okulun ilk haftası, henüz havalar sıcakken, ve biz öğrenci sosyal merkzinin onunde, kaldırımda 3 arkadaş geyik yaparken birden uzaklardan, spor salonu tarafından boğuk bir "rooooooooooo" sesi duyduk. ilk bata tanımlayamadığmız bu ses gitgide yaklaştı yaklaştı ve milliyet gazetesi satılan büfenin bulunduğu köşeden sonunda sesin sahibi varlık ortaya çıktı:
harun erdenay mit ihre auto ferrari. sonra bu şahıs yemekhenanin önünden ferrarisiyle geçerken, yanımızdaki kızlar, herkesin önünde yarılmamıza sebep olan o tarihi yorumu yaptılar: "ay ne mütevazi çocuk..." öylesine güşüyorduk ki kahkahalarımızın ve oha sözcüklerimizin sesleri ferrarinin o hayvani motor sesini bile bastırmıştı bir an...
ferrariyle yapılan mütevazilik.. ne güzel ya..
biz de mütevazi olalim diye toyotayla gezip duralım kampüste heheheheh.....
sevgilisinin türkiye'ye transfer olması sebebiyle sene başında yurtdışından gelen teklifleri reddeden ve itü'ye gelen,türkiye'nin yetiştirdiği en iyi şutör..
zamanında fenerbahçedeyken stefanel trieste koçuna "ben oyuncuyken babası başıma bela olmuştu,şimdi de oğlu bizi mahvetti" dedirten delikanlı basketbolcu.
yıllar önce avrupadan ve nba den teklifler alan basketbolcu,türkiyenin yetiştirdiği en iyi oyunculardan,öncelikle profesyonelliği ve efendiliği örnek alınması gereken gerçek sporcu
basketbola başlamama vesile olmuş, basketbol topu eline çok yakışan, şiir gibi basketbol oynayan, üçlükleri ve içeri penetreleriyle gönüllerimizde taht kurmuş, yetiştiği itü'ye geri dönerek bizi bir kere daha mest etmiş, kendisine çok benzeyen bir kız kardeşe sahip olan* 9 forma numaralı büyük oyuncu ...
27 mayıs 1968'de ankara'da doğdu, ilk orta ve lise öğrenimini istanbul'da tamamladı, daha sonra boğaziçi üniversitesi bilgisayar programcılığı bölümüne girip maç ve antrenman trafiğinden dolayı ayrılmak zorunda kaldı..
basketbol'a i.t.ü alt yapısında 1979 senesinde başladı.
aileden basketbolcu olan harun, basketbola babası kemal erdenay'ın çalıştırdığı itü'de başladı. 1990'a kadar burada oynadıktan sonra 1991'de o zamanlar flaş bir kadro kuran paşabahçe'ye transfer oldu. 1993-94 ise fenerbahçe'ye. 1994-95 sezonunda turuncu yeşillilere geldi. aynı sezon ilk şampiyonluğunu yaşadı. 1997-98'de ise ikinci kez mutlu sona ulaştı.son 2 sezondur da itü'de oynuyor.
boy : 1.89
kilo : 87 kg
göz rengi : mavi
saç rengi : sarı
ayakkabı no : 46
şahsıma göre türkiye'nin yetiştirdiği en iyi 2 numaradir kendisi.popüler medyamız tarafından ibrahim kutluay'in gölgesinde bırakılmıştır.ibrahim'in ne sol eli,nede dribling'i vardir.tüm başarısı bir kaç maçta bir tutturduğu yüksek şut yüzdesidir...öte yandan harun hem bir point guard gibi top sürebilir,hemde içeri süper drive'lar yapabilir.şutuda en az ibo kadar iyidir.kendi takımım olsaydı,harun varken ibo kesinlikle oynayamazdi.
kendisi en sevdiğim türk basketbolcudur. 9 numaralı formayı bana sevdiren adamdır.
ülker'i bıraktıktan sonra -dikkat ettim ki- kendini sakatlamamak için büyük bir dikkatle oynamaktadır
düzgün şut stili denince akla gelen ilk isimdir. eğer öyle bir kitap olsaydı, "basketbolun kitabı"nda anlatılan şut onun şutu olurdu. kendisi yıldızdan öte büyük bir oyuncudur. ancak bu onun mütevaziliğini kesinlikle engellemez. her zaman güleryüzlü her zaman sıcakkanlıdır.
ayrıca kendisi gibi basketbolcu olan eşinden 2-3 cm daha kısadır.
artık kaçıncı dönüşü oluyor bilmiyorum ama bugünkü itü-bursa maçı ile tekrar basketbola dönmüştür. tabikide çok mutluyuz sevinçliyiz. maça gidemedim ama istatisklere baktım az önce ve harun erdenay yine döktürmüş gibi görünüyor.ek bilgi: maçı itü 67-63 kazanmış
(bkz: efsane geri döndü)
19 dakika oyunda kalma süresi 21 sayı,(5/6 iki sayı,2/3 üç sayı, 5/7 serbest atış) 4 ribaunt 2 asist 1 top çalma
pegasusnamıyla nam salmış, fenerbahçeli olmasına rağmen duşta fikir değiştirip hedefleri uğruna ülkere imza atmış, 90 lı yılların ortalarında, 14-15 yaşlarında çocuklarla levent topsakal ve ömer büyükaycan la beraber göztepe parkında basketbol oynayacak, 2000 li yılların ortalarında küçük bir mazotlu arabayla sokak aralarında gezecek kadar mütevazi, güler yüzlü ve beyefendi bir sporcudur. basketbol camiasının metin tekini edasıyla genç kızları tribüne çekmeyi başarmıştır. fenerbahçe yıllarında antremanları izlemeye gelen gençleri kırmayıp, antremanlardan sonra arda arda vurduğu yükselen smaçları maçlarda vurmasa da rakip kim olursa olsun fiziksel gücünün ve kondisyonunun yettiği her maçta 30 lu sayıları aşmış, kendini bloklamaya çalışan dallas comegys hariç bütün pivotları madara etmiştir.
ilk ününü itü yıllarında levent topsakalla beraber babası kemal erdenay yönetiminde onu delirtecek kadar fantazi hareketlerle şov yapan oyunuyla yapmıştır. sonrasında türk ve avrupa basketbolunun sayılı isimlerinden biri olmuştur. milli takımda dahil olmak üzere hemen hemen hiç bir koç dayanamayıp şova başlayacaklarını bildiğinden harun u levent le beraber oynatma cesaretini gösterememiştir. ülker yıllarındaysa avrupa ve türk basketbolunun sayılı guardlarından orhun ene yle beraber, takım yöneticilerini bile şaşırtan işler başarmışlardır. babasından çok küçük yaşlarda aldığı fundemantal antremanları sayesinde 1-2-3 numaraları oynar, savunmada yatardı. ülker yıllarıyla beraber savunmada da idare etmeye başlamıştır.
korkunç ivmelenmesi ve hızının yanında türk basketbolunun en iyi şutörlerindendir.
onu doksanlı yılların başında izleyenlere bugün oynadığı basketbol heyecan vermese de, büyük yetenek olarak lanse edilen gençlere karşı hala 20 li sayılar üretmesi takdire şayandır.
edit: magic johnson aids hastalığı nedeniyle nba e ara vermek ve sonrasında tamamen bırakmak zorunda kaldığı süreçte kurduğu takımla istanbula gelmiş ve ülker le bir gösteri maçı yapmıştır. her ne kadar harun çok önemli bir oyuncu olsada o maç orhun ene nin maçı olmuş,orhun ene o maçta yıldızlaşmış, nba i neden düşünmediği magic in dikkatini celbetmiştir. harun erdenay ın o maçta oynamadığı yönünde bir beyanım olmamıştır, olmayacaktır.