hatırla ey peri,
hatırla sevgilim diye de bilinen güftesi ve bestesi muhteşem şarkı. bir de bu isimde bir dizinin
çok yakında geleceğini haber veriyor memleket televizyonlarından bir tanesi. (kanalın ismini hatırlayamadığım için bedbaht filan değilim sevgili)
(bkz:
ukte)
gitar kurslarında öğretilen ilk şarkılardan.
genelde hatırla ey peri olarak bilinen
semai usulünde
nihavend makamında bir
muhlis sabahattin bey şarkısıdır...
kimi versiyonlarında
çamlıca yolunda derken kimi versiyonlarında
çamların altında sözü baki olur...
ilk iki bölümü ile beni kendisine hayran bırakmış dizi. çok güzel bir senaryosu var. ama sadece büyükada'da geçen romantik ötesi sahneleri, dönem kıyafetleri için bile izlenebilir. umarım uzun soluklu bir dizi olur.
reytinglerinin düşük olması dolayısıyla salı günlerinden cumaya alınan, yayından kaldırılması durumunda beni ülkeyi terk etmeye sevk edecek dizi.
demokrat parti dönemini anlattığı için bende ilgi uyandıran,özlediğimiz lale mansurun da oynadığını duyunca içimde bir sevince yol açan dizi.dönem kadınlarının giysileri,saçları,konuşmaları,zerafetleri keşke o dönemde yaşasaydım,bende balon etekli puantiyeli elbiselerden giyseydim diye iç geçirtti bana.ihtilal sabahı anlatılırken kullanılan siyah beyaz fotoğraflar tam yerindeydi,etkileyiciydi.özenerek çekildiği her halinden belli,çok kaliteli bir dizi,umarım fazla izlenmediği için yayından kaldırılmaz.
tam 27 mayıs işlenmeye başlandı şimdi biraz daha hareket gelir dediğimde senaryoda geyiğin dibine vuran, gerekli gereksiz flashbackleri ve uzun upuzuuun reklam aralarıyla yormaya başlayan dizi oldu son yayınlanan bölümüyle...
gel gör ki hala en sevdiğim dizi. ikinci bahardan beri beni bu kadar etkileyen, olur olmadık ağlatan dizi olmamıştı. detaylar çok ince düşünülmüş. tüm gazeteler sararmış olsa ve dış çekimlerin hepsinde aynı eski kırmızı araba görünüyor olsa da çok özenildiği her halinden belli. mekanlar,giysiler, konuşma dili, saç modelleri her şey ince ince işlenmiş dizinin içine. umarım aptal bir aşk hikayesine dönüşüp noktalanmaz ve dönemi anlatmaya devam eder.
sırf necdetin (bkz:
okan yalabık) aşk dolu bakışları için bile izlemeye değer...
başlamadan önce verdiği reklamlar yüzünden izlememeye yemin ettiğim dizi.fakat 2 hafta önce yine bölüm
fragmanını izlerken
adnan menderesi görüp içimi saran meraka yenik düşüren dizi.konusunu bilmediğim için adapte olurmuyum bilmiyordum ancak tam da darbenin olduğu bölüme denk geldiğimden beni tam can damarımdan vurdu ve aslında konuyu anlamakta zorlanmadığımı farkettim.ve tabi hemen müptelası oluverdim.ama beni asıl etkileyen adnan menderes'i oynayan kişi
hüseyin avni danyal.adnan menderes belki iyi bir lider değildi,belki iyiydi kimine göre.ama eger gercekten bu kadar
naif,bu kadar kibar bir adamdıysa beni iyiliği kötülüğü değilde bu davranışları çok etkilerdi eminim o dönem yaşasaydım.bahsettiğim şey siyaset değil yanlış anlaşılmasın,ne partisiyle ne de güttüğü politikayla ilgileniyorum şu anda.
engin şenkan ayrı bir etkileyici adam.günümüze bakıyorum da,şimdi de iyi veya kötü diyebileceğimiz liderlerimiz var.ama hiçbirinde ahmet necdet sezer hariç bu kibarlığı,naifliği ve mahçubiyeti taşıyanına rastlayamadım.ağlamaktan bitap düştüm.ne olacak benim bu dizi manyaklığım.yaşayacak mıyım doktor? (bkz:
unutulmayan türk filmi replikleri)
beni çocukluk yıllarıma götüren beğeniyle izlediğim dizi
müzikleriyle, konusuyla insanın içini burkan dizi. umarım reyting canavarına yenik düşmez de sonunu görürüz.
dönemin en güzel dizisi. ailecek severek takip ediyoruz.
8.bölüm müziği ile beynin en güzel köşesine yerleşen, günlerce bıkmadan dinlenebilinen hüzünlü bir melodisi vardır. billur sesli gizemli bayan ise diziyi daha bir kıymetlendirmiştir,hakkını da vermek gerekir nitekim.
dizi müzikleri ile ve seneryosu ile hakkaten izlenmeye değer bir dizidir, cuma akşamları heycanla beklenmektedir, umarız reyting kaygısına ortada bırakmazlar diziyi.
çok güzel bir jenerik müziğine sahip olan dizidir..
hastasıyım..
müzikleri ve köstümleriyle aslında istense neler yapılıyor dedirten çalışmalardan. kaçırmamaya çalışıyorum.
senaryosu ve oyuncu kadrosu tam anlamıyla harika olan, gerek geçtiği mekanlar gerekse çekim şekliyle bizi o eski günlere götürüveren harika bir dizi. bugünkü bölümüyle insanı çok kötü etmiş, ne yaptığını bilmez hale getirmiştir.
kah idam kararları açıklanan düşük milletvekillerinin yerinde ben olsam ve benim idamım açıklansa ne hissederdim diye kara kara düşündürmüştür, kah ahmet'e çok büyük bir aşk duyan ama babası adına çıkan bu kararı sineye çekemeyip ahmet'ten ayrılmaya karar veren yasemin'in yerinde ben olsam aynısını yapar mıydım acaba dedirtmiştir. düşündürdüğü en büyük konu ise idamına karar verilen bunca insanın şu an bizi yönetegelen ya da öyle yaptığını zanneden(!) şahıslardan çok daha kötü ne yapmış olabilirlerdir sorusudur. acaba şu an "hepimiz ermeni'yiz!" diye bağırılırken bu olaylar olurken ne diye bağırılmıştı?
şu sıralar vizyonda o kadar uyduruk film varken bu yapımın dizi olarak çekilmesi haksızlık olmuş.
yeni bir "çemberimde gül oya" vakası... ortalıkta ağalı, bacılı, mafyalı, 4x4'lü, kıllı, yünlü, tüylü abuk subuk bir sürü dizi dolaşırken, 60'lı yıların başındaki türkiye'nin politik ve sosyal yaşantısını gayet iyi gözlemleyerek izleyiciye sunan, dönemin “nazik” ve “saygılı” insanlarını, “sade” ve “şık” yaşam tarzını ve bu süreç içerisinde yaşanan bir aşk hikayesini de tüm saflığıyla anlatan “kaliteli” bir dizi… 26 ocak akşamı yayınlanmış bir 11. bölüm vardı ki, geçmişi bize yaşattığı sahneleriyle içimizi parçaladı. yassıada mahkumlarının idama götürülüşü, sabaha karşı celal bayar’ın daracık hücrelerde hala kimlerin sağ olduğunu öğrenmek için yoklama yapması, bir sonraki seslenişte fatin rüştü zorlu’dan cevap gelmemesi ve insanlardaki umutsuzluk, çocukluk arkadaşının idama mahkum edilmesinde payı olan bir savcının aklı başına geldikten sonra duyduğu pişmanlık tüylerimizi diken diken etti. bütün bunların geçmişte yaşandığını hissetmek, farklı ikilemlere itti insanları; “bu insanlar bu kadar kolay idam edildiğine göre, sonraki iktidarlar sütten çıkmış ak kaşık mıydı peki” diye düşüncelere sevketti; insan hayatının ne kadar değerli olduğu sorgulandı, diktatörlükle suçlanan insanlar için idam hükmü verilirken takınılan tavır ve dönemin mahkeme başkanının giderek kendisinin diktatörce tavır aldığı gerçeği serildi gözler önüne. günümüze dönülerek, 30.000 kişinin katili bir bölücübaşı hakkında hüküm verirken “tam bağımsız” davranamayan ve avrupa birliği’yle iyi geçinmek uğruna onu krallar gibi besleyen zihniyet geldi aklımıza, insanın içi bir kez daha cız etti…
(turgon, 29.01.2007 10:55 ~ 18:00)
kendi başbakanı ve kadrosunu asan bir ordunun kısa süreliğine de olsa bir ferdi olmak zorunda kalacağımı düşündürterek beni rahatsız etmiş dizidir. fazlasıyla soğuttu evet ordudan, hatta yüksek sesle bazı nahoş sözcükler ettirdi bana, he bi de o duyarsız halktan midem bulandı, aah tabi ki de o zamanki ordudan ve o zamanki halktan yahu, geçici şeyler sonuçta bunlar, ah olur mu hiç, darılırım valla, vicdanı ret aklımdan bile geçmedi, balzac gibi fransız değilim ki ben.
güzel dizi lakin asıl özelliği bu değil.tarihi hep cumhuriyeti kurana kadar öğrendik kurduk bitirdik.ha bi de inkılaplar var cumhuriyetten sonra onun da hakkını yemeyelim.
ama ya yakın tarih?? 83 doğumlu biri olarak seksen darbesiyle ilgili her şeyi kendi araştırmalarımla öğrendim aynı şekilde '3 e 3' denilen adnan menderes, fatin rüştü zorlu, hasan polatkan'ın idamıyla ;deniz gezmiş ve arkadaşlarının idamlarını da.tarih dersleri(!) daha ne kadar kendi geçmişinden kaçacak ya da korkacak bilmiyorum ama bu ülkede herkes okumuyor bunu biliyorum.bari dizi olsun film olsun bi şeyler olsun da izleyelim öğrenelim bilelim.
çemberimde gül oya bize 80leri anlattı az da olsa. hatırla sevgili gerçeklere daha bağlı o yüzden benim gözümde daha önemli.
'ayyyy acaba asıcaklar mı kızın babasını'diye feryat eden ev arkadaşıma acıyarak bakmak istemiyorum artık.kendi tarihimizi biz bilmez ve sahip çıkmazsak sonra birileri gelir yeniden yazmaya çalışır...
(bkz:
sözde ermeni soykırımı)
spoilerı tarih olan dizi,,
olayları işleyişi sırasında tarafsız kalmayı başaramamış bu yüzden de yayından kalktıktan sonra uzun süre hatırlarda kalmayı başaramayacak olan dizi. var olanların içinde yine de izlenebilecek olanlardan.
dizinin tarafsız olmadığı belirli bir tarafa savrulduğu söyleniyorsa eğer,böyle bir ifadede bulunmanın çok yanlış bir yargı olacağı dizidir.bunu diziyi olumlamak adına söylemiyorum.tam tersine menderese yapılan işkencelerin boyutunu daha eleştirisel bir dille aktarması beklenilirdi.menderese hüküm giydirenleri eleştirmek konusunda pek fazla bir yol katedememiştir...fakat her şeye rağmen oyuncu kadrosu gayet kalitelidir.
son bölümü
* ile insana çaresizliğinde konu ne olursa olsun birileri ile paylaşılması gerekliliğini tekrar hatırlatan;
adnan menderes'in idam yolunda gördüğü hayal ile insanı türlü düşünceye sokan; o zamanlardan bu zamanlara geldiğimizi düşününce yapılan yanlışlıkların yine yanlışlıklara sebebiyet verdiğini farkettirmiştir.
(deulu, 10.02.2007 00:13 ~ 00:14)