bu kitapta harry iyice çocukluktan kurtulmuş ergenlik döneminde.yazın yanında kaldığı aptal akrabaları,voldemort'un geri döndüğüne inanmayan sihir bakanlığı,sık sık acıyan yara izi,kendisine hiçbirşey anlatmayan arkadaşları ve dumbledore yüzünden harry bayağı bir asabi.vaftiz babası sirius black'in ölümü onu ayrıca yıkmıştır.kısacası karanlık bir kitap.ayrıca serinin en uzun kitabı,1114 sayfa.
yine bir solukta okunan harry potter serisinin türkçe olarak çıkan en son kitabı.aha yine okudum yine şaşırdım,o kadar hızlı okumuşum ki hiçbir şey hatırlamadığımı hayretle gördüm.7 değil 77 kitap olsa ve hepsi kafa yaracak kadar kalın olsa yine okuyacağımı farkettim.
----spoiler----
sayfalar ilerledikçe dolores umbridge'e olan kızgınlığınız artıyor,yanınızda olsa boğazına sarılıcaksınız,o derece kıl yani.harry en sonunda cho'yla öpüştüğünde oh be diyorsunuz,snape'in çektiklerini öğrenince biraz da olsun anlıyorsunuz neden böyle gıcık olduğunu.fred ve george weasley'nin gösterişli kaçışlarına ve dumbledore'un tek başına 4 kişiyle baş etmesine karşı elinizde olmadan bir gazla gülümsediğinizi farkediyosunuz.neville'in neden böyle olduğunu,annesiyle babasının işkenceyle delirtildiğini üzülerek öğreniyorsunuz.sirius'un en sonunda yoldaşlığa acı bir şekilde 'yararlı' olması da iç burkuyor.
----spoiler----
sizi bilmem ama ben işte bu kadar kendimi kaptırıyorum okurken.
michael goldenberg tarafından sinemaya uyarlanacak, david yates tarafından yönetilecek filmdir. harry potter ve tayfasını önceki filmlerde canlandıran kadro yine aynen devam etmekte.
bu ayki pcnet dergisinin verdiği dvdde high definition bir trailer'ı bulunan film.
50 saniyelik trailer'a snape ile potter arasındaki zihnbend dersleri, sihir bakanlığındaki duruşma, zümrüdüanka yoldaşlığının bakanlıktaki düellosu, ikizlerin umbridge'den kaçışları, öpüşme vs hepsi konmuş. bugün baya bir izleyip sahnelerdeki detayları inceledim.
13 temmuz 2007'de 2 elim kanda olsa bile, ne olursa olsun çıktığı ilk gün bileti alıp gidiyorum.
harry potter and the goblet of fire'ın başarısından sonra serinin en karanlık ve dramatik kitaplarından olan bu eseri de aynı başarıyla aktaracaklarını düşünüyorum ama bir yandan da sinirleniyorum, yarın izleyip mutlu olabilirdim.
ve tabii merak etmiyor değilim, kitabın uzunluğu düşünülürse konular açısından nasıl bir seçim yapılmış.
son olarak the goblet of fire'da sirius'u* beş saniye gösterip insanı kanser eden bünyelere bunda da azıcık gösterirlerse çocuğumu keserim, asamı kırarım, bir yerlere monte ederim illa. snape'in bölümlerini de çok heyecanla bekliyorum, düş kırıklığına uğrarsam weasley ikizlerini de keserim. yok onlara kıyamam da umbridge'i keserim. golf yemem sörf tabii yerim.
canımız ciğerimiz sirius'un öldüğü sahneyi çok merak ettiğim film olucaktır. voldemort çok tipsiz 4. filmdeki haline rötuş atarlar diye bekliyodm ama yapmamışlar, tren garındaki sahnede çok tıfıl gözükmektir. zira karanlık lord dediğin sauron gibi olucak " kodu mu oturtur" cinsten. ayrıca filmin sonunda dumby ile olan düello sahnesini nasıl yapıcaklar merak ediyorum....
bugün egs'ye bilet almak için gittiğimde ertelendiğini öğrenmemle şoke olduğum, bela okuma noktasına geldiğim film.
dünyada sinemalara geliyor, nete sinema çekimi xvid'i düşüyor, biz 10 ağustos'a kadar izleyemiyoruz. küfür ettirecekler insana zorla.
7 ağustosta ülkemizde galası yapılacak olan film. galaya weasley ikizlerini ve cho chang'i canlandıran oyuncular katılacak. galaya sadece 0-12 yaş grubuna özel olan bir çocuk kulübü üyeleri katılabilecekmiş. ortamı düşünemiyorum. filmin içeriğine ve aksiyonuna bakarsak böyle bir kısıtlama tam bize layık.
7 ağustosta yapılacak gala davetiyelerinin 4-12 yaş grubundaki çocuklara verileceği açıklanmış ve kafamı duvara vurmamı sağlamıştır. +7 ve şiddet içerir şeklinde nitelendirilen bir film için 4 yaşındaki ağzından salya akıtıp uyuyacak çocuklara bilet verilmesini süper akıl etmiş cinebonus ve mars sinemalarını kutluyorum burdan.
edit: warner bros.a 1 temmuzda atmış olduğum bir eleştiri maili karşılığı davetiye sahibi olduğum filmdir ayrıca. teşekkürler warner bros diye çığlık atmak istediğim ve oyuncularıyla birlikte filmi izleyebileceğim için sevinç duymakta olduğum süper filmdir.
edit2: dün (6 ağustos) basın gösteriminde izlediğim filmdir. diğer filmlere göre açık ara oyunculukta yükselme var. ama yine de tabi ki önemli yerler çok kısaltılmış ve atlanmış. ancak sadece düello sahneleri için kesinlikle imax'te izlenilesi filmdir normal perdede böyleyse imax nasıl olur düşünemiyorum şahsen harika yapmışlar savaş sahnelerini.
kırmızı halıda saat 19:25-30 arası yekta kopanın yanında programa katılıp hakkında röportaj vereceğim filmdir ayriyeten. izlenilesidir. imax şiddetle önerilir.
david yates’in yönettiği an itibariyle kardeşimle galaya ücretsiz katılma hakkı kazandığım,bu sebeple dört gözle 7 ağustosu bekleme nedenim olan film.ayrıca iyi ki 4-12 yaş grubunda bir kardeşim olması durumuna pek bir sevindirik ve duacı olmamı sağlamış,kardeşimin kıymetini bildirmiş film de olmuştur.çekilişlere,yarışmalara olan güvenimi yerine getirebilmiş hedehödö.harry potter’in ilk aşkı "cho chang"ı oynayan katie leung ile yaramaz ikizler "fred" ve "george weasley"i canlandıran oliver ve james phelpsin de galada hazır bulunacak olması ayrı bir mutluluk ve heyecan kaynağı.
okumaya başladıktan sonra sonuna geldiğimde başını unuttuğumuz 1100 küsür sayfalık kitap
------spoiler------
bütün harry potter camiası tarafından
yoldaşlık karargâhı, delikanlı seherbazların
allengirikli planlarla harry'yi karargâha getirmesi
ve finaldeki büyük savaşın görsel efekt düzeyi
büyük bir merakla bekleniyor
------spoiler-------
galasına büyük umutlarla davetiye beklenen ama o umutların yok olmasıyla ntv den izlenilmekle yetinilen, günlerdir rüyalarda galaya giderken ne olduğu belirsiz güçler tarafından ulaşmanın engellendiği görülen, an itibarıyle sinir krizleri geçirten, hissedileninin ifade edilmesi imkansız olan film. küçücük çocuklar gidiyo anasını satıyım bu mu reva görüldü bize aaaah ahhhh..
(bkz: ben bunu haketmedim)
aylardır günde sayısız defa ağız sulana sulana izlenen fragmanların ardından nihayet galasında kavuşulmuş filmdir. yalnız 4-12 yaş arası veletlere verildiği ve bir büyük bonus olarak yanlarında girdiği için dublajlı salona sokmuş bulundular, dublajla bir film nasıl değişir görmüş olduk, o büyüleri çocuk bile daha güzel söylerdi nası dandik dublajdır anlamadım, cuma günü altyazılı izlemek için sinema kapısına yapışmak farz olmuştur, tadı başka çıkmaz bunun dublaj neymiş anasını satim.
filme gelince, serinin en kalın kitabıydı bu, 2.5 saate nasıl sıkıştıracaklarını bilememişler. çok güzeldi bence evet, azkaban gibi bir facia değildi-bence serinin en kötüsüydü çünkü-, kitabı iyi hissetirmişlerdi bunda, sahneler kaçıyor gibi yorumlar duydum ama bence iyiydi gayet de yakalanmaktaydı. hele son 20 dk ya falan hiç lafım yok voldemort ile dumbledore'un karşı karşıya geldiği sahnelerin yeme de yanında yat o derece. voldemort kaybolunca kahroldum adama o sahnelerde sempati duydum diyebilirim.
fakaat kitap en kalın ve anca sığmış dedim ya, bu yüzden olmalı ki değişen sahneleri vardı birkaç tane, misal esrar odası'na bunlar girince anında kehanet odasına varmıyorlar ki, o ilk kapıdan sonra yerin dönüp 12 kapının olduğu oda yoktu kapıdan bir geçtiler direkt kehanetler. ayrıca harry kehaneti eline aldığında duymuyor ki kehaneti diğerleri de duymuyor, okula dönünce düşünseli'nden çıkıyor kadın kehaneti söylerek. elinden düşüren lucius malfoy idi filmde ki neville olmalı hatta sonra özür diliyordu, harry teslim etmedi yahu kehaneti adama bu bence önemli bir ayrıntıydı eklenmeseymiş. bellatrix biraz savaşsın istedik sirius ile ama bir anda geldi öldürdü. rolüne mükemmel uymuş helena bonham carter, keşke daha gözükseydi tüllü odada. ha bakanlıktan voldemort ile kaçmalıydı şömineden tek başına değil o da kaçmadı, bir ayrıntı da ihtiyaç odası'nı neville bulmuyor dobby harry'e söylüyor, kitaba iyicene bağlı kalmak istemediniz tamam ama bari olan sahneler değişmeseymiş. kendi ekledikleri de var, mesela kağıda yazdığının deriye işlediği tüy kalemi dumbledore'un ordusu'nun tüm üyelerine uygulamıyordu umbridge cadısı, sadece harry buna maruz kaldı kitap boyunca. ve james potter normalde düşünselinde snape'in çıkıyordu sirius lupin ve kılkuyruk ile ve uzundu da sahneler, neden birkaç saniye zihnefend ile harry gördü bunları ki, önemsememişler pek james'in sahnelerini, hatta lily potter da konuşuyordu ya.
neyse bu kadar gözüme takılan ayrıntıdan beğenmedim gibi bir şey çıkmasın sadece gönül kitap gibi olsun isterdi o sahneler de napsın, birkaç ayrıntıyı pek önemsemeksizin, beklenilen süreye değmiştir, harry potter harry potter'dır, hastasıyızdır, gidilmelidir, 2008 kasım'ı iple çekilecektir.
galasında tahmin ettiğim gibi çoluk çocuğun çoğunlukta bulunmadığı,son derece elit,torpiili kesimin daha bir çoğunluk olarak katılmış olduğu kanyondaki tüm salonlarda gerek dublajlı,gerek türkçe altyazılı olarak gösterildiği film olmuştur.zannımca serinin en uzun kitabı olmasından ötürü,kitaba çok fazla bağlı kalınamamış,pek çok önemli sahnelerin atlandığı,ama yine de çekilen bölümleri itibariyle son derece başarılı bir film olmuştur.filmde göze çarpan,hiç konusu dahi geçmeyen en büyük eksikler şunlar olmuştur:
-ron ve hermionenin sınıf başkanı olmalarından kesinlikle laf arasında dahi bahsedilmemiştir,kanımca son derece önemli bir hadisedir,en azından bir aralara sokuşturulması gerekmektedir.
-ron weasleyin ayıla bayıla hazırlandığı,heveslendiği gryffindor quidditch takımına, oliver woodun yerine,tutucu olarak alınması ve berbat quidditch oynaması.
-harry potterın,fred&george weasley kardeşlerin ömür boyu quidditch oynama yasağı almaları-özellikle harrynin hogwartsı bu kadar büyük bir sevgiyle bağlanmasının en önemli sebebidir quidditch ve bundan hiç bahsedilmemiştir.
-koskoca 2 buçuk saatlik filmde ne bir quidditch maçı,ne de bir quidditch antremanı yapılmamıştır.
evet efendim şimdi gelelim filmin göze çarpan en büyük fiyaskolarına:
-hagridhogwartsa döndüğünde hermione,ron,harry ziyarete giderler hagridi,ve hava karlıdır kitapta,umbridge gelir aniden hagride misafiri olup olmadığını sorar,ama bizim üçlü görünmezlik pelerinine saklandıkları için profesör onları göremez,hagrid misafiri olmadığını ve kendisi orada değilken onu birinin ziyarete gelmiş olma ihtimalinden bahseder.ama umbridge karda 3 kişinin ayak izini gördüğünü söyler.hatta hagrid bizimkilere 3 fincan içecek birşeyler ikram etmiştir,umbridge kapıyı çalınca apar topar kaldırır onları.fakat filmde olaylar tamamen bu olaydan farklıdır.hava gayet açıktır,kar falan da yoktur ayrıca,önce umbridge gelmiştir hagridin evine,hermione-ron-harry üçlüsü geldiğinde hagridin evindeki konuşmalara kapıdan kulak misafiri olurlar.görüldüğü gibi kitaptan bağımsız bir sahne çıkmıştır ortaya.
-harrynin muggleların yanında sihir yaptığından ötürü,hogwartstan atıldığına dair arka arkaya üç adet mektup gelmektedir kitapta,fakat filmde sadece bir adet mektup vardır o da çığırtkan olmaması gereken mektuptur.esasında çığırtkan mektup petunia teyzeye gelen mektuptur.
-bir diğer bendenizi pek bir rahatsız etmiş olan yanlış sahne ise,kitapta hagrid,grawp ile tanıştırmak ve grawpa hagrid yokken göz kulak olmalarını istemek üzere hermione ve harryyi,ronun oynadığı quidditch maçından apar topar çağırıp yasak ormana götürüp,grawp ile tanıştırır.fakat filmde grawp ile tanışanlar arasında harry ve hermione dışında ron da mevcuttu,ee tabi quidditch maçı koymazsanız filme ron da gelir,hikaye değişir.
bunlar belki ince ama önemli gerçekten göze çarpabilitesi yüksek detaylar.gözden kaçmayacak cinsten olduğuna inanır,ben bunu bilir bunu söylerim.
kırmızı halı faslına gelince,bir klasik olarak sağlı sollu simsiyah giyinmiş korumalarla donanmış bir kırmızı halı ve üzerinde en az 10cmlik topuklu ayakkabı giymiş süper minili hatunlar ve bunlara ek olarak bir adet ali desidero mevcuttur.fred ve george siyah bir mercedesle son derece cool ve sevecen bir şekilde,cho ise kendisi gibi beyaz bir elbise giymiş hoş bir hatunla -zannediyorum ki ablasıydı-ayrı bir siyah mercedesten inerek kırmızı halıya ayak basmıştır.choyu ve mini elbisesini gören bizim bir takım abaza gençlerimiz kendilerini tutamayıp,bir hayli laf atmıştır kendisine,chonun türkçe bilmemesine duacı olunacak bir durum sergilenmiştir,kendisi hiçbirşeyden habersiz etrafa gülücükler saçıp,kime nasıl imza vereceği konusunda bir hayli şaşkın bir vaziyettedir.
ben buradan marssinemaya teşekkürü borç bilirim,gerek böylesine güzel&başarılı bir organizasyona sebep ve ev sahipliği yaptığı için,gerek beleş sinema bileti,pop-corn,içecek ikramlarından,gerekse de sandığım kadar büyük bir izdiham yaşamadan rahatça salonlarda yerlerimizi alıp,bir güzel koltuklara gömülüp herkesten önce bize bu zevki yaşattığı için.
yani harry potter gönlümüzün sultanıdır,iyidir,hoştur,cicidir,defalarca izlenesidir.ufak hataları elbette affedilebilir,ellerine sağlık david yates,hayal gücüne sağlık j.k.rowling derim ben.
bu bölümde, harry artık sivilceli bir ergen formundadır ve mikinin doğrultusuna gitmektedir. doğru yazılımı şu şekildedir:
(bkz: harry potter and the order of the penis)
bugün gitmeye vakıf olduğum ve benden sonra girecek biletleri kapış kapış alıp insanlara acıdığım filmdir.nedir bu harry potter çılgınlığı diyorum bu mu the lord of the rings ile karşılaştırılan yapıt,lütfen denyolaşmayın.
şimdi önyargıları bir kenara bırakalım.dizinin bu beşinci halkası belki de serinin en zayıf halkası diyebiliriz.kahramanımız! harry artık büyümüş sivilceleri patlamaya başlamış ve çatallaşmış sesinden lideri takip et oyunu oynayarak arkadaşlarına komutlar vermekte ve adını ilk kez duyduğumuz zümrüdüanka yoldaşlığına mensup bir tarikata üye oluyor.lakin ismi lazım değil yaklaşıyor ve bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyor heres. tabi harry diğer ergenlik arkadaşlarını alarak sihir bakanlığının kendi okulları üzerindeki baskıya karşı bir şeyler yapmakta,diğer ergenlik zibidileri de pink floydun the wall klibinden çıkmış gibi aynı şeyleri tekrarlamaktadır. oldukça sıradan ve görsel efekt olarak bir kaç büyü dışında ve farklılık görmediğimiz filmde bir kaç filmden araklama diyebileceğim sahne yakaladım.
örnek 1: harry potter'ın ilk sevişme deneyiminden sonra arkadaşlarının nasıldı diye sormalarına ıslak diye cevap vermesi. bu konuda(bkz: rain man)
örnek 2: daha önce izlediğimiz ve kitaptan çevrilen eragon filmindeki beynine girerim duygusallığını sökerim sahneleri.
son sahne de ise voldemort ile yapılan ufak düello ise dağ fare doğurdu izlenimi vermekte ve seyirciyi tatmin etmekten öte sıkmıştır.filmde gördüğüm tek artı ; ilk başta gösterilen diğer filmlerin fragmanlarından 10.000 d.c filminin fragmanı oldukça hoş,merak uyandırıcı ve heycan vericiydi.2008 i bekliyoruz.
not: paranızı ve zamanınızı akreplere yedirmeyin diyor bir sonraki film eleştiri programında görüşmek üzere diyorum. sağlıcakla kalın.
yer kalmaz da dublajlı izlemek zorunda kalırız telaşıyla sabahın köründe tek gözüm kapalı izledim filmi.
öncesinde kitabı okumuş olduğum için olsa gerek benim için hiç tatmin edici olmadı film. hiçbir ayrıntıya girilmemiş olduğu için çabucacık bitiverdi.
ve ayrıca yine çok yüzeysel olduğundan ötürü kitaptaki duyguyu verememiş. başrol oyuncusunun çok fazla büyümüş olmasından da olabilir. evet çok büyümüş, çok odun duruyor artık. değiştirsinler..
ayrıca sirius black'in öldüğü sahne çok yavan olmuş, oysa kitapta ağlayasım gelmişti.
ama yine de savaş sahnelerindeki efektler, fışkıran beyaz siyah ışıklar, patronuslar, bellatrix hepsi çok iyiydi. ayrıca insanın dumbledore karakterinin torunu olası geliyor.