layık bulduklarını kendi dünyasına (kitaplar-tiyatro-sinema, itü sözlük...) çekmeye çalışmasına bir süre sonra karşı koyamadığınız, layık bulmuyorsa kesinlikle ulaşamadığınız dost tipi.
elazığlı olupta malatya antipatisi taşımayan ender insanlardan.nicki bana küçükken büyüklerimizin korkutma cümlesi
harpuuut kulaklarını sarkuttt u hatırlattığı kadar özlediğim yerleri de aklıma getirdi. girilerini okuyunca ilk kez bi elazığlıyla hemşehri olduğumu hissettiren başarılı yazar
edebiyat ve sinema zevkine hayran kaldıklarımdan. okuduğu/okuyacağı kitaplarla ilgili yazdığı girileri okumanın çok ama çok keyifli olduğu yazarlarımızdan, ne mutlu.
gerçekten çok sevdiğim vefalı bir dost. pazar günü ona bedenen uzak fakat ruhen yakın dostundan selamlarımı ve güzel dileklerimi getireceğim. hatta en sevdiği dostundan;
"sen dostumdun benim gülünce güneşler açan
bulutlara rüzgara asarım suretini her akşam
her akşam mektup yazarım dağlar kadar
kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi, üşüyorsun
unutma dostumsun sen, neredeysen orda ölmek isterim!"
terfi etmiş yazar. kendileri naif delikanlı olmaktan memnunlardı hatırladığım kadarıyla. ayrıca sohbetini özlediğim yazardır kendileri. burnumun dibinde ama (devenin sevmediği ot hep burnunun dibinde bitermiş.)
şaka bir tarafa özletti kendini. aman canım ne özleyecekmişim. şimdi iki adım ötemde kişisel bilgisayarını açacak itüye girecek. kendi hakkında yazılmış bir yazı okuyacak. mutlu olacak falan... hep lüzumsuz şeyler. size böyle konuşuyor ama bakmayın ona. kendini beğenmişlik onda, çekememezlik onda, en son beni çatlatmak için gitti nobelli kitapları aldı. ama ben de çatladım hani, ne yalan söyleyeyim. çatırtılarım tey nerelerden duyulmuş...
aslında hiç çekemiyor beni. biliyorum ben...