öncelikle bu satırları döken yazarın süzme salak olduğunu ve bu kitabı başta "hemen bitircem!" telaşıyla kıçından okuduğunu belirtmek isterim. daha yeni akıllandı.
gelelim asıl konuya:
--
spoiler--
dumbledore yirmi yedinci bölümde
snape tarafından hakkı rahmetine kavuşturulunca, "nayır, nolamaz!" gibi aşırı tepkiler verip yatağımda hüngür şakırt ağlamaya koyuldum.
şu zamana kadar saf saf dumbledore'un öldüğünü düşünürken, dün kitabı tekrar gözden geçirirken kafamda şimşekler en sonunda çaktı. bu kadar basit olamazdı!
dumbledore snape'e güvenecek, ve saf yerine koyulacaktı, öyle mi? sensin saf!
dumbledore "severus...lütfen..." diye "öldürme beni" manasında yalvaracak öyle mi? sen double safsın kızım! neyse.
dumbledore ölmedi. tamam bu da bi teori diyeceksiniz, ama değil. gerçek. "hani kanıt? nanik!" dediğinizi duyar gibiyim. bu durumda yirmi dokuzuncu bölümü baştan okumanız rica olunur:
"dumbledore'un gözleri kapalıydı; kollarıyla bacaklarının tuhaf açısı olmasa, uyuyor olabilirdi."
bu noktada ise her kitapta incelenen
avada kedavra hakkında bildiklerimizi ortaya dökmemiz gerekir: avada kedava sonucu ölen kişinin gözlerinin faltaşı gibi açık olduğu gözlemlenmiştir.
dumbledore'un gözleri kapalı...
ama nasıl olur, "avada kedavra oracıkta söylendi!" diyenleri de düşündük; altıncı kitapta özellikle "sözsüz büyülere", yani içten yapılan büyülere yer veriliyor. snape büyük ihtimalle içinden dümbledore'u yere fırlatan başka bir büyü söylemiş, ama ölüm yiyenler çakmasın durumu diye dıştan "avada kedavra" sözlerini çıkarmıştır.
dumbledore ise orada aslında snape'e onu öldürmesi için yalvarmaktaydı, oyunu sonuna kadar götürebilmek ve ölüm yiyenlere durumu belli etmemek için.
sonuç itibariyle, dumbledore
harry potter and the deathly hallows'un bir yerlerinden çıkacak, ölmedi diyenler de şaşırmış numarası yapacak.
--
spoiler--
yarın, yeni kitap çıkıyor... göreceğiz.