'''yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli
belini sarmayalı
gözünun içinde durmayalı
aklının aydınlığına sorular sormayalı
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.
aynı daldaydık aynı daldaydık
aynı daldan düşüp ayrıldık
aramızda yüz yıllık zaman
yol yüz yıllık.
yüz yıldır alaca karanlıkta
koşuyorum ardından.'''
nazım hikmet ran
direc-t grubunun rus kozmonotları albümündeki süper parça.sözleri de şöyledir ki;
hasret beni yordun sanma
sancım diner elbet zamanla
kimbilir belki bir gün
kurtulurum sonunda
o eski günlerden
o simsiyah nefessiz günlerden
hep ağlardım ben
o uyurken
hep saklandım ben
kendi dünyama
affet
nefret ettim senden
güneş hiç batmaz
güller solsa da
ateşler söndükten sonra
artık çok geç
çok geç
hep uyurdun sen
ben ağlarken
hep saklandın sen
kendi dünyana..
artık bir klasik olan sezen aksu şarkısıdır. her zamanki gibi iki muteşem ikili; sözler aysel gürel'e ve müzik atilla özdemiroğlu'na ait.sezen aksu 88 albümünde bulunur bu şarkı. şarkının sözleri şiirmiş gibi okunursa anlamı daha bir ortaya çıkıyor.
ter döküyor dört duvar ter
bense beklerim bir gün mutlaka
ters dönecek anahtarlar bir gün
elbet çıkacaksın ışığa
sen aydınlığa ben sana hasret
gel eritir demirleri bendeki ateş
bir gün açılır
açılmaz sandığın kapılar
vurunca güneş
bir karanlık daha erişti güne
saat neredeyse beş
gün bizim güneş bizim
göğsümüzde ateş bizim
el ele olduğumuz
o gün gülmek bizim
yana yana sevmek bizim
hasrete vurduğumuz
göz göz yürek bizim
süsledim gelin misali gençliğimi
sandığıma kaldırdım
sensiz geçen yılları verdim
sana yeni zaman aldırdım
çeken bilir(miş). barış abimin* dediği gibi;
hasretliği çekenler anlar,
yol verin, hele bir yol geçeyim,
yol verin yare kavuşayım,
yol verin ağalar beyler, bitsin bu hasret!
göremezsin sevgiliyi uzun zaman, sesi de duyulmaz haftalarca telefondan, gece gündüze karışır, uykusuzluk bir çeşit trance a dönüşür, her zamandan daha fazla akla gelir sevgili, isyan ettirir bazen, bazen de hayaller kurdurur tekrar kavuşulacak gün akla geldikçe. olmaz olasıdır.
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard-arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamlardan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
dil, onun adını söyler; kalpte yersiz bir mayına basar patlar. kulak, ondan kendi adını duyar; şarapnel parçaları tüm göğüs kafesini parçalar. can yanar, göz göremez, ancak dolar. ona sarılamayan kollar, onun sesini ileten telefonu kucaklar, saçma olduğunu bile bile.
nazım'ın en beğendiğim şiirlerinden biridir; ayrıca ünol büyükgönenç bestesini çok güzel bir şekilde yorumlamıştır.
denize dönmek istiyorum!
mavi aynasında suların:
boy verip görünmek istiyorum!
denize dönmek istiyorum!
gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
ben sularda batan bir ışık gibi
sularda sönmek istiyorum!
denize dönmek istiyorum!
denize dönmek istiyorum!
göl kenarında gün batımını seyretmek,
ayrı bir tat verir insana.
huzur verir esen rüzgarı,
sazların arasında karabatakların oynaşmaları balıklarla.
hele birde düşüyorsa yağmur taneleri gölün üstüne,
görmeğe değer yılanların raksını.
eğer yoksa dostlar orada,
belki yalnızlık korkutur insanı.
bir parçaya bir türkü ye girmeye görsün.bütün enerjinizi alır götürür.uzak olmaktır bir daha kavuşmama ihtimali bile olsada.yürek acısının en beteridir.akıla düştüğü an sönmeyen bir ateş gibi kavurur tüm bedeni.geçecek gibi olsada kendi küllerinden yeniden doğar. hasret uzak olmak ise bunun panzehiri yanyana olmak , umut etmek , hayal kurmak. birde en ağır hasret vardır ki yüreğinize atılmış bir çeltik gibidir.son nefesinize kadar acısını çekersiniz.hasret kaybedilenlerdir.bilinirki bunun bir panzehiri yoktur.yer bitirir insanı ama yine de kimse bilmez.hasret ağırdır.insanın yüküdür.oysa ihtimalli hasretler güzeldir.bilirsiniz mutlaka bir son durağı vardır er geç gelinecektir bu noktaya. hasret hergün bir maske ile çıkar karşımıza.gün olur annedir kardestir , gün olur sevgilidir.ne kadar büyük olsada diğer yarısı onlardadır.