ikinci abdülhamid'in en büyük icraatlarından biri milli eğitimi belli bir düzene oturtup yaygınlaştırma çabasıydı. cumhuriyet dönemine kadar geçen 30-40 senede binin üzerinde okul açıldı, ilkokul, ortaokul muadilleri oluştu. cumhuriyeti kuran kadrolar da bu okullardan mezun oldu. bundan öncesi için bir milli eğitim sisteminden bahsetmek pek mümkün değildir. okumayı yazmayı öğrenmiş kişiler vardı. bunlar da daha ziyade subaylar, memurlar, tüccarlar, aydınlar (okur yazar olduklarından ayıyorlar elbette)...
harf devriminden önce de ciddi bir okur yazarlık artış ivmesi sağlanmıştı. ancak elbetteki 1911-1923 yılları arası osmanlı'da savaşlarla geçmiştir. bunu da kimse unutmasın. bu safhada pek çok şey gibi eğitim sistemi de aksamıştır, sektelere uğramıştır.
1000 yıldan uzun süredir kullanılan eski yazı da gün gelmiş, ikinci abdülhamid'in açtırdığı okullarda okuma yazma öğrenip makam sahibi olmuş, lider olmuş kişilerce latin alfabesine çevrildi. şüphesiz ki bunun bize bazı avantajlar sağlaması bekleniyordu ve beklentileri büyük ölçüde karşıladı ama bunun yanında da olumsuz etkileri de olmuştur. doğruluğunu, yanlışlığını belirlemek bir makina mühendisine düşmez ama naçizane fikrim, yine de bu işin aceleye geldiğidir.
***
1000 yılın üzerinde bir zaman boyunca yazılı olarak sadece uzman tarihçileri ilgilendirecek yazılı belgeler ortaya koymadık. kültürümüz sadece sarayın alışveriş listesinden de ibaret değildir. bugün 100 yaşının üstündeki hemen her binada eski yazı ile yazılar var. her gün önlerinden geçiyoruz. ancak ne olduklarını anlayamıyoruz.
her ne kadar tarihçi olmasak da zaman zaman tarihe ve bazı tarihi olaylara ilgi duyuyoruz. bu durumda da o olayları bize birilerinin anlatması gerekiyor. elimize kaynağın bizzat kendisini alsak dahi onu kullanma bilgimiz yok. eski şiirleri de birinin bize aktardığı okumaya mahkumuz. aktarılanları okuyarak da geçmişimize ve kültürümüze bağlanabiliriz ama sadece bir kaç köprüden... çünkü maziyle aramıza coşkun akan bir nehir girdi. nehrin öte yanında da muazzam bir tarih ve kültürün yanında kötü hatıralar da var elbet.
harf inkılabı ile ilgili bir iki saçma argümanı da eklemekte fayda var. bunlar bize ilkokulda öğretildiydi. o yaşlarda insanlara yeterince tatmin edici geliyor bu argümanlar. ancak belli bir yaştan sonra da biraz salak duruyor üzerimizde.
- eski yazı öğrenilmesi çok zor bir alfabeydi. insanlar 5 senede öğreniyordu.
hasktir lan! yok ebenin amı. zihinsel engellilerden mi bahsediyor? japonca için doğru sayılır. adamlar 4 alfabe kullanıyor, hepsini sırayla öğrenmeleri 5 yılı geçebiliyor. ama altı üstü arap harfleri bunlar. elbette şöyle bir zorluğu var: harflerin başta-ortada-sonda, şekilleri farklı olabiliyor. ama gene toplasan 40 tane karakter var. 40 karaktere hakim olması 29 karakterden biraz daha uzun da olsa gene de 5 yıl sürmez. kimi kandırıyorsun lan sen?
iran'da da çocuklar ilkokul birinci sınıfta okuma yazmayı sökebiliyorlarsa bu argümanın götten sallama olduğunun ispatıdır. tatmin olmayan kişiler, eğer ki zeka seviyeleri ortalama insanın altında değilse, sadece iki günlerini vererek eski yazıyı da sökebilirler. gerisi pratiğe kalır. "iki gün" konusunda da kesinlikle abartmıyorum.
- batıya adapte olabilmek için latin alfabesi şarttı.
batıya adapte olabilmek için latin alfabesi şart değildir. kiril alfabesini kullanan rusya, bizden çok önceden beri "batı" zihniyetine sahipti. japonya kendi abidik gubidik alfabesiyle batılılaştı. yunanistan da öyle. israil'i de sayayım mı? şu an yunan alfabesi ve kiril alfabesi avrupa birliğinin de içinde.
ancak şunu da bilmek lazım. o dönem türkiye doğululuğun getirdiği hantallığı üzerinden silkelemek ve yüzünü batıya çevirerek ilerlemek istiyordu. yüzünü baatıya çevirişinin bir sembolü olarak da harf devrimi son derece etkili bir semboldü.
- eski yazı türkçedeki sesleri karşılamıordu.
karşılıyor. yeterince karşılıyor. sesli harflerle ilgili bir sorun var. ortada ve sondaki "ı", "i" ler "ye" harfiyle, "u" lar "vav" harfiyle diğerleri de çeşitli "elif" kombinasyonları ile ifade ediliyordu. ama neticede insanlar yazıp, okuyabiliyorlardı. 5 sene kuma yazma öğrenmeden elbette... osmanlı alfabesi sadece arap alfabesindeki harflerden oluşmuyordu, kendisine has ek harfleriş de vardı. (bkz:
nef). aslına bakarsanız latin alfabesi de pek karşılamıyor sesleri. eksikleri var. misal "q" harfi. bir 50 yıl sonra belki başka şeyler ekleyecez...
- eski yazı çok çirkin.
8 votka da içsem sen hala çirkinsin asıl.
- latin alfabesi daha güzel.
o sizin güzelliğiniz.
***
ek argüman: eski yazının kaldırılması ile entelektüel sınıf tasfiye edildi.
de get lan! taşak mı geçiyorsun. entelektüel adam 29 harfi mi öğrenemeyecek de tasfiye olacak? o dönemin entelektüel dediğin insanlarının çoğu zaten yabancı dille beraber latin alfabesini bilirdi. hani bilmeyen bir insan, entelektüel olarak adlandırılabilecek kadar akli yeterlilik gösterebiliyorsa latin alfabessine geçişten ne etkilenecek? çakma entel mi bunlar?
- dildeki fars ve arap etkisini de atmıştır. divan edebiyatını anlamak mümkün değil mesela.
divan şiirlerinin büyük kısmını latin harfleriyle yazıyorum... hala anlamıyorum. alfabe ile ilgili değil demek ki. şimdi de dilimiz ingilizce'nin yoğun etkisi altında. napalım? kiril alfabesine mi geçelim? önümüzdeki 50 sene içinde dilimiz rusça'dan da etkilenince yunan alfabesine mi atlarız? alakasız.