belki ilginizi çeker
  1. · sayrı
  2. · gazanfer özcan
  3. · ilginç duygusal bağlar
  4. · albert fish
  5. · renk körü
  6. · odyometrist
  7. · duyguları karşılıklı olduğu halde açılamayan erkek
  8. · kapitalizm
  9. · cem garipoğlu
  10. · two girls one cup
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · disko kralı
  2. · kemal kılıçdaroğlu
  3. · aşk ı memnu
  4. · umutların yitirildiği anda hayata giren sevgili
  5. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  6. · ugg
  7. · insanın hayatına sıçan şeyler
  8. · etem acar
  9. · michael schumacher

hasta  

  1. sağlık sorunu olan, sağlığı bozuk kişi.
    (bkz. hasta etmek) (bkz. hasta olmak) (bkz. hastahane) (bkz. hasta bakıcı)
    (bkz. hastasıyım)
    ispanyolca '-e dek'
    (bkz. hasta siempre) (bkz. hasta la vista)
    (spyder, 02.05.2004 01:37)
  2. (bkz: sayrı)
    (selenge, 02.04.2005 21:06)
  3. (bkz: arıza).(cümlede kullanılırsa: adam hastanın teki ya.)
    (marla singer, 02.04.2005 21:08)
  4. (bkz: hasta adam)
    (right lane must exist, 02.04.2005 22:07)
  5. eskiden kapitalizmi, önce hastalık üretiyo sonra da çözümünü, diye biliyodum. meğerse sadece "hasta" üretiyomuş. bu tırnak içindeki hasta bi kez üredi mi, hastalık icat etmek kolay oluyor. çözümler de hemen ardından geliyor. sağlık da artık özelleştirme kapsamına alındığı için iş artık, batıdan doğudan gelen her tür ilaçlı/ilaçsız iyileştirme(!) metotlarında.
    (abbas yolcumu, 20.10.2005 05:58)
  6. divxplanetçevirmenlerinden en minnettar olduğum.zira lost un çoğu bölümlerindeki çevirileri en beğenilerek okunanlardandır.
    saygıdeğer doktor jivago'yu tenzih ederim bittabi..
    (deaftones, 03.12.2007 19:22 ~ 22.12.2008 13:37)
  7. akıl hastaları vardır halk arasında deli diye tabir edilen. genelde pek görmeyiz onları zaten sokakta, yolda. lakin sokakta böyle paçavralar içinde kendi kendine konuşan birini gördüğünüzde bilirsiniz ki o delidir. hastanelerdeki aynı mağdurlarsan farkı onları bir hastaneye yatıracak bir sevenlerinin olmamasıdır. bu durumda devreye girmesi gereken mükemmel devletimizin sağlık hizmetlerinden hiç bahsetmiyorum zira o bambaşka bir konu. bir de başka türlü akıl hastaları vardır. çok zeki olmalarına, bir kesim tarafından saygı duyulmalarına rağmen hastanede yatan delilerden daha delilerdir. zira bir odada milyonlarca kişiyi öldürmek, havayı zehirlemekten başka tek karı –elbette patronlar için- “deli “ gibi para kazanmanız olan petrol için savaş açmak bir ülkeye akıl karı değildir. esas üzücü olan ise bunları onaylan daha bir sürü akıl hastası zengin insanlar olmasıdır. fakir olup da bunu destekleyenlerin ise hali daha vahimdir. zira simpsons the movie filminde deli polisin dediği gibi “ elinde güç yokken çıldırdın mı sen hiç ? çok sıkıcı kimse seni dinlemiyor. “ lakin işte paranız olunca arkanızda sizin kuyuya attığınız taşı çıkarmak isteyen çok kişi olacaktır.

    mesela parkinson hastaları vardır. beyindeki dopamin sıvısının salgılanamamasından dolayı hareket kabiliyetlerine kısıtlamalar gelen. bazen kasılan, bazen istem dışı sallanan insanlar. kesin bir tedavi yöntemi olmayıp, çok ilerlediği zamanlarda beyne pil takılmasıyla biraz olsun yaşama imkanı sağlanan hastalık. her hasta için tedavi yöntemi farklıdır. zira her bünyenin tepkisi farklıdır. en geç 3 ayda bir doktor kontrolüne gitmek zorundasınızdır. dediğim üzere görevini yapması gereken devletin sağlık hizmetleri yine bir işe yaramaz ve kıt kaynaklarınızı daha da kısarak 3 ayda bir 300-400 liranızı özel doktora vermek zorunda kalırsınız. ilaç masraflarını karşılarlar o kadar da tek başına bırakmamıştır yurttaşını.

    hastalık hastası diye tabir edilen insanlar vardır bir de halk arasında. gerçekten hasta olduklarından değil hasta hissettiklerinden dolayı hasta olurlar. daha doğrusu olmazlar da yine de doktorun kapısını aşındırmadan duramazlar.

    psikolojik rahatsızlıkları olanlar vardır. takıntılı insanlar, korkanlar, çekinenler… onları anlamak da anlatmak da zordur, en iyisi bunları sadece bu rahatsızlıkları çekenlerden dinlemektir.

    ve daha bir çoğu… tek yapılabilecek sabır dilemektir bir de tanıdıksa o sokakta tek başına dolaşıp, kendi kendine konuşan “deliler” gibi yalnız bırakmamaktır.
    (dadundan yinmazz, 02.10.2009 19:11 ~ 19:11)
  8. hastayım hastasın hastayız. evet aynen böyle herkesin cebelleştiği durumdur hastalık ve hasta olmak. anlık olarakta olsa değişen dünya düzeninde hasta olmayan yoktur. kimileri kendini sağlam sanar tabi ki bilmez hasta olduğunu başkalarının ona hasta dediğini. dolayısı ile nedir anlamamız gereken; hasta olmak bedenen ve beynen gerçekleşebilir. sen grip oldun hastasın, sen sinüzitsin hastasın, sen sigara içiyorsun hastasın, sen faşistsin hastasın, sen komünistsin hastasın ya sen evet sen de dincisin hastasın. hepiniz hastasınız hepimiz hastayız. neye göre kime göre peki; bana göre, sana göre, doktora göre, devlete göre... liste uzar gider anlamak lazım gerçekleri sağlıklı bir toplum değiliz hepsini geçtim yaşadığımız dünya bile hasta yahu. e ben ne yapayım ben mi kurtaracağım dünyayı. kenarda oturayım bari keyfime bakayım. bu mudur bu kadar basit midir? 2 bakınız vererek özetliyorum ve her zaman ki klasik sözümü kullanıyorum anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az.

    (bkz: sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa)
    (bkz: sen yanarsan ben yanarsam kim çıkacak karanlıktan aydınlığa)
    (bunu da bilen adam, 23.10.2009 20:48)
  9. mehmet akif ersoy'un "vak’a halkalı ziraat mektebi’nde geçmiştir." diye belirttiği şiiridir.

    - bence doktor, onu siz bir soyarak dinleyiniz;

    hastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz.

    sade bir nezle-i sadriyyemi illet ? nerede?

    çocuğun hâli fenalaştı son günlerde,

    ameliyyâta çıkarken sınıf on gün evvel,

    bu da gelmez mi ? dedim "kim dedi, oğlum sana gel?

    nöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan;

    hadi yavrum , hadi söz dinle de bir parça uzan."

    o zamandan beridir za'fi terakki ediyor;

    görünen : bir daha kalkınması artık pek zor;

    uyku yokmuş ; gece hep öksürüyormuş; ateşin

    olmuyormuş biraz dindiği...

    - ben zaten işin,

    bir ay evvel biliyordum ne vahîm olduğunu

    bana ihtâra ne hâcet , a beyim. simdi bunu?

    ma'amâfih yeniden bakalım dikkatle:

    hükmü kat'î verelim, etmeye gelmez acele.



    - çağırın hastayı gelsin.

    kapının perdesini,

    açarak girdi o esnada düzeltip fesini,

    bir uzun boylu çocuk.. lâkin o bir levha idi!

    öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedî,

    rengi uçmuş yüzünün , gözleri çökmüş içeri.

    elmacıklar iki baştan çıkıvermiş ileri.

    o şakaklar göçerek cepheyi yandan sıkmış;

    fırlamış alnı , damarlarla berâber çıkmış,

    bet beniz kül gibi olmuş uçarak nûr-i şebâb;

    o yanaklar iki solgun güle dönmüş , bîtâb!

    o dudaklar morarıp kavlamış artık derisi;

    uzamış saç gibi kirpiklerinin her birisi!

    kafa bir yük kesilip boynuna, çökmüş bağrı;

    iki değnek gibi yükselmiş omuzlar yukarı.



    - otur oğlum seni dikkatlice bir dinliyelim …



    soyun evvelce, fakat …

    - siz soyunuz yok hâlim!



    soydu bîçâreyi üç-beş kişi birden, o zaman

    aldı bir heykel-i üryân-i sefâlet meydan!

    bu kemik külçesinin dinlenecek bir ciheti :

    yoktu. zannımca tabibin coşarak merhameti,

    "bakmasak hastayı nevmid ederiz belki" diye;

    çocuğun göğsüne yaklaştım biraz dinlemiye:

    öksür oğlum … nefes al…oldu , giyin;

    bakayım nabzına... a’ la... sana yavrum, kodein

    yazayım, öksürüyorsun, o, keser, pek iyidir…

    arsenik hapları al, söylerim eczâcı verir.

    hadi git, kendine iy bak…

    - nasıl ettin doktor?



    - edecek yok, çocuk artık yola girmiş, gidiyor!



    sol taraftan rienin zirvesi tekmil çürümüş;

    hastalık seyr-i tabîisini almış yürümüş.

    devr-i sâlisteki âsârı o mel'un marazin

    var tamamıyle , değil hiçbir eksik arazın.

    bütün a'râz, şehîkiyle, zefîriyle…

    - yeter !



    hastanın çehresi meydan da ya! insanda meğer

    olmasın his denilen şey.. o değil, lâkin biz

    bunu " tebdîl-i hava " der de nasıl göndeririz?

    şurda üç beş günü var.. gönderelim yolda ölür…

    "git!" demek, hem, düşünürsek ne büyük bir züldür!

    hadi göndermiyelim .. var mı fakat imkânı?

    kime dert anlatırız? bulsana derdi anlayanı!



    - sözünüz doğru, müdür bey; ne yapıp yapmalı; tek

    bu çocuk gitmelidir. çünkü eminim, pek pek,

    daha bir hafta yaşar, sonra sirâyet de olur;

    böyle bir hastayı gönderse de mektep ma'zur.



    - bir mübassir çağırın.

    - buyrun efendim.

    - bana bak:



    hastanın gitmesi herhalde muvâfık olacak.

    "sana tebdîl-i hava tavsiye etmiş doktor.

    gezmiş olsan açılırsın.." diye bir fikrini sor.

    "istemem!" de o, fakat dinleme , iknâa çalış;

    kim bilir, belki de bîçâre çocuk anlamamış?



    * *

    *



    - şimdi tebdîl-i hava var mı benim istediğim?

    bırakın hâlime artık beni, rahat öleyim!

    üç buçuk yıl bana katlandı bu mektep, üç gün

    daha katlansa kıyamet mi kopar? hem ne içün

    beni yıllarca barındırmış olan bir yerden.

    "öleceksin!" diye koğmak? bu koğulmaktır. ben,

    kimsesiz bir çocuğum, nerde gider yer bulurum?

    etmeyin, sokaklarda perişan olurum!

    anam ölmüş, babamın bilmiyorum hiç yüzünü;

    kardeşim var, o da lâkin bana dikmiş gözünü:



    sanki âtîdeki mevhûm refâhım giderek,

    onu çalkandığı hüsranlar, içinden çekecek!

    kardeşim! kurduğun âmâli devirmekte ölüm;

    beni göm hufre-i nisyâna, ben artık öldüm!

    hangi bir derdim için ağlıyayım, bilmiyorum.

    döktüğüm yaşları çok görmeyiniz: mağdurum!

    o kadar sa'y-i belîğin bu sefâlet mi sonu?

    biri evvelce eğer söylemiş olsaydı bunu,

    çalışıp ömrümü çılgınca hebâ etmezdim,

    ben bu müstakbele mâzîmi feda etmezdim!

    merhamet bilmeyen insanlara bak, yâ rabbi,

    koğuyorlar beni bir sâil-i âvâre gibi!



    - seni bir kerre koğan yok, bu sözün pek haksız.

    "istemem, yollamayın" dersen eğer, kal, yalnız...



    hastasın..

    - hem veremim! söyle, ne var saklayacak!



    - yok canım, öyle deği…

    - öyle ya herkes ahmak,



    bırakırlar mı , eğer gitmemiş olsam acaba!

    doğrudur, gitmeliyim... koşturunuz bir araba.



    son sınıftan iki vicdanlı refîkin koluna

    dayanıp çıktı o bîçâre, sefâlet yoluna.

    atarak arkaya bir lemba-i lebrîz-i elem,

    onu teb'id edecek paytona yaklaştı "verem!"

    tuttu bindirdi çocuklar sararak her yerini,

    öptüler girye-i mâtem dökerek gözlerini;



    - çekiver doğruca istasyona…

    - yok, yok, beni tâ,

    götür istanbul’a bir yerde bırak ki; gurabâ,

    - kimsenin onlara aldırmadığı bir sırada -

    uzanıp ölmeye bir şilte bulurlar orada!
    (zeitgeist, 23.10.2009 21:11)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil