bütün bu zaman boyunca sen bekliyordun.
    -ağlamamı durduramıyorum.
    -en iyi alev, zorluklarda en fazla parlar.

    - yapraklardan yayılan günışığı gibi
    dört bir yana saçılsak da
    aramızdaki aşk
    ebediyen yaşayacak.
    şimdi yalnız olsam da
    yarınlarım bitmeyecek,
    tıpkı senin bana gösterdiğin
    karanlıkta gizlenen şefkat gibi.
    nasıl olduysa kaybettim
    anılarımın arasında seni.
    bir ırmağın kahkahasında
    bir çiçeğin kokusunda
    gökyüzünün enginliğinde..
    (ascella, 19.04.2007 17:58 ~ 18:03)
  16. -aşıksın.
    +nerden anladın?
    -iç çekiyorsun..

    gibilerinden bir sohbete tanıklık eden bir filmdir yürüyen şato. çocukluğun en dibindeki çizgi karakterleri canlandırıp, içine -öyle böyle değil- en safından bir aşk yerleştirip, gözlerde yaşlar bırakan ve -inanılmaz bir şekilde- günlerce, hatta aylarca howl'a aşık gezmeme neden olan..
    (possible dreams, 19.04.2007 18:51)
  17. hayao miyazaki'nin en güzel animelerinden biri, hikaye 18 yaşındaki sofi'nin kötü bir cadının büyüsü ile 90 yaşında bir kadına dönüşmesiyle başlıyor. sığındığı şatodaki ateş cini calcifer ise harika. 2006 da en iyi animasyon oscarına aday idi.
    (kamikaze, 19.04.2007 20:16)
  18. japon anime üstadı hayao miyazaki’nin 2004 yapımı ve diana wynne’nin jones’un howl’s moving castle romanından uyarladığı bir anime olarak akıllarda yer edinmiştir. akıllarda yer edinmesini sağlayan romandan çok hayao miyazaki diyebiliriz. kendisi büyüklere masal anlatmaya devam ederekten sprited away animesinden sonra oldukça başarılı bir esere imza atmış.

    hikayemiz 18 yaşında ve ablalarıyla birlikte bir şapka dükkanı işleten sophie’nin etrafında dönmektedir. bir gün sophie’nin şapka dükkanına gelen ıssızlıklar cadısı yaptığı büyü ile sophie’nin gençliğini çalmış ve onu bir anda 90 yaşındaki bir nineye çevirmiştir. her ne kadar olağanüstü ya da oldukça vahim bir durum gözüksede,insanın kaldırmayacağı bir gerçeklik olsada japon animelerinin bir özelliği olsa gerek karakterimiz bu durumla savaşmak yerine belli bir dönem bu durumu kabullenip kendini alıştırıyor. ya da sophie’nin dediği gibi ‘’o kadar çok şey gördüm ki hiçbir şey artık beni şaşırtmıyor’’ deyimi bu duruma yönelik sarf edilmiş bir söz.artık gözümüzün önünde 90 yaşında bir nine var ve bu ninemiz kalbinin söylediği yolda ilerliyor ve o dönemdeki insanların bahsettiği howl’s un yürüyen şatosuna rastlıyor. ancak rastlamadan önce şatoya rastlamasını sağlayan şalgamkafa adında bir korkulukla karşılaşıyor. bu süreçle devam eden hikayemiz şatoyu daha yakından görmemizi içindeki eşyaları podaları ve en önemlisi içinde yaşayan karakterleri görmemizi sağlıyor.(calcifer ve markl).filmimiz oldukça masalsı bir şekilde devam ediyor princess monooke,sprited away my neighboors tottoro gibi eserleri yüreğimizden geçirerek bir nebzede olsa bu gerçek dünaydan alıp çıkaran hayao miyazaki eseri karşısında başka ne denilebilir?


    not: diğer miyazaki eserleri gibi iyilik ve kötülük kavramları ve karakterleri keskin bir çizgiyle ayrılmamış,insanın yaşamında kendisini nasıl görmek istiyorsa öyle göreceğini,aslında aynada baktığımıza zaman gördüğümüz şekil içimizdeki korkular ve heyecanlar olduğunu bunun içinde yapılması gereken şeyin güçlü olmak,zor koşullar altında bile ateşin yanmaya devam etmesi gerektiğini ve asıl gerçeği anlamak için insanoğlunun bu tür zorluklardan geçmesi gerektiğini anlatıyor.
    (genius kusagami, 11.05.2007 12:06)
  19. hayao miyazaki nin diğer animelerindeki gibi sonu açık bırakılmamıştır. bu özelliğini kırmıştır bu yapıtta büyük usta(gerçi romana bağlı olabilir,diğerleri tamamen miyazaki ye ait eserlerdi)...spirited away deki gibi "aa şimdi ne oldu,haku ya ne oldu?!?" gibi soru işaretleri kalmamıştır aklımızda... yani hayalimizle devam ettirebileceğimiz bir film değildir.howl ile sofie birlikte olmuşlardır,mutlulardır... bize de o mutluluğu onlarla yaşamak kalmıştır...
    (killer queen, 24.06.2007 23:59)
  20. diana wynne jones yazılmış dandirik bir öyküyü miyazakinin kendi vazgeçilmez öğeleriyle (güçlü kadın protagonist, büyükanne figürü) yeniden uyarlayıp senaryolaştırıp muhteşem bir animeye dönüştürdüğü film. joe hisaishi nin yaptığı çok güzel bir sountrack i vardır, tavsiye ederim, ben şahsen dönüp dolaşıp hem filmi izler, hem müziklerini dinlerim.
    (mıncır, 22.07.2007 01:02)
  21. bittiğinde, <i>bittigi icin</i> buruk bir acı bırakan filmlerden, o dünyadan cıkmak istemiyorsunuz cünkü. kendi dünyasına alıp götürüyor sizi; calcifer, howl, sophie ve markl ı göremeyince üzülüyorsunuz bir müddet. cok sevdiginiz bir rüyadan uyanmak gibi.
    (nell, 30.07.2007 15:34)
  22. theme ine bayıldığım film,gayet basit bir melodisi var ama insanı mutlu ediyor.hani böyle garip,senaryoda aşmış rüyalar görürsünüz ya onu izlemek gibi bir şey bu film,ama daha uzun ve net.
    (sureya, 21.07.2008 23:44)