hayao miyazaki yapımı japon çizgi filmi. !f istanbul dahilindeki ilk gösterimi 18 şubatta yapılacak. merakle bekliyoruz.
yarını dört gözle beklememe sebep olan film. miyazaki ustadan bir başyapıt bekliyoruz.
'spirited away' adlı süper japon animesinin yaratıcısından, yine süper olduğuna inanılan çizgi film.
savaş, aşk, sevgi ve huzurun konu alındığı çok başarılı anime. bazı sahnelerde dialog kullanılmadan o kadar derin şeyler ifade edilmişki, insan hayranlık beslemeden duramıyor. bazı durumlar da ise, iki cümle, yıllardır dünyanın içerisinde bulunduğu durumu ortaya koyuyor.
küçük çocuk: savaşı kazanıyormuşuz, gazetede öyle yazıyor!
çöplük cadısı: buna aptallar bile inanmaz...
trafikte takılıp 10 dakika gecikince film milm izlenemiomuş.bana bunu gösteren film.neyse ki arkadaşta divx i varmış.
miyazaki ustadan yeni bir büyüleyici şaheser.
çok çok güzel bir animasyon filmi..
tabi bu benim şahsi fikrim nitekim miyazaki amcamız (bkz:
hayao miyazaki) yine izleyicileri fantastik dünyası içine almış ve
spirited away'de kaldığı yerden devam etmiş..yüksek bir fantezi barındıran, hayalgücünü zorlayan ve izledikçe insanın ruhunda çok hoş tadlar bırakan bir animasyon filmi yaratmış..
miyazaki imzasını filmin her karesinde hissediyorsunuz..yine ana tema aşk ve sevgi üzerine kurulu, yine çok çok yakışıklı, kadınımsı çizgiler taşıyan karizmatik, şık görünüşlü erkek karakterler, yine küçük sevimli bir kız
*, tadlı tadlı yaratıklar, cinler, periler, kötü gözüken ama asıl cevabı içinde saklayan karakterler, ilk başta anlamsız yaklaşılan ama yüklenilen duygu ile anlamını zirveye taşıyan öğeler, yürüyen ve çıkışı her zaman değişen kale gibi fantastik nesneler, uçsuz buçaksız bir hayalgücü ve haz duyulan bir son..
!f film festivali çercevesinde gösterimdeydi, seans olarak bilemeyeceğim ne zaman nerde oynayacağı ama anime film severlerin kesinlikle kaçırmamamsı gerektiği düşündüğüm bir yapıt olmuş..takdir ettim..
(bkz:
spirited away)
3 mart'ta
crak dahilinde süt ve kurabiye eşliğinde gösterimi yapılacak yapıt.
öncelikle yaşlı kadın tiplemesi çok başarılıydı. kadının "siz gidiyorken ben asfalt döşüyordum" tarzındaki bilgiçlikleri, yaşlı bir vücutta aşkla genç kalabilmiş olan çocuksu ruhu, ve diğer karakterlerin de tüm garip ve fantastik özellikleri çok iyi düşünülmüş, seyirciye de çok güzel bir biçimde aktarılmış diye düşünüyorum. barış mesajları da diyaloglara güzelce yedirilerek verilmişti. bence büyüklere bunun gibi daha çok çizgi film yapılmalı.
spirited away kadar doyurucu olmayan, yine de çok güzel olan anime. miyazaki'nin hayal gücü yine çok yükseklerde tabi...
benim de böyle bir şatom olsun, şatoya da gerek yok minicik bir ev de yeter, böyle kapısı sadece istediğim yerlere açılsın, bir gün yemyeşil çimenlerin, ağaçların arasına karışayım kapımı açınca, bir gün gökyüzünden seyredeyim
istanbul'u, bir gün
ayvalık'a açılsın kapısı, bir gün hiç bilmediğim bir yerde bulayım kendimi... yanımda da sevdiğim insanlar olsun, onlar onlara karşı neler hissettiğimi bilmeseler bile, anlatamasam bile, benimle olsunlar... böyle duygularla çıktım sinemadan bu harika şaheseri izledikten sonra. büyülü bir dünyaya gidip geri gelmiş gibi oluyor insan. mutlaka izlenmesi gereken bir çizgi şaheseri bence.
(mazzo, 04.07.2006 20:04 ~ 20:05)
herşeyiyle her sahnesi, her repliği, her karakteri ile eksiksiz muhteşem
hayao miyazaki baş yapıtı.
cnbc e de de gösterilen macera, fantazi ,komedi ve drama türlerini içinde barındıran anime film..
-aşıksın.
+nerden anladın?
-iç çekiyorsun..
gibilerinden bir sohbete tanıklık eden bir filmdir yürüyen şato. çocukluğun en dibindeki çizgi karakterleri canlandırıp, içine -öyle böyle değil- en safından bir aşk yerleştirip, gözlerde yaşlar bırakan ve -inanılmaz bir şekilde- günlerce, hatta aylarca howl'a aşık gezmeme neden olan..
hayao miyazaki'nin en güzel animelerinden biri, hikaye 18 yaşındaki sofi'nin kötü bir cadının büyüsü ile 90 yaşında bir kadına dönüşmesiyle başlıyor. sığındığı şatodaki ateş cini calcifer ise harika. 2006 da en iyi animasyon oscarına aday idi.
japon anime üstadı hayao miyazaki’nin 2004 yapımı ve diana wynne’nin jones’un howl’s moving castle romanından uyarladığı bir anime olarak akıllarda yer edinmiştir. akıllarda yer edinmesini sağlayan romandan çok hayao miyazaki diyebiliriz. kendisi büyüklere masal anlatmaya devam ederekten sprited away animesinden sonra oldukça başarılı bir esere imza atmış.
hikayemiz 18 yaşında ve ablalarıyla birlikte bir şapka dükkanı işleten sophie’nin etrafında dönmektedir. bir gün sophie’nin şapka dükkanına gelen ıssızlıklar cadısı yaptığı büyü ile sophie’nin gençliğini çalmış ve onu bir anda 90 yaşındaki bir nineye çevirmiştir. her ne kadar olağanüstü ya da oldukça vahim bir durum gözüksede,insanın kaldırmayacağı bir gerçeklik olsada japon animelerinin bir özelliği olsa gerek karakterimiz bu durumla savaşmak yerine belli bir dönem bu durumu kabullenip kendini alıştırıyor. ya da sophie’nin dediği gibi ‘’o kadar çok şey gördüm ki hiçbir şey artık beni şaşırtmıyor’’ deyimi bu duruma yönelik sarf edilmiş bir söz.artık gözümüzün önünde 90 yaşında bir nine var ve bu ninemiz kalbinin söylediği yolda ilerliyor ve o dönemdeki insanların bahsettiği howl’s un yürüyen şatosuna rastlıyor. ancak rastlamadan önce şatoya rastlamasını sağlayan şalgamkafa adında bir korkulukla karşılaşıyor. bu süreçle devam eden hikayemiz şatoyu daha yakından görmemizi içindeki eşyaları podaları ve en önemlisi içinde yaşayan karakterleri görmemizi sağlıyor.(calcifer ve markl).filmimiz oldukça masalsı bir şekilde devam ediyor princess monooke,sprited away my neighboors tottoro gibi eserleri yüreğimizden geçirerek bir nebzede olsa bu gerçek dünaydan alıp çıkaran hayao miyazaki eseri karşısında başka ne denilebilir?
not: diğer miyazaki eserleri gibi iyilik ve kötülük kavramları ve karakterleri keskin bir çizgiyle ayrılmamış,insanın yaşamında kendisini nasıl görmek istiyorsa öyle göreceğini,aslında aynada baktığımıza zaman gördüğümüz şekil içimizdeki korkular ve heyecanlar olduğunu bunun içinde yapılması gereken şeyin güçlü olmak,zor koşullar altında bile ateşin yanmaya devam etmesi gerektiğini ve asıl gerçeği anlamak için insanoğlunun bu tür zorluklardan geçmesi gerektiğini anlatıyor.
hayao miyazaki nin diğer animelerindeki gibi sonu açık bırakılmamıştır. bu özelliğini kırmıştır bu yapıtta büyük usta(gerçi romana bağlı olabilir,diğerleri tamamen miyazaki ye ait eserlerdi).spirited away deki gibi "aa şimdi ne oldu,haku ya ne oldu?!?" gibi soru işaretleri kalmamıştır aklımızda.yani hayalimizle devam ettirebileceğimiz bir film değildir.howl ile sofie birlikte olmuşlardır,mutlulardır. bize de o mutluluğu onlarla yaşamak kalmıştır.
diana wynne jones yazılmış dandirik bir öyküyü miyazakinin kendi vazgeçilmez öğeleriyle (güçlü kadın protagonist, büyükanne figürü) yeniden uyarlayıp senaryolaştırıp muhteşem bir animeye dönüştürdüğü film. joe hisaishi nin yaptığı çok güzel bir sountrack i vardır, tavsiye ederim, ben şahsen dönüp dolaşıp hem filmi izler, hem müziklerini dinlerim.
bittiğinde, <i>bittigi icin</i> buruk bir acı bırakan filmlerden, o dünyadan cıkmak istemiyorsunuz cünkü. kendi dünyasına alıp götürüyor sizi; calcifer, howl, sophie ve markl ı göremeyince üzülüyorsunuz bir müddet. cok sevdiginiz bir rüyadan uyanmak gibi.
theme ine bayıldığım film,gayet basit bir melodisi var ama insanı mutlu ediyor.hani böyle garip,senaryoda aşmış rüyalar görürsünüz ya onu izlemek gibi bir şey bu film,ama daha uzun ve net.
en son üç yıl önce izlediğimi farketmiştim, hemen bugün açtım gene izledim aynı heyecan, aynı heyecan krampları hiçbir değişiklik yok yaşınız ne kadar ilerlerse --ki daha ne ki yaşım benim hay allah--ilerlesin hep aynı gülümsemenizle, heyecanınızla izleyebileceğiniz hayao abimizin en başarılı animelerinden biri..ha bir de, ekran karardığında oturduğunuz yerden dikkatli kalkın diyeyim.
son derece eğlenceli ve keyifli anime.o kötü şatoyu temizleme bölümüne bayılıyorum mesela.can sıkıntısında izlenmeye birebirdir.