bir de şu var:
dr: ne iş yaparsınız?
hasta: (eyvaah kesin özeline çağıracak! ne desem acaba? hah buldum.) emekliyim!
dr: o ne güzel amca demek emekli oldun. peki, nereden emekli oldun?
hasta: (yok yok bu kafaya koymuş özele çağıracak! ne desem ki memur desem onların durumu daha iyi en iyisi işçi emeklisi diyeyim, beliki insafa gelir.) ssk'dan emekliyim doktor bey. işçiydim yani!
dr: onu demiyorum amca... ne işle meşgul oldun, hayatını ne işler yaparak kazandın?
hasta: (daha önce neden aklıma gelmedi ki tabii ya)
serbest meslek benimkisi.
dr: (allahım bu da işi yokuşa sürenlerden.) serbest ne? bana çalıştığın iş kolu lazım amca!
hasta: (jeton sesi) haa anladım. ayakkabı imalathanesinde çalıştım. (kendimin olduğunu söyler miyim hiç! yoksa özeline çağırır.)
dr: amca kaç sene yaptın ayakkabı imalat işini? bütün yaptığın işlerini say bakalım!
hasta: (ehehe yemedi değil mi, özele çağıramadın beni yap muayeneni ver ilacımı başkasına sulan sen) yok doktor bey hep bu işi yaptım! (halbuki textil atölyem de var benim. ama der miyim hiç! özeline mi gidecem. ssk ya bunca sene prim ödedim burada bakacak bana.)
dr: tamam amca şimdi sırtını aç bakalım.
hasta: (hah şöyle hizaya gel) tamam doktor bey.
burada, mesleklere özgü hastalıklardan birisi burada atlanmış oldu. mesleki sır olduğu için burada o hastalıktan bahsetmeyeceğim. (özelime gelin bahsedeyim) şimdi bu hasta bir şekilde tanı alacak ve tedavi görecek. ancak hekimle işbirliğinde hekime karşı duyduğu güvensizlik ve içten pazarlıklı hali nedeniyle doğru bilgilendirmediği hekimi tarafından belki de, doğru teşhis ile tedavi edilemeyecek. işte o zaman hastamızın ilk diyeceği söz şu olacak: "özeline gitmedim ya ondan böyle oldu."