hayri abinin abazanlık dönemlerine rast gelecek kitaptır muhtemelen. konsept itibari ile her harry potter kitabı 1 okul yılını içeriyor. yaz tatilinden dönüş ile başlayan hikaye tüm sene devam ediyor. ders arası macera ekolü desek yeridir.
şimdi serinin altıncı kitabı olunca bu, ilk kataptaki hali ile 12 yaşında macerayı seven genç harry, 18 olacak, reşit olacaktır.
artık daha bir büyüdüğü, ağır abi statüsüne girdiği için de öyle şebeklikler, çocukça hatalar yapamayacaktır. serinin son kitaplarında konu biraz derinleşebilir ve sıkıcı olabilir bu bakımdan.
ek : yazarı j k rowling teyzenin dediğine göre 7 kitap olan seri; muhtemelen hayri'nin, hörmayoni gırencır*ı nikahına almasıyla son bulacak. ee bu altıncı kitapta söz keserlerse şaşırmam *
amazon'daki ön sipariş bilgilerine göre 16 temmuz 2005'te yayımlanacak, harry potter serisinin 6.kitabı. j.k rowling'in açıklamasına göre bu prens ne voldemort ne de harry imiş..*
yüzüklerin efendisi'ne benzeyen birçok yönü olan kitaptır.
ayrıca serinin en iyi kitaplarından biridir. uzunluğu gayet yerinde, aksiyon ve diyaloglar gayet ölçülü tutulmuş. sonu ise hassas bünyelerde üzücü etkilere yol açabilir.
yine, fransızlara ingilizce okutacak olan kitaptır. serinin bir önceki kitabında da fransızlar, fransızca çeviriyi bekleyemeyip, satılmaya başladığı ilk gün kitabı orjinal dilinde almaya başlayınca ingiliz basınının dalga konusu olmuşlardı.
paylaşım programlarında** dağıtımı başlanan kitaptır. ancak dikkat ediniz çok fazla sahte dosya kitap çıkmadan önce bile yayılmış vaziyette bulunmaktadır.
43,5 ytl gibi bir fiyata satılan, harry potter serisinin 6. kitabı.tempo dergisinde ve orda burda hakkında yazılanlar ve spoilerlar yüzünden okumadan neler olup bittiğini öğrendiğimiz kitaptır ayrıca.
türkçesi 1 ekimde piyasada olan ve an itibariyle bitirdiğim muhteşem kitap. serinin diğer kitapları gibi çok sürükleyici ve ilginç gelişmelerle dolu.aynı zamanda şimdiden 7. kitabın çıkmasını iple çekmeme yol açmıştır.şiddetle tavsiye edilir.
bütün kitap boyunca çok ağır aksak ilerlemiş,ama sonunda sıkış tıkış olaylar olmuştur.ayrıca sonuyla bizi hayrete düşürüp,ikilem içinde bırakmıştır,acaba her şey bir oyun mudur yoksa gerçek mi?sanırım yine 1-2 sene bekledikten sonra öğrenicez.ama o kadar olay nasıl bir kitapta olacak merak ediyorum.
sonunda kötü kişi olarak lanse edilen kişinin gerçekten kötü mü değil mi olduğunu düşündürtüyor.zira bir gereklilik nedeniyle icra edilmiş bir hareket olma ihtimali yüksek. yine her soru ortalıkta kaldı. merakla sonuncusunu bekliyoruz.
kitap yayımlanmadan önce j.k.rowling 'in açıklamasını vermekte fayda var. melez prens voldemort değildir. ama bu kitapta voldemort'un geçmişi diğer kitaplara oranla epeyce aydınlatılmıştır.
hermione'nin yine sahipsiz kaldığı kitap. hadi anladık ron salak ama harry'e noluyor? 6 kitaptır her türlü yavşaklık oluyor, üstelik harry alemin en kral en meşhur adamı. voldemort'un elinden 4 kere kurtulmuş tek adam hayatta (inceden de sır verdim bakın). ama hala hermione'nin yalnız olduğu ve hatta kala kala ron'a kaldığı kitap.
serinin diğer kitaplarına nazaran sıkıcı bulduğum kitaptır.hele ergen bunalımları ve kitaptaki kahramanlar arasındaki aşk ilişkileri okurken patladım,zaten voldemort da yoktu doğru düzgün tom riddledan bahsedilmişti o kadar.
"acaba rowling'in niyeti bütün favori kahramanları öldürmek mi?" diye düşünülmesine yol açmış kitap. yakında toplu bir katliam yapacağından şüpheleniliyor..
öncelikle bu satırları döken yazarın süzme salak olduğunu ve bu kitabı başta "hemen bitircem!" telaşıyla kıçından okuduğunu belirtmek isterim. daha yeni akıllandı.
gelelim asıl konuya:
--spoiler-- dumbledore yirmi yedinci bölümde snape tarafından hakkı rahmetine kavuşturulunca, "nayır, nolamaz!" gibi aşırı tepkiler verip yatağımda hüngür şakırt ağlamaya koyuldum.
şu zamana kadar saf saf dumbledore'un öldüğünü düşünürken, dün kitabı tekrar gözden geçirirken kafamda şimşekler en sonunda çaktı. bu kadar basit olamazdı!
dumbledore snape'e güvenecek, ve saf yerine koyulacaktı, öyle mi? sensin saf!
dumbledore "severus...lütfen..." diye "öldürme beni" manasında yalvaracak öyle mi? sen double safsın kızım! neyse.
dumbledore ölmedi. tamam bu da bi teori diyeceksiniz, ama değil. gerçek. "hani kanıt? nanik!" dediğinizi duyar gibiyim. bu durumda yirmi dokuzuncu bölümü baştan okumanız rica olunur:
"dumbledore'un gözleri kapalıydı; kollarıyla bacaklarının tuhaf açısı olmasa, uyuyor olabilirdi."
bu noktada ise her kitapta incelenen avada kedavra hakkında bildiklerimizi ortaya dökmemiz gerekir: avada kedava sonucu ölen kişinin gözlerinin faltaşı gibi açık olduğu gözlemlenmiştir.
dumbledore'un gözleri kapalı...
ama nasıl olur, "avada kedavra oracıkta söylendi!" diyenleri de düşündük; altıncı kitapta özellikle "sözsüz büyülere", yani içten yapılan büyülere yer veriliyor. snape büyük ihtimalle içinden dümbledore'u yere fırlatan başka bir büyü söylemiş, ama ölüm yiyenler çakmasın durumu diye dıştan "avada kedavra" sözlerini çıkarmıştır.
dumbledore ise orada aslında snape'e onu öldürmesi için yalvarmaktaydı, oyunu sonuna kadar götürebilmek ve ölüm yiyenlere durumu belli etmemek için.