doğrunun göreceli olarak belirlendiği referans hata ise, hata yapmak da doğruya varmak için yapılan her türlü başarılı eylemdir. zira doğrunun ne olduğunu hata yaparak öğrenir insan.
ayrıca yaşamım boyunca en çok yaptığım şey. yıllarca orada burada bin türlü hata yaptım, yeri geldi millet dalga geçti benimle ergenlik özgüvensizliğinin sınırlarını yaşadım belki de, yeri geldi hoca dalga geçti, yeri geldi hayat dalga geçti...
bir de şöyle bir hata vardır, yaşam boyu kuul takılınır, her zaman arkaplan adamı olunulur, bir ortamda hep son anda damlamak için fırsat kollanılır. kendine hata yapma payı bırakmayacak kadar mükemmeliyetçi olunulur. hiç hata yapmamanın veyahut hata yapmama kasışı gerginliğinin acıları çekilir, hep temizlenme, hep arınma kaygısı taşınılır. neresinden dönülürse kardır...
(skuba, 10.10.2006 00:58)
canlıya mahsustur.
edit: önyargılarını kıramamış, hırsına nefsine yenik düşmüş, meseleleri
evrim teorisine inanmak ve
inanmamak ekseninde ele alan bir takım hayvanlara da mahsustur tabii ki...
(skuba, 10.10.2006 01:16 ~ 12.10.2006 02:32)
en iyi öğrenme yoludur. lakin hata yaptığını kabul etmek gibi azıcık zor bir işi becerebilirsen.
emeklemekten usanmak, düşe kalka yürümeyi öğrenmek.
bedel ödetir. bağırta bağırta, kanırta kanırta. gerise de
lafügüzafdır. telafi, affetmek falan...
mucizevi bir çözümünüz yoksa çareniz gerçekten yoktur. çünkü hata basit bir şey değildir. geri dönüşü yoktur hafife alınamaz, basite indirgenemez. hata hatadır işte. yaptıysan yapmışsındır.
(galak, 06.12.2007 23:11)
hata yapmak yaşayarak öğrenmektir ve herkes hata yapar da asıl önemli olan, aynı hatayı tekrarlamamak.
karşımıza çıkan keresteler yüzündendir. adam gibi insanlara denk gelinse, kimse hata yapmaz.
ilkokulda öğretmenim ağzımı burnumu kırmıştı
sınıf 1, vay be ne dayaktı. al al mor mor yanaklarla gitmiştim eve. etli butluyum o zamanlar da, vurdun mu ses geliyor, insanın tokatladıkça tokatlayası geliyor muazzam yanaklarım var. yani dövülmeyecek gibi değil. neyse ama yediğim tokatlar bu dövülesi yanaklarımın cazibesinden ötürü değil, cin ali'yi okuyamadığım içindi.
çalışmamıştım, çalışmam gerekiyordu, ödev verilmişti.
evet, hala unutmuyorum ilkokul birinci sınıfta, cin ali'yi okuyamadığım için baya sağlam dövmüştü örtmenim beni.
iyi de niye, el kadar çocuktan ne istedin bire mel'un kadın.
anladım sonradan, zekiydim ve göz göre göre hata yapıyordum, ayılmam gerekiyordu.
işe yaradı mı, evet. evde okudum çalıştım, heceledim. hızlandım sonra, o yes süper olmuştu. kolaymış aslında.
o dayaktan sonra ertesi gün (veya çok yakın bir tarihte) süper okumuştum cin ali'yi.
performansıma herkes hayran kalmıştı, şakıyordum, dümdüz okuyordum televizyon spikeri gibi, prompterdan diksiyonum düzgünce aktarıyordum sanki hikayeyi, teklemeden. arkadaşlar yerlerinden kalkmış sıramın etrafında toplanmış gözleri belermiş bana bakıyorlardı o derece.
demek ki okunabiliyormuş.
neyse
geleceğim nokta
zeki insanların hata yapmasını kaldıramıyorum
çünkü bana öyle öğretildi. teşekkür ederim öğretmenim, iyi ki varsınız.
kıssadan hisse: keşke dayak yemeden yanlışta olduğumuzu görebilsek, her zaman yakalardan tutup silkeleyecek, "yanlış yapıyorsun, kendine gel hey!" diyecek birileri olmuyor.
"unutma ki hiç hata yapmayan bir insan yapabileceklerinin en iyisini yapmamış demektir hayatta!"
*
insan olmanın gereği.
insanın hayatı içerisinde , deneyimsizliğin vermiş olduğu vurdumduymaz tavırların akabinde sık sık yapacağı eylemdir. olgunlaşma sürecinin ise değişmez parçalarından biridir.