dünyaca ünlü alman yumuşak şeker üreticisi.hans riegel arafından bonn'da kurulmuştur.ismi de burdan gelir.hans riegel bonn.ilk jelly şeker üretimini yapmıştır.** .ülkemizde hadımköy'deki fabrikada üretim yapmaktadır.
bir dolu ürünü bulunan, günümüzde pamir şekerleme'nin türkiye distribütörlüğünü yaptığı (tadını biraz bozdular bence ya neyse) marka. "haribo ne yapsa yerim" lafını sarfetmeme ve arkadaşlar arasında alay konusu olmama kadar götürmüştür beni bu saplantım.
jelibonların en şekerini üreten firma.heryerde bulunmayan,bulunduğunda saldırılan jelibonlar..
ne var ki,haribo olması yetmez kavun-karpuzlu olan berbat.
haribo macht kinder froh und erwachsene ebenso (küçük ya da büyük ol hariboy'la mutlu ol diye çevrilmiştir) gibi sevimli bir şarkıya sahip mükemmel jelly şekerler üreten marka.
elimizde keseyle çook şeker'in etrafında hangisinden alsak,bu çok güzel,aa bu da çok güzel,aa bu da diye dolanmamıza neden olan şekerlemelerin genel adı..hepsinden avuç avuç doldurmak istiyorum ama fiyatı ne yazık ki o kadar uygun değil..jelibonlu kısmın kilosu 20 ytl,çikolatalı kısmın kilosu ise 40 ytl'dir..
haribo bir zamanlar radyo d'de yayınlanan hakan gündüz'ün sunduğu "ü ürü üü" adlı programın sponsoru idi. o zamanlar üniversiteye gidiyordum. derse giderken yolda dinlediğim bu programın katılmak istediğim bir bölümü vardı. bu bölümde programın sponsoru olan haribo'nun harflerini kullanarak anlamlı bir cümle oluşturmaya çalışıyorsunuz. tek kural var ilk kelime haribo olacak. telefonla katılmak gerektiği için katılamıyordum zira o saatlerde derste olmam gerekiyordu genelde. bir gün şansımı mail ile deneyeyim dedim. okulun labında ders saatini beklerken aklıma gelen bu parlak fikri oluşturduğum sekiz-on kadar cümle ile destekleyince maili gönderdim ve derse girdim. okuyacağına ihtimal vermiyordum ama programı dinleyen bir arkadaşımın anlattığına göre gülmekten katılarak okumuş.
dersten çıktım. bir de ne göreyim. haribo'dan bir mail. günün ödülü için benden adres istiyorlar. ben de ev adresimi kendilerine gönderdim. onlar da sağolsunlar tam 1 koli haribo'yu define sandığı içinde ve özel haribo ayısı ile birlikte gönderdiler.
şimdi eski maillerimi şöyle bir karıştırdım ve gönderdiğim açılımları buldum:
- haribolar allah rızası için benim olun
- haribo alınca rakı içsem de başağrısı olmuyor.
- haribo'yu alan rumen ilie beşiktaşlı oldu
- haribo açım razı isen benimle ol (kıraç'ın şarkısı hit idi o zamanlar)
- haribo ankara'ya rağmen ihracat birincisi oldu (hükümete bir dokundurma)
- haribolu aslanlar realmadrid ile başabaş oynayadılar (galatasaray sponsoru olarak haribo)
- haribosuz asla rakı ile balık olmaz
- haribo almadan rana ile birlikte olamıyoruz
- haribo'ya alışan rahmi'yi işyerinde bulamaz olduk
- haribo as really being in oceans
- haribo achtundzwanzig rache im bücherschrank osten (anlamı yok)
"küçükken almanya'dan gelen akrabalarda hep haribo olurdu. isterdik ya verirlerdi ya da hiç vermezlerdi, ancak kendi çocuklarının elinde paket paket olurdu. ayıp yani. ben haribo hikayesini yazdıktan sonra koca bir paket gönderdiler. eğer yemek istediğin bir şeyler varsa, ben çizeyim bak gönderiyorlar."
bir ara domuz jelatininden yapıldığı için türkiye'ye yasaklanmış.sonra onay alıp 2000 yılında tekrar türkiye'ye gelmiş yumuşakça şeker.ama hala deli dana hastalığına sebeb oluyor.
(bkz: sevemedim)
''çilex'' ve ''berries'' diye iki ayrı şekerleme türünü üretmiş olan süper marka. sağlıksız olduğu kadar bağımlılık yapıyor. zaten sağlıklı olan bir şey bağımlılık yapmaz genelde. neyse, adeta bir pembe olips diyerek konuyu kapıyorum. tatmak lazım. anlamak lazım.
almanyadaki türkler arasında "harmancı ibo" nun kısaltması olarak kabul edilip afiyetle yenen, sünme yeteneğine sahip şekerleme. bunların bir de büyük paketleri vardır. akıllara da zarardır, dişlere de.