belki ilginizi çeker
  1. · güneş dil teorisi
  2. · aryan
  3. · harf devrimi
  4. · arapça nın laikliğe aykırı bir dil olması
  5. · harf devrimiyle bir günde cahil olduk
  6. · hilafet kaldırılmasaydı türkiye süper güç olurdu
  7. · harf devrimi ile kültürümüzden kopartıldık
  8. · hizbut tahrir
  9. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · yılmaz özdil
  2. · ibrahim üzülmez
  3. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  4. · yaran diyaloglar
  5. · beşiktaş
  6. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  7. · zongul ducks
  8. · tetris
  9. · pikeman

harf devrimi ile kültürümüzden kopartıldık  

 sayfa  / 4
  1. doğruluğu tartışmalı önerme.

    1) cumhuriyet öncesinde okur-yazarlık oranı, dolayısıyla, kopartıldığımız yazılı kültüre ulaşma oranı neydi?

    2) cumhuriyet sonrası okur-yazarlık oranı arttı mı azaldı mı, dolayısıyla, kültüre ulaşma becerisi insanlara yeterince kazandırıldı mı?

    3) alfabe değişikliği sonrası, bugüne kadarki süreçte, eski yazıyla (osmanlıca alfabesiyle) yazılmış kültür ürünlerinin yüzde kaçınının yazıçevrimi yapıldı?

    4) yazıçevrimi yapılmamış ürünlerin kullanımı zaten sınırlı sayıda uzmana münhasır değil midir?

    5) cumhuriyet öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında, dolaşıma giren ve tüketilen kültür ürünlerinin kişi başına düşen sayısı artmış mıdır azalmış mıdır?

    6) ıı. abdülhamit'in ve ittihat ve terakki'nin temel eğitimin yaygınlaştırılmasına yönelik çabaları, neden cumhuriyet sonrasındaki eğitim seferberliği kadar etkili bir yaygınlık kazanmamıştır?

    7) ve zaten, eskiden ne kadar okuyorduk ki şimdi ne kadar okuyoruz da kültürümüzden kopmuşuz?

    bu sorulara verilecek cevaplarla tekrar tartışalım.

    biz hakikaten kültürümüzden bir gecede kopartıldık mı?
    (salieri ve çiğnenen onuru, 22.11.2007 02:42 ~ 03:04)
  2. osmanlıyı, selçukluyu ve cumhuriyet dönemini çok iyi bilen her klasik ortalama türk insanının üzerinde sağdan ya da soldan ahkam keseceği tartışmadır... buna rağmen gerçek bir tartışmayı hatırlatan cümle.

    (bkz: vay be)
    (bkz: kahve edebiyatı)
    (skuba, 22.11.2007 03:05 ~ 03:05)
  3. doğruluğu tartışmasız önerme.

    1-cumhuriyet öncesi okur yazarlık oranı her ne kadar çok olmasa da harf devrimi yapıp bu oranı sıfırlamanın faidesi nedir?

    2-cumhuriyet sonrası okur yazarlık oranı yazı devrimi yapılmadan da artırılamaz mıydı?

    3-okur yazar oranının azlığı osmanlıcadan mı yoksa eğitim sisteminde ki bozukluktan mıdır?

    4- latin alfabesini öğrenmek osmanlıcayı öğrenmekten daha mı kolaydır?

    5-camilerde çocuklar bir aydan kısa bir sürede arapça okumayı öğrenebiliyorlar.osmanlıca daha kısa bir sürede öğretilemez mi?

    not:şu anda ki eğitim sistemimizde ilk dönem bitmeden okumayı öğrenen çocuk sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir.en azından benim okuduğum zaman kimse okuyamıyordu ki ben de harf devriminden sonra okula gittim.(bu arada dikkat edilecek bir hususda bu eğitimi imamlarımız vermektedir.bunu pedagojik formasyon sahibi öğretmenlerimizin vermesi ile bu daha da hızlı gerçekleşemez mi?)

    6-osmanlıca yazmak latin harfleriyle yazmaktan daha hızlı değil midir?

    not:osmanlıcada ünlü harfler kullanmadığından daha hızlı yazılabilir.


    7-önümüzde japonya örneği dururken gelişme,okuma oranını artırmak açısından-ki japonca osmanlıcaya nisbetle çok daha zor bir yazı dilidir- harf devrimi gerekli midir?

    not:japonya gazete tirajları açısından dünyanın en ileri ülkesidir.gelişmişliğini yazmaya gerek yok.

    8-yedi yüz yıllık devleti aliyye ye ilaveten üçyüz yıl da selçuklu devleti bu yazı dilinde milyonlarca eser vermişken
    harf devrimi yapıp bu kadar eserden yararlanamamak daha mı yararlıdır?

    not:bu süre içerisinde tıp,astroloji,mimari,fen bilimleri,cebir vs. de dünyanın en ileri medeniyeti devleti aliyye demeye gerek yok herhalde.

    9-batıyı takip edebilmek için latin alfabesi kullanmak mı yoksa batı dillerini öğrenmek mi daha yararlıdır?

    not:pakistan islami harfleri hindistan sanskritçeyi kullandığı halde türkiye ye nisbetle daha iyi ingilizce bilmektedirler ve kullandıkları yazı dili buna mani olmamaktadır.(iddia ediliyor ki ingilizce dünya dilidir batıdan kopmamak adına)

    10-yazı dili bir kültürün ana unsurlarından biri değil midir? ve bu yazı dilini bin senedir kullanmış olman kültürünün bu dille yazıya aktarılmış olduğu manasına gelmez mi?

    11-eğer yazı dili bir kültürün en önemli parçası ise onu değiştirmekle bir millet kültüründen koparılmış olmaz mı?

    edit:bu giriye bu kadar ilgi göstereceğinizi tahmin ediyordum doğrusu.sayın arkadaşlar şöyle gözünüzü yumun size bir önerim olacak.diyelim ki bin senedir latin alfabesini kullanıyor olsaydık ve bir gece ben gelip bu alfabeyi herhangi bir alfabeyle değiştirseydim sabah kalktığınızda artık yeni bir alfabe öğrenmeye başlamak çok hoşunuza gidecekti galiba.
    amaç burada osmanlıcayı savunmaktan çok alfabenin değiştirilmesinin doğurduğu sonuçlardı.(yine de belirtmek isterim ki osmanlıca latin alfabesinden çok üstün bir yazı dilidir)ayrıntılı bilgi isteyenler ali haydar efendinin harflerin müdafaası eserini üsküdar asitane kitabevinden alıp okuyabilirler tabii osmanlıca biliyorsanız.(hadi fazla üzülmeyin latin harfleriyle de yayınladılar)
    (buyukdusunuryinebuyukdusundu, 22.11.2007 05:45 ~ 19:59)
  4. kültürümüzü tanımayan insan söylemi.
    türk kültürü müslüman olunduktan sonraki arap etkisiyle geçen dönemden ibaret değildir bu bir.
    türk kültürü divan edebiyatı yapan saraylıların yaşattığı bir şeyden ibaret değildir bu iki.
    divan edebiyatı arapça- farsça hakimiyetinde sürüp giderken, bu iddiayla konuşanlar mesela bir divan edebiyatından şiir okusunlar anlayabilecekler mi, halk türkçe konuşmuş, türkçe üretmiştir. ozanların şiirleri dilden dile yüzyıllarca türkçe dolaşmıştır.
    devrimden bu yana uzun yıllar geçmesine ve bu devrimin getirdikleri sayesinde bugün okuma yazma bilip üniversite okuyabilmesine rağmen kimileri hala devrimi anlayamamış, benimseyememiştir.
    ek: kültürüne bağlılığı da alfabeyle kopartılabilecek kadar sıkı (!) olan kişidir. kültürü inşa eden unsurların birçoğunu bir kenara atıp arap alfabesini ölesiye savunmasının ardında ne gibi dinamikler olduğu da merak edilir.
    türk tarihi doğrusuyla yanlışıyla bizim tarihimizdir ve doğruları kendi savunduğumuz olgulara bağlayıp söylemimizi haklı çıkarmaya çalışmak da tarihin bir parçasını koparıp oyun hamuru gibi şekil vermeye çalışmaktır.
    (hayvanat bahçesinde kuş olsam, 22.11.2007 07:21 ~ 09:33)
  5. kültürümüzü tanıyan insan söylemi.
    türk kültürü ikibin yıldan fazla bir geçmişe sahiptir bununla beraber müslüman olunduktan sonra ki dönem bunun yaklaşık bin yılını oluşturur.küçümsenecek bir sayı değildir bu bir.(bin yıldan ne çıkar ki salla gitsin diyemeyiz değil mi ama)
    türk kültürünün divan edebiyatından oluştuğunu iddia eden yoktur bu iki.
    divan edebiyatı türk kültürünün sadece küçük bir bölümüdür ve kültürün bir parçasıdır bu üç.
    divan edebiyatını anlamamak yazı dilinin değiştirilmesini gerektirmez bu dört.(bu arada ozanlarla türk kültürünü savunmaya çalışanlar ozanların osmanlıca kullandıklarının farkındadırlar umarım)
    bu devrimin getirdikleri sayesinde üniversite okuduğunu düşünenler bundan 554 sene önce üniversiteye gidenlerin olduğunu ve latin alfabesini kullanmadıklarını hatırlayamamıştır,devrimin de ne demek olduğundan haberi yoktur bu da beş olsun.
    hatırlatma:dünyada latin alfabesi(latin deyince; latin kelimesi bana türk kültürüne pek ait değilmiş gibi geldi) kullanmayıp üniversite okuyabilen milyonlarca insan vardır.
    (buyukdusunuryinebuyukdusundu, 22.11.2007 07:52 ~ 16:50)
  6. ikinci abdülhamid'in en büyük icraatlarından biri milli eğitimi belli bir düzene oturtup yaygınlaştırma çabasıydı. cumhuriyet dönemine kadar geçen 30-40 senede binin üzerinde okul açıldı, ilkokul, ortaokul muadilleri oluştu. cumhuriyeti kuran kadrolar da bu okullardan mezun oldu. bundan öncesi için bir milli eğitim sisteminden bahsetmek pek mümkün değildir. okumayı yazmayı öğrenmiş kişiler vardı. bunlar da daha ziyade subaylar, memurlar, tüccarlar, aydınlar (okur yazar olduklarından ayıyorlar elbette)...

    harf devriminden önce de ciddi bir okur yazarlık artış ivmesi sağlanmıştı. ancak elbetteki 1911-1923 yılları arası osmanlı'da savaşlarla geçmiştir. bunu da kimse unutmasın. bu safhada pek çok şey gibi eğitim sistemi de aksamıştır, sektelere uğramıştır.

    1000 yıldan uzun süredir kullanılan eski yazı da gün gelmiş, ikinci abdülhamid'in açtırdığı okullarda okuma yazma öğrenip makam sahibi olmuş, lider olmuş kişilerce latin alfabesine çevrildi. şüphesiz ki bunun bize bazı avantajlar sağlaması bekleniyordu ve beklentileri büyük ölçüde karşıladı ama bunun yanında da olumsuz etkileri de olmuştur. doğruluğunu, yanlışlığını belirlemek bir makina mühendisine düşmez ama naçizane fikrim, yine de bu işin aceleye geldiğidir.

    ***

    1000 yılın üzerinde bir zaman boyunca yazılı olarak sadece uzman tarihçileri ilgilendirecek yazılı belgeler ortaya koymadık. kültürümüz sadece sarayın alışveriş listesinden de ibaret değildir. bugün 100 yaşının üstündeki hemen her binada eski yazı ile yazılar var. her gün önlerinden geçiyoruz. ancak ne olduklarını anlayamıyoruz.

    her ne kadar tarihçi olmasak da zaman zaman tarihe ve bazı tarihi olaylara ilgi duyuyoruz. bu durumda da o olayları bize birilerinin anlatması gerekiyor. elimize kaynağın bizzat kendisini alsak dahi onu kullanma bilgimiz yok. eski şiirleri de birinin bize aktardığı okumaya mahkumuz. aktarılanları okuyarak da geçmişimize ve kültürümüze bağlanabiliriz ama sadece bir kaç köprüden... çünkü maziyle aramıza coşkun akan bir nehir girdi. nehrin öte yanında da muazzam bir tarih ve kültürün yanında kötü hatıralar da var elbet.

    harf inkılabı ile ilgili bir iki saçma argümanı da eklemekte fayda var. bunlar bize ilkokulda öğretildiydi. o yaşlarda insanlara yeterince tatmin edici geliyor bu argümanlar. ancak belli bir yaştan sonra da biraz salak duruyor üzerimizde.

    - eski yazı öğrenilmesi çok zor bir alfabeydi. insanlar 5 senede öğreniyordu.

    hasktir lan! yok ebenin amı. zihinsel engellilerden mi bahsediyor? japonca için doğru sayılır. adamlar 4 alfabe kullanıyor, hepsini sırayla öğrenmeleri 5 yılı geçebiliyor. ama altı üstü arap harfleri bunlar. elbette şöyle bir zorluğu var: harflerin başta-ortada-sonda, şekilleri farklı olabiliyor. ama gene toplasan 40 tane karakter var. 40 karaktere hakim olması 29 karakterden biraz daha uzun da olsa gene de 5 yıl sürmez. kimi kandırıyorsun lan sen?

    iran'da da çocuklar ilkokul birinci sınıfta okuma yazmayı sökebiliyorlarsa bu argümanın götten sallama olduğunun ispatıdır. tatmin olmayan kişiler, eğer ki zeka seviyeleri ortalama insanın altında değilse, sadece iki günlerini vererek eski yazıyı da sökebilirler. gerisi pratiğe kalır. "iki gün" konusunda da kesinlikle abartmıyorum.

    - batıya adapte olabilmek için latin alfabesi şarttı.

    batıya adapte olabilmek için latin alfabesi şart değildir. kiril alfabesini kullanan rusya, bizden çok önceden beri "batı" zihniyetine sahipti. japonya kendi abidik gubidik alfabesiyle batılılaştı. yunanistan da öyle. israil'i de sayayım mı? şu an yunan alfabesi ve kiril alfabesi avrupa birliğinin de içinde.

    ancak şunu da bilmek lazım. o dönem türkiye doğululuğun getirdiği hantallığı üzerinden silkelemek ve yüzünü batıya çevirerek ilerlemek istiyordu. yüzünü baatıya çevirişinin bir sembolü olarak da harf devrimi son derece etkili bir semboldü.

    - eski yazı türkçedeki sesleri karşılamıordu.

    karşılıyor. yeterince karşılıyor. sesli harflerle ilgili bir sorun var. ortada ve sondaki "ı", "i" ler "ye" harfiyle, "u" lar "vav" harfiyle diğerleri de çeşitli "elif" kombinasyonları ile ifade ediliyordu. ama neticede insanlar yazıp, okuyabiliyorlardı. 5 sene kuma yazma öğrenmeden elbette... osmanlı alfabesi sadece arap alfabesindeki harflerden oluşmuyordu, kendisine has ek harfleriş de vardı. (bkz: nef). aslına bakarsanız latin alfabesi de pek karşılamıyor sesleri. eksikleri var. misal "q" harfi. bir 50 yıl sonra belki başka şeyler ekleyecez...

    - eski yazı çok çirkin.

    8 votka da içsem sen hala çirkinsin asıl.

    - latin alfabesi daha güzel.

    o sizin güzelliğiniz.

    ***

    ek argüman: eski yazının kaldırılması ile entelektüel sınıf tasfiye edildi.

    de get lan! taşak mı geçiyorsun. entelektüel adam 29 harfi mi öğrenemeyecek de tasfiye olacak? o dönemin entelektüel dediğin insanlarının çoğu zaten yabancı dille beraber latin alfabesini bilirdi. hani bilmeyen bir insan, entelektüel olarak adlandırılabilecek kadar akli yeterlilik gösterebiliyorsa latin alfabessine geçişten ne etkilenecek? çakma entel mi bunlar?


    - dildeki fars ve arap etkisini de atmıştır. divan edebiyatını anlamak mümkün değil mesela.

    divan şiirlerinin büyük kısmını latin harfleriyle yazıyorum... hala anlamıyorum. alfabe ile ilgili değil demek ki. şimdi de dilimiz ingilizce'nin yoğun etkisi altında. napalım? kiril alfabesine mi geçelim? önümüzdeki 50 sene içinde dilimiz rusça'dan da etkilenince yunan alfabesine mi atlarız? alakasız.
    (azwepsa, 22.11.2007 10:41 ~ 04.12.2007 14:34)
  7. tartışmalı bir önermedir. ve berisi şöyledir;
    daha tam olarak doğru dürüst tanımlanabilmekten bile yoksun neresini tutsan elinde kalan yobaz devlet ideolojisi yüzünden yüz yıldır kültür mültür göremez olduk; onun yerine arabesk yaşam tarzı, kah avrupaya kah amerikaya özenti, altı oyulu, dejenere, devirmeye ve tahribata dayalı -kendini seçkin sanan kof fakat aydın etiketli- zümrenin saçmalıklarına yönlendirildik. kendimiz olma, kendine güvenme yerine, daima taklit eden ve bu yüzden daima bir adım geride kalan olduk. onyıllarca sadece hamasi nutuklarla kendimizi dünyaya bedel bildik ve dünyanın gerisinde kalakaldık.
    [üfürükten tarihi yeniden yazmalar, tarihi sadece son yüzyıldan ibaret görmeler, 20de 1e düşmüş toprak ebatı ile gurur duymalar..]

    boş boş "harf devrimi ile kültürümüzden kopartıldık" deyip, boş laf salatalarıyla bahane uydurmaya devam etmekte çözüm değil tabi ki.
    yeni harflerde fena değil sonuçta ve kültürü güçlendirmeye de engel değil, önemli olan işe yarar bir şeyler yapmak.
    (anka, 22.11.2007 11:17 ~ 15:41)
  8. harf devrimi hakkında yargıda bulunmak kişinin kendi tasarrufudur ama bir noktaya gelip yürüttüğü mantığın devamını getirmeyenleri de ben yargılarım. kendi görüşlerimi ortaya koymadan önce değinmek istediğim, buyukdusunuryinebuyukdusundu'nun yanlış aktardığını düşündüğüm bir bilgi var. o da birinci sınıflarda ilk dönem bittiğinde okumayı öğrenmiş öğrencilerin sayısının bir elin parmaklarını geçmediği iddiası. bu konuda sayısal verileri varsa öğrenmekten zevk duyarım. eğer sayısal verisi yoksa da benim "hayır, ilk dönem bittiğinde neredeyse tüm öğrenciler okumayı öğrenmiş oluyor." iddiamı nasıl çürütür merak ederim.

    yukarıdaki iddialara geri dönersek, harf devrimini ölçü sistemlerinin değişmesi, medeni hukukun değişimi, yeni türkçe çalışmaları, kılık kıyafet ve şapka devriminden izole değerlendirmek mümkün değildir. harf devrimine getirilen eleştirilerin her birinin bu bahsettiğim devrimler için de bir analoğu bulunabilir:

    a) "yüzyıllardır giydimiz giysileri değiştirmenin ne manası vardı?"
    b) "ingilizler metrik sistem kullanmıyor, ne zararını görmüşler?"
    c) "imparatorluk mirası dilimizi neden nereden geldiği belirsiz kelimelerle yozlaştırdık?"
    d) "toplumsal düzeni yavaş yavaş değiştirmek varken neden bir anda elit bir sınıf oluşturan, halktan kopuk dönüşümler yapıldı?"

    benim yorumum tüm bu devrimlerin amacının yeni kurulan türkiye cumhuriyeti ile osmanlı imparatorluğu arasındaki kopuşu sağlamak için olduğudur. kopuşu bir defa istedikten sonra bunu kerte kerte değil de bir anda gerçekleştirmenin daha akıllıca olduğuna inanıyorum. bu tartışılabilir. ama eğer devrimlerin amacı ile ilgili alıp veremediğiniz bir şey varsa buyrun bunu açıkça ortaya koyun, onu tartışalım. "böyle bir kopuş gerekli değildi; osmanlının mirasını reddetmek hataydı." diyin. "sembolik de olsa parlamenter monarşik bir yönetim kurulabilirdi." diyin. başka önerilerde bulunun. o zaman kaçak güreşmeyen bir rakip bulmanın keyfini tadarım ben de.

    ama işinize geldiği zaman "osmanlı, sömürgeci olmayan, tebaası farklı dinlerde ve ırklarda toplumlardan müteşekkil bir imparatorluktur." diyip, işinize gelmediğinde de "osmanlı, türklerin kurduğu yüce bir devlettir, bizim mirasımızdır." demek çelişkili bir tutum. eğer ilk söylediğiniz doğru ise (benim fikrim doğru olduğu yönündedir) o zaman türkleri osmanlıdan bağımsızlığını kazanan yunanlılardan farklı değerlendirmek için çok da fazla sebep kalmıyor elimizde. onların osmanlıdan kopma istekleri ile bizim kopma isteklerimiz arasında ciddi farklılıkların yanı sıra ciddi benzerliklerin de olduğunu kabul etmeliyiz.

    bu da "harf devrimi kültürümüzden bizi kopardı mı?" sorusuna geri getiriyor bizi. benim cevabım hayır. doğrudur, cumhuriyeti kuran kadroların amacı böylesi bir kopuştu ama zaten türkleri kopardıklarını düşündükleri kültürü "bizim" diye tanımlamıyorlardı. harf devrimini, 1930'lardaki yeni türkçe hareketi ile beraber değerlendirdiğinizde bu devrimler belki yeni bir kültür yaratma yolunda büyük adımlar atmıştır ama kaçınılmaz bir şekilde de 10-15 yıl içinde bakî'den fuzulî'ye, şeyh galip nedim gibi pek çok sanatçının eserlerini sıradan vatandaş için ulaşılmaz ve anlaşılmaz kılmıştır. batı devletleri ile karşılaştırdığınızda tarihlerinin büyük bir dönemine ait eserleri bizim kadar anlayamayan başka bir millet bulmak zordur. bunda hem osmanlıcanın kendine ait özellikleri (daha da eski olmasına rağmen yunus emre'yi anlıyor olmamız önemli bir nokta mesela) hem de cumhuriyeti kuran kadroların bu tercihleri rol oynamıştır.
    (recai pengül, 22.11.2007 11:21 ~ 13:07)
  9. kültürün sadece yazılı eserlerden oluştuğunu düşünen ilginç bir güruhun söylemi.hayretler içerisinde izliyorum.

    (bkz: kültür)
    (zaknafein, 22.11.2007 11:39)
  10. türkiye cumhuriyeti'nin 1923'te yoktan varolduğu yönündeki düşünceye göre, yanlış bir önermedir.

    bu düşüncenin doğruluğu ya da yanlışlığı için ilber ortaylı'nın "imparatorluğun en uzun yüzyılı" isimli kitabına ve eric van zurcher'in "modernleşen türkiye tarihi" yapıtlarına bakabilirsiniz.

    ancak şu bir gerçek ki, şu anda güneydoğu'da bir kürt devleti kurulsa ve diyarbakır da buranın başkenti olsa, mümkün değil ki oradan türk kültürü silinsin (sadece beyin jimnastiği için söylüyorum). yüzyıllarca bir toprak parçasında bir kültür hakimse, o kültürden illa ki parçalar kalacaktır. bunu inkar etmenin kimseye faydası yoktur.

    bunun yanı sıra, osmanlı'dan türkiye'ye geçişte sekülerleşme yoluyla ehlileştirilmeye çalışılsa da bir islam örf ve adetleri geçmiştir. beraberinde türk kültürü dediğimiz ve osmanlı'da da çok farklı olmayan, bugünlerde anadolu kültürü adı altında yeni bir şeymiş havası verilen bir kültürden bahsedebiliriz.

    osmanlı'da osmanlıca yazılmış binlerce eser vardır. çoğu din üzerine olmakla beraber, edebiyat, felsefe, sanat, bilim gibi konularda da eserler vardır. harf devrimiyle birlikte bunların sadece devlet kontrolünde ve sadece belli bir kısmı çevrilmiştir. bu durumda da geride bıraktığımız şeyin ne olduğu konusunda ciddi davranmak lazım. elin oğlu orta çağ döneminde yazılmış en ufak bir metne ihtimam gösterirken, bizim "zaten lüzumu yoktu" dememizi beklemiyorlardır.

    osmanlı'dan kaçmakla bir yere varılamayacağını görmek de faydalı bu açıdan. almanlar bile hitler dönemini silip atmıyorlarken, bizim o kadar insaniyet dışı olmayan bir dönemi silip atmamız pek de akıl alacak bir iş değil. olsa olsa bu olay freud'cu bir okumayla baba kompleksidir. yusuf atılgan'ın c.'si gibi, kulağımızı kaşıdığımız bir zaman dilimidir.

    sadece halkın okuma yazma oranının bir gecede sıfıra indiğini değil, o geceden sonra halkın entellektüel girişimlerinin tamamen devlet otoritesine geçtiğini düşünüp, devlet-halk kuramı çerçevesinden incelense, daha verimli olacaktır bu tartışma ayrıca. türkiye, ilber ortaylı'nın deyimiyle, latin alfabesine geçmesine rağmen neden o kadar dış dünyadan (bilhassa batı'dan -burası çok ironik-) izole kaldı anlayabiliriz belki.
    (şiirbaz, 22.11.2007 12:17)
  11. tartışılması bile kötü niyetli olan ifade.

    (bkz: osmanlıya dönün de rahatlayın)
    (bambirella, 22.11.2007 15:40 ~ 20.12.2007 01:25)
  12. erzurum kongresi zamanı.
    insanlar bir okulun içinde yatıp kalkıp günlerdir milletin geleceği üzerine tartışıyorlar...
    mustafa kemal, rauf orbay, mazhar müfit kansu hemen hemen herkes orada...

    mazhar müfit kansu'nun notlarında vardır bu hikaye, bir gece herkes uyurken mustafa kemal ve mazhar arasındaki bir konuşma geçer.

    paşa, kafasındaki planlar hakkında konuşmayı sevmeyen bir adamdır. akıllıdır, kimseye de sır falan vermez. fakat bir gece birden mazhar müfit kansu'ya döner ve "sana bir sır vereyim mi" der. paşadır bu kafasındakileri açıkladığı nerede görülmüştür, mazhar'ın eli ayağı birbirine dolanır... söyle paşam, der. mustafa kemal mazhar'dan not defterin yanına getirmesini ister, mazhar da bir koşu yukarı gider not defterini alır aşağıya paşanın yanına döner.

    yaz mazhar, der mustafa kemal.

    1.saltanat kaldırılacak.
    2.cumhuriyet ilan edilecek.
    3.halifelik kaldırılacak.
    4.medeni kanun ilan edilecek.
    5.kılık kıyafet kanunu ilan edilecek.
    6.latin alfabesine geçilecek.

    tam burada, mazhar'ın elinden kalem düşer ve "paşam, bilmezdik ama sizin de biraz hayalperest tarafınız varmış yani." der.
    mustafa kemal bu söze çok alınır, peki der. kapattırır defteri.


    bu olaydan 10 sene sonra.

    latin alfabesi ilan edilmek üzere...
    mustafa kemal tırım tırım mazhar'ı arıyor, mazhar da yiyeceği lafı bildiğinden deli gibi paşadan kaçıyor.
    bir sabah paşaya görünmemek için erkenden gittiği meclisten tam çıkarken paşanın arabasının köşeden döndüğünü görür. önce saklanır gibi olur, fakat gördüğü manzara merakını cezbettiğinden bakmaktan da geri duramaz. mustafa kemal yanında o zamanın diyanet işleri başkanı konumundaki insanla arabanın içinde oturuyor. her ikisinin de başında şapka. ikisi de son derece modern kıyafetli... şaşırır kalır.
    tam bu sırada mustafa kemal mazhar'ı görür, arabanın camını açar ve kafasını dışarı çıkararak bağırır:

    - azizim mazhar, not defterinize bakıyor musunuz, hangi maddede kaldık?


    ya şimdi? 6. maddeden geriye sarıyoruz...

    hangi maddede kaldınız?
    (atalante, 02.02.2008 23:09)
  13. türk kültürü = (midir) arap kültürü sorusunu akıllara getiren önerme. arap harfleriyle yazmanın ne kadar zor ve boşa zahmet verdiren bir iş olduğuna değinmeyeceğim bile.
    (emrahman, 02.02.2008 23:19)
  14. dünya üzerinde osmanlıca diye bir dil yokken sonradan arapça-farsça karışımı bir dil oluşmuştur.
    bu mudur bizim kültürümüz ?

    latin kelimesi çok uzak geliyormuş, yakınınızdaki arap medeniyetinden uzaklaşın diye yapıldı zaten.
    adı üstünde devrim, yani birini tamamen yokedip başka birini getirmek.

    osmanlıdan önce kurulan onlarca türk devletinin kültürünü kimse sahiplenmiyor da osmanlı deyince akan sular duruyor nedense.
    (bilginsel, 02.02.2008 23:22)
  15. arap alfabesinin zorluğu ve karışıklığı nedeniyle kolay kolay öğrenilememesinin geçersiz kıldığı önerme.
    (arapbebek, 02.02.2008 23:27)
  16. şimdi dikkat ediyorum da bu başlıkta pek dikkat çekilmemiş bir nokta var.

    bir dilin özelliği kullandığı alfabeye pek fazla bağlı olan birşey değildir.atatürkten çok önce, 1876dan itibaren zaten türk dilinde genel bir sadeleştirme çabası vardı.gerek ittihatçılar gerekse kemalistler bu eğilimi devam ettirmiş, dili gittikçe sadeleştirmeye ve özleştirmeye çalışmışlardır.ancak atatürk'e kadar hiç kimse bir alfabe değişikliğini ciddi olarak ele almamıştır.genç türklerin içinde biraz uç düşünüp latin alfabesine geçmeyi öneren insanlar vardı ancak bunlar genel çevre tarafından zaten çok uçuk fikirler olarak görülüyordu ancak kemalizm(biraz da tepeden inme bir şekilde) bu devrimi yaptı.

    şimdi sonuca bakarsak, eğer alfabe değişmeseydi de özleştirme çalışmaları 1876dan itibaren yürüdüğü gibi yürümeye devam etseydi, biz yine de bugün ne bakiyi ne fuzuliyi anlayamıyor olacaktık.tıpkı onları latin harfleriyle yazdığımızda da anlayamadığımız gibi.bu yüzden bizi osmanlı kültüründen koparan şeyin harf devrimi olduğunu iddia etmek saçmadır ve kopuşu da zaten kemalizm başlatmamıştır.

    benim bu noktada devrimin bir faydası olarak gördüğüm nokta, bu özleştirme çabalarını hızlandırmış olmasıdır.eğer alfabemiz değişmeseydi, eski yazıya hala ulaşabiliyor olduğumuzdan onları anlamak için bu özleştirme işini(ve doğal olarak osmanlıdan kopuş) oldukça ağırdan alacaktık.

    doğruluğundan kesin emin olmadığım için sona sakladığım bir bilgi daha var.ben şahsen birçok yerde arap alfabesinin türk dilinin ortografisine uygun olmadığına dair şeyler okumuştum.dediğim gibi, dilbilimci olmadığımdan bunun doğruluğunu savunamam ama...

    edit: bir de "aslında bu derecede sadeleştirme de lüzumsuzdu bizim aslında arap kültüründen çok çok farklı olan kültürmüzden kopmamazı sağladı" düşüncesinde olan arkadaşlar da var sanırım.peki hadi osmanlının mükemmel, bağımsız bir kültürü olduğunu varsayalım.ama sevgili arkadaşım hiç düşünmüyor musun?osmanlı kültürü dediğin şey aslında halktan çok kopuk, anadolu kültürüyle istanbul kültürü arasında dağlar kadar fark var.halk cahil, zaten senin o koptuğumuzu iddia ettiğin yazılı kültürü okuyamıyor.bu durumda dildeki sadeleşme bir kültürden kopuş değil, istanbul'un anadoluya bir geri dönüşü olmuyor mu?
    (power of the right, 02.02.2008 23:36 ~ 23:54)
  17. saçma sapan lise tarih, ilköğretim sosyal bilgiler kitaplarından edinilmiş küflü paslı kemalist ezberler ışığında tartışılmasına imkan olmayan önerme. daha millet arap kültürü ile osmanlı kültürü arasındaki farkı anlamadan onlara dil devrimi yıkımını anlatmanın imkanı yoktur zira. algılar bir gram genişletilmeden papağan misali öğretmenin ezberlettiği cümleler ve internette gezinen "işte tanımadığınız atatürk" vs isimlerdeki mitolojik anılarla bilim yapılmaz, bilime hakaret olur bu.

    bu önerme sapasağlam bir önermedir. üzerine sayfalarca kitap da yazılır hala daha doğruluğuna zerre halel gelmez zira osmanlı kültürü arap kültüründen başkadır, kendine özeldir herşeyiyle. karma kültür olduğu doğrudur dünyadaki her kültür dairesi gibi. ortaasya kültürünü çok özleyen runik yazı kullansın madem bundan sonra.

    şu ortamda, şu yazarlara (elbette bilinçli olanları saygıyla tenzih ediyorum) tartışılması bile bilime hakarettir. o derece yani
    (hepimiz nokta vuruşluyuz hepimiz lazeriz, 02.02.2008 23:42)
  18. bir yazı aracını kültürün bütünü sanan alıkların da itirazıyla karşılaşan önerme. elbette ki harf devriminin olumsuzluklarının yanında faydaları da oldu. faydaları bu önermeye karşı türl türlü argümanlar olarak sunulabilir. ancak saçma argümanlar, tarafı güçlendirmekten ziyade zayıflatır. eğer ki bir tartışmayı çatışmaya benzetirsek, eğer bir tarafın askerleri cephanelerinde onca silah ve cephane varken karşı siperlere doğru işaret parmaklarını uzatıp, başparmaklarını dikerek "dakşinyaaaa dakşinyaaaa!" diye bağırırsa kendi saflarına bi faydası olmacaktır. ne olacağınıda söylemeye lüzum yok.

    harf devrimi sembol bir devrimdir. değişimin kayda geçmesidir. kültürel yapı, yapılan diğer devrimler sayılmazsa bir mim oynamamıştır yerinden. eğer tam bugün kiril alfabesine geçsek lanet kapitalist kültüründen kurulduk diyecek sallabaş bulmak zor değildir. ancak bunun o anda kültüre etkisi fazla olmayacaktır. yalnız şu var; yıllar boyu kayıt altına aldığınız tüm kültür ile ilişkiyi, bağlantıyı kesersiniz. yeni nesili istediğiniz gibi manipüle edebilirsiniz.

    misal, arap alfabesinden latin alfabesine geçtiğiniz zaman yeni yetiştirdiğiniz nesle kolayca geçmişi kötüleyebilirsiniz. geçişin daha iyi ya da kötü olup olmadığını öğrenmek için tek yol geçmişe ait kaynakları okumaktır. bunu okutmazsanız, okumanın aracını da kötülerseniz insanları çok kolay bir şekilde mevcut düzene sarılmaları yönünde ikna edebilirsiniz. bunun yanında geçmişe dönük tüm bilgiler, tüm kültürel birikimini size birileri tarafından aktarılmak zorunda kalır. özünüzü hiç bilemezsiniz, hangi yolrdan geçtiğinizi asla tam öğrenemezsiniz ama size verilenleri kolayca benimseyebilirsiniz.

    ama bunun yerine saçma salak argümanlarla, ses vermiş olmak için ses vermek de güzeldir. ge gece neşe katar okuyana. allah razı olsun.
    (azwepsa, 03.02.2008 00:14)
  19. "ben götümü araplara verecektim" diyenlerin kullandıkları cümle. madem kültürümüzü bu kadar düşünüyorlar "haydi türkler çadıra yanımızda hayvanlarla" kampanyası yapalım, neden yapmıyoruz? kültürse kültür töreyese töre örfse örf. bazılarının bu cumhuriyetin nasıl kurulduğunu öğrenmesi lazım. keşke bir devleti kurmak -neredeyse- yoktan varetmek götümüzü bilgisayarımız karşısında yayıp annemizin çöreklerinden otlanmak ve yağlı elimizde klavyeye dokunmak kadar kolay olsaydı.o zamanlar arap harflerini kullanmaya devam etseydik kurtuluştan birkaç sene sonra belki insanlar "neden din ve dil birliğimiz olan araplarla birleşmiyoruz" gibi sikimden laflar edeceklerdi. evet müslümanım, peygamberimde arap ama ben arap değilim. bunu anlamak bu kadar zor mu ya? olmak isteyene birşey demem isteyen istediği boku yesin. ama lütfen atalarımızın kanıyla sulanmış topraklarda değil mümkünse petrol kokan yerlerde yapsınlar bunu.
    (horasco, 03.02.2008 00:18 ~ 00:31)
  20. (bkz: alfabe)
    (azwepsa, 03.02.2008 00:25)
  21. harf devriminin; 1928'de çıkarılan harf kanunu uyarınca eski yazıyla eğitim-öğretim yapılmasını, eski yazıyla gazete, dergi ve kitap basılması ve yayımlanmasını yasakladığı gerçeğine dayanarak, bir ülkenin 600 yıllık (hatta 800-900 yıllık) kültür birikimini bir çırpıda yok ettiği veya daha hafif bir ifadeyle, o kültür deryasına ve tarih bilgisine erişme ve onları anlama imkanlarını ortadan kaldırdığı düşünüldüğünde doğru bir önermedir.

    harf devriminin yapıldığı sıralarda henüz okuma-yazma öğrenmemiş çocukların ve bu tarihten sonra dünyaya gelen nesillerin, eski yazıyı öğrenmeleri, eski yazıyla kaleme alınmış kaynaklar vasıtasıyla öğrenim görmeleri kanun sayesinde engellenmiş ve osmanlı'dan cumhuriyete intikal eden devasa bir kültür ve gelenek mirasını okumak, anlamak, tahlil etmek imkansız hale gelmiştir. yüzlerce yıllık bir kültüre düzenlenen suikast neticesinde bir toplumun hafızası, "osmanlı'dan kopuş" söylemlerini dile getirenlerin sıklıkla gerici, cahil diye nitelediği bir toplumun ürettiği "kir"lerden arındırılmış ve "temiz"lenmiştir.

    kendi tarihi geçmişini tahlil etmek, yeri geldiğinde eleştirmek, yeri geldiğinde methetmek arzusunu taşımayan ya da bu arzuyu taşıyanlara gerizekalı diyen insanların, sözlükte sık rastlanan ırkçı bir tutum sergileyerek "o pis, cahil, geri kalmış arapların kültüründen bize ne?" şeklindeki zeka fışkıran argümanları sadece bir tebessüme sebebiyet vermekte. zira biz osmanlı'nın altı yüz küsur yıllık bir birikiminden ve geleneğinden bahsederken, ırkçı ve bir o kadar da hırçın davranışların sahipleri arap kültüründen bahsetmekte ve o "cahil" araplarla aramızda bir alaka olmadığını iddia etmekteler. muhtemelen kendi atalarını aşağılayan bir zihniyetten söz ediyoruz bu noktada. bir tarafta arap kültürü; diğer tarafta yüzlerce yıl hüküm sürmüş bir imparatorluğun ve halkının kültürü, ve bu kültürün yok sayılması ve ona erişme ve onu yorumlama imkanlarının ortadan kaldırılması gayretleri.

    ayrıca; arap alfabesinin öğrenilmesinde yaşanan zorluklar, bu argümanı çürütücü nitelikte değildir. arap alfabesinin zorluğunun (ki bu da tartışılır), harf devrimiyle eski yazının yasaklanması ve böylelikle kültürümüzle iletişimimizin ve bağlarımızın koparılması hadiseleri ile uzaktan yakından alakası yoktur. arap alfabesi kolaysa da, zorsa da, böyle bir "bağ koparma" ameliyesine tabi tutulduğumuz ortadadır.

    harf devriminin bizi kültürümüzden kopardığı, uzaklaştırdığı argümanı, herhangi bir -izm ile bağdaştırılamayacak bir argüman olmasının yanında, "interneti daha rahat kullanıyoruz" gibi alakaya çay demle babından komik cümlelerle çürütülemeyecek kadar sağlam temeller üzerine bina edilmiştir. ama bunu farkedebilmek için öncelikle resmi tarih öğretisinin dar kalıplarından zihnimizi kurtarmamız gerekiyor.
    (küller, 03.02.2008 01:15)
  22. harf devriminden önce okuma yazma oranının yerlerde süründüğü hatırlanırsa, ortada "yazılı" kültüründen koparılacak pek bir kitle olmadığı görülür. o zamana kadar halkı eğitme, onlara kuran'dan başka bir şey okutma işini alfabeyi değiştirmeden yapabilen padişah ya da benzeri bir yönetici çıkmadığına göre, atatürk'ün kişisel zevklerine katlanmaktan başka çaremiz yokmuş demektir. üzgünüm.
    (ali kamber, 03.02.2008 01:45 ~ 01:46)
  23. "harf devrimi ile kültürümüzden kopartıldık."

    böylesine iddialı bir cümlenin baştan sona analiz edilmesi gerekiyor. bu analiz esnasında ister istemez taraf olunacaktır ama bir yandan da objektif kalınmaya çalışılacaktır.

    öncelikle kültür meselesini irdelemek lazım. zira hangi kültürden bahsedildiği oldukça önemli. osmanlı'nın en kötü döneminde dahi yönetimi altında onlarca etnik ve dinsel topluluk bulunmaktadır ancak bu kadar farklı toplum/topluluklardan çok ama çok azı devlet yönetiminde söz sahibi olabilmiştir. bir imparatorluğun tarihi düz bir şekilde okunamaz. yani lise kitaplarında anlatıldığı şekilde hiçbir imparatorluk bir gecede doğmaz, bir gecede batmaz. bu iş, bir süreç meselesidir.

    ben burada kültürümüz konusunda farklı bir noktaya parmak basmak istiyorum. osmanlı'nın bizans'tan ne kadar beslendiği konusunda genellikle bizim coğrafyamızda pek konuşulmaz. yani doğu roma imparatorluğu'nun, osmanlı imparatorluğu üzerindeki etkisi akademik dünya dışındakilere çok çekici gelmez. gelmemesi de normaldir, zira bizler osmanlı'nın her zaman türk devleti olduğunu savlarız ama osmanlı'da türk kimliğinin nasıl algılandığını pek konuşmayız, tartışmayız. bu noktada sadece çarpıcı bir örnek vereyim: meşhur (!?) bir gölge oyunu karakteri vardır, baba himmet isminde. bir bakın bakalım baba himmet osmanlı toplumu tarafından nasıl algılanmaktadır...

    kendi görüşüm olarak osmanlı toplumunun bizans kökenlerine ve türklüğü nasıl algıladığına kısaca değinmeye çalıştım. bu konular daha çok tartışılır ama burdaki amacım sadece yol haritasını çıkarmak.

    ilgi gösterilmesi gereken bir başka konu da "heteredoks islam" konusudur. kültürümüzün oluşmasında alevi/bektaşi geleneğinin etkisi hala araştırılmaya ve incelenmeye muhtaç bir durumdadır. yine de irene melikoff teyzemin yaptığı çalışmaları, özellikle de "uyur idik uyardılar" isimli kitabını ayrı bir yere koymak gerek. evet, bir şeyler yapıldı ama yapılması gereken daha çok şey var.

    araştırılması gereken bir başka konu da kültürümüzde "öteki"nin etkisidir. bugün sayıları ne yazık ki çok azalmış da olsa levantenler bizim coğrafyamızın bir gerçeğidir ve bugün hala ülkemizde levantenler üzerine bir müzenin kurulmamış olması manidardır.

    lafı çok uzatıp konuyu dağıtmak istemiyorum. söylemek daha doğrusu sormak istediğim hangi kültürden söz ettiğimiz zira bu konu çok önemli. ayrıca kültür, sadece yazılı araçlardan oluşmaz. sözlü ve simgesel/imgesel bir sürü kültürün aktarım yolu vardır. bugün anadolu'da dokunan kilimlerde, halılarda kullanılan bir çok motif beşbin yıldır acem diyarlarında da kullanılıyor. işte size kültür aktarımına çarpıcı bir örnek!..

    harf devrimi, mustafa kemal'in bilinçli bir tercihidir ama ondan nerdeyse 150 yıl önce de bu devrim savunuluyordu! türk modernleşmesi, bir deneyim sonucunda oluştu ve ilber ortaylı'nın belirttiği üzere, iki meşrutiyet ve tanzimat dönemleri hedeflerine ulaşmakta başarısız oldukları için kemalist devrim bu kadar radikal olmak zorunda kalmıştır; yani kemalist devrim bir tercih değil zorunluluktur.

    bir noktaya daha parmak basıp artık sahneden çekliyorum: türk modernleşmesi'nin son ayağı kemalist devrim, ulus çağında oluşmuştur. kültürel meselelerin incelenmesinde, özellikle osmanlı-cumhuriyet kıstaslarında * * * bu ayrımın farkında olmak gerekmektedir.

    son söz: harf devrimi, bizi kültürümüzden koparmıştır da diyemem koparmamış da zira "biz kimiz" sorusu hala tam olarak cevaplanmış değil...


    yukarıda altı çizilen düşüncelerin daha ayrıntılı bir tartışması için:

    1. halil inalcık - the ottoman empire the classical age 1300 1600

    2. ilber ortaylı - imparatorluğun en uzun yüzyılı

    3. şerif mardin - jön türklerin siyasi fikirleri 1895 1908

    4. irene melikoff- uyur idik uyardılar

    5. osmanlı'nın bizans kökenleri, levantenler ve osmanlı'da milliyetçilik konusunda stefanos yerasimos'un çeşitli eserleri

    6. fernand braudel'in çeşitli eserleri
    (yesilcuppelipenguen, 03.02.2008 02:53 ~ 02:57)
  24. bu argümana karşı çıkmadan önce, harf devriminden önceki (1927 yılı) ve harf devriminden sonraki (1935 yılı) okuma yazma oranına ve okur-yazar insan sayısına bakmak ve bunları kıyaslamak gerekir.

    devlet istatistik enstitüsünün 2000 yılında yaptığı nüfus sayımının ardından ulaştığı bazı sonuçları aktaran bir haber aşağıdaki:

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=47805

    "1927 yılında yaklaşık 13 milyon 600 bin olan nüfus 73 yılda beş kat artış gösterdi."

    "türkiye'nin nüfusu 1927-1935 döneminde yılda ortalama 314 bin kişi artarken, 1990-2000 döneminde yılda ortalama 1 milyon 133 bin kişi artış gösterdi."

    1927-1935 döneminde nüfus yılda ortalama 314 bin kişi arttığına göre, 1935 yılındaki nüfus; (13.6 milyon) + (8x314000) işleminin sonucunda yaklaşık olarak 16 milyon olur.

    http://www.zafersen.com/makale_ataturk_bilimsel_osman_sonmez.htm linkinden öğrenildiği kadarıyla; 1927 yılında okur yazar sayısı 1.1 milyon, 1935 yılında 2.5 milyondur (kemalist eğilimler taşıyan bir öğretim üyesinin yazısıdır; ayrıca zaten bu bilgi başka birçok kaynakta yer almaktadır).

    1927 --> 13.6 milyon nüfus / 1.1 milyon okur yazar
    1935 --> 16 milyon nüfus / 2.5 milyon okur yazar

    yani, 1927 yılında okur yazar olmayan 12.5 milyon kişiden yalnızca 1.4 milyonu, 8 yıllık süreç içinde, okuma yazma öğrenmiştir. ölüm-doğum hadiselerini ve bu çıkarıma pek etki etmeyecek, önemsiz ayrıntı kabilinden hadiseleri hesaba katmanın lüzumu yoktur ve hesabı değiştirmeyeceği, sadece karmaşıklaştıracağı ortadadır. harf devriminden önce okuma yazma bilmeyen 12.5 milyon insanın, yalnızca 1.4 milyonunun (yani yaklaşık yüzde 10'unun) okuma yazma öğrendiği gerçeği dikkate alındığında harf devriminden sonra da okuma yazma oranının yerlerde süründüğünü ve devrimin hedeflediği başarıyı yakalayamadığını görürüz.

    yazılı kaynaklara erişemeyecek, erişse de anlayamayacak olan kitle; cumhuriyetin ilanına şahit olmuş, 1928'de harf devrimini yaşamış olanlar değil, aslında, ileriki yıllarda (1950'den sonra belki de) türkiye'de refah seviyesinin yükselmesi, köyden kente göçlerin başlaması ve dolayısıyla okuma yazma oranının yükselmesi neticesinde okuma yazma oranı hızla artan bir nesildir. yazılı kültürden koparılan kitle, yalnızca harf devriminin ardından okuma yazma öğrenmeye teşebbüs eden insanlardan mürekkep değildir; okuma yazma oranı 30'lu yıllara nazaran yüksek olan, 50'li yıllardan itibaren yetişen nesiller de bu kitleye dahil edilmelidir.
    (küller, 03.02.2008 03:16)
  25. bunun doğru bir söz olduğunu @2093578 girimde belirtmişim.tartışma yeniden alevlenince bir daha bakayım dedim.maalesef eski harflerimiz hakkında hiçbir bilgisi olmayan insanlar öyle basit ve hicbir ilmi değer taşımayan cümleler kullanmışlar ki hayretle izlemek zorunda kaldım.eskiden kullandığımız harfler islami harflerdir ve sanıldığı üzere araplara ait değildir.peygamber efendimizin zamanında mekke ve medine civarında bu harfleri kullanan -içinde hz ömer'in de bulunduğu- 12-18 kişi bulunmaktadır.islamın gelmesiyle beraber bu harfler müslümanlara öğretilmiş eshab ı suffe harflerin kullanma oranı artmıştır.talas savaşıyla beraber türkler islamla tanışmış ve ilerleyen yıllarda bu alfabeyi kullanmaya başlamışlardır.bugün halkı müslüman olan iran,ırak,pakistan,hindistan'ın bir bölümü vb. ülkeler bu alfabeyi kullanmaktadırlar ve bu ülkenin halkları arap değildir.sahip oldukları kültürde arap kültürü değil kendilerine has ve islam kültürünün karışımı bir kültüre sahipdirler.aynı şekilde biz de bu harfleri kullanıyorduk ve arap kültürü değil de türk-islam kültürüne sahiptik.arap yarımadası da bizim topraklarımızın bir parçasıydı ve ülkenin geneline hakim olması diye birşey de söz konusu değildir.biz bu alfabeyle kültürümüzü kitaplara aktardık arap kültürünü değil.ne yerdik ne içerdik yazılan şiirler,ilmi eserler,kanunlar,medeniyetimizi kültürümüzü oluşturan herşeyi bu harflerle yazdık.peki bu harfleri değiştirmek demek kültürümüzden tamamen olmasa da koparılmak demek değil midir?
    bu kısa açıklamanın ardından şunu söylemek gerekir ki islmi harflerle yazılmış olan türk kültürü arap kültürü değildir velakin müslüman olmamız hasebiyle ortak nesneler bulundurmamız gayet normaldir.islam alfabesi sanıldığının aksine öğrenilmesi çok kolay olan bir alfabedir.bizler harf devrimi yaptığımız için zormuş gibi geliyor.artı ilkokulda iken sevgili! öğretmenlerimizin "osmanlı harflerini öğrenmek çok zordu" vb dogmaları bizlere empoze etmesiyle birer öcü gibi gördük bu harfleri.eminim ki burada bu harflerin öğrenilmesi çok zordur diyen kimseler hayatlarında bir kere bile öğrenmeyi denememiş kişilerden oluşan bir topluluktur.çocukça bir cümle olacak ama islami harfleri kullanmakla götünü araplara vermeyi bağdaştıranlar götlerini bizanslılara vermekle ne kadar da mutludurlar şimdi.
    not:elimin altındaki latin alfabeli klavyeyle yazdım bunları.islami harflerin bulunduğu klavye ile de yazabilirim ama siz okuyamazsınız.
    ayrıca (bkz: haftanın en beğenilmeyen girileri)
    (buyukdusunuryinebuyukdusundu, 03.02.2008 11:52)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil