üsküdardaki otobüs firmalarının yolcu indirip bindirdiği yer. hergün inanılmaz bir kaos yaşanır. bir taraftan ankara, ankaraa naraları, bir taraftan dilencileri, bir taraftan yan kesicileri ile toplu taşımaya alışık olmayan bünyelere kalıcı zararlar verir.
harem-mahrem... aynı köktendir. mahrem yer, özel yer anlamına gelir. tam olarak nedir denilecek olursa padişah ve ailesinin evidir. evdir!!! sizin eviniz, sizin odanız da sizin hareminizdir. selamlık olarak, dış dünyaya açıldığınız, iş yaptığınız, misafir ağırladığınız yer olan selamlık ise okul, iş yeri oturma odasıdır...
magazin adamlarının fantazileridir harem hikayeleri çoğunlukla. abartılan şeylerdir. nihayetinde de evidir. mahrem işlerini de elbette yapacaktır. nasıl anne-babanın odası ev keranesi değilse harem de saray keranesi değildir. ayrıca hemen herkesin kendine ait özel bir alanı olduğu düşünülürse herkes birer tokmakçı, pezevenk, sikişgen midir?
harem aslında bir okuldur. evet bazen yüzlerce kadıni barındırabilir. ama burasının en büyük amacı, saraya uygun terbiye ve görgüde kadın yetiştirmektir. zira bu kadınlar zaman içinde padişaha, şehzadelere, komutanlara, vezirlere veya valilere eş olurlar. bunlar kalkıp da saraya sokaktan buldukları kızları getiremeyeceği için saray terbiyesi görmüş hatunlara ihtiyaçları vardır. yoksa orası padişahın girip habire milletle seviştiği yer değildir. ama işte öyle anlatmıyorlar. biz de inanıyoruz.
topkapı sarayında giriş için ayrı ücrete tabi tutulan, öğrenci indirimi olmayan giriş için 10ytl ödediğiniz bölüm. hayır o değil de sanki içerde hala kızlar var.
sözlük manası ile "korunan yer" anlamına gelen harem kelimesi, osmanlı dünyasında, "harem-i hümayun ve enderun" dan oluşan iki farklı yapıyı kapsamasına, ve osmanlı haneden hizmetkarları için faliyet gösteren bir eğitim kurumunu ifade etmesine karşın, üzerine, batı dünyası tarafından, belki de oryantalizmin bir yansıması olarak, kelime muhteviyatından çok farklı anlamlar yüklenmiştir. harem hakkında konuşurken, osmanlı devletinde harem belgelerle, doğrusuyla, yanlışıyla bir bütün olarak karşımızda durmasına rağmen, özellikle haremin bilinmezliğinden ve oryantalizmin çekiciliğinden yola çıkarak, çekici ve çok satan bir eser meydana getirmek isteyen edebiyatçılar tarafından, bir şekilde tarihin kıyısında kalmış çoğu gerçek hakkında olduğu gibi, tarihi gerçeklere dayanmaktan ziyade, hayale dayalı, öznel olarak yazılan eserleri kaynak almak, her nedense bir adet olmasa bile bir alışkanlık haline gelmiştir. nitekim, jean batiste harem'in bilinmezliğini şu şekilde ifade etmiştir.
"kadınlar dairesine (yazar notu:harem-i hümayun) ilişkin bir bölümü buraya, okuyucuya bu daireyi iyi bilmenin imkânsızlığını anlatabilmek için dahil ediyorum... buraya erkeklerin girmesi yasaktır ve bu yasak hristiyan manastırındakinden çok daha büyük bir dikkatle uygulanır...
sultanın aşk hayatının niteliği gizli tutulur. bunun üzerine konuşmayacağım ve bu konu hakkında hiç bir bilgi edinemedim. bu konuda fantezi kurmak kolay ama doğru bir şeyler söylemek alabildiğine güçtür."
şoven ve popülist bir yaklaşım içinde olmadan, bilinmezliğin, ve araştırmacının yabancı olması sebebiyle kaynaklara ulaşmanın güçlüğünün, el verdiği ölçüde tarafsız olma gayretiyle, tarih kitapları ve de tarih kitap incelemeleri üzerinden yazılmış kısa ve okunası bir yazı eklemek, üzerimize bir vazife olmasa da faydalıdır, güzeldir.
"" harem-i hümayun hakkında on yıllık yorucu bir mesai sonunda arşiv belgelerine dayalı bir doktora tezi hazırlayan amerikalı uzman leslie peirce (yazar notu: peirce. l., phd., 'cornell universitesi, din tarihi')"biz batılılar islam toplumunda cinselliği saplantı haline getirmek gibi eski ama güçlü bir geleneğim mirasçılarıyız. harem, müslüman cinsel duyarlılığı üzerine kurulu batı efsanelerinin kuşkusuz en yaygın simgesidir" dedikten sonra haremin amaç ve teşkilatı hakkında verdiği bilgiler aleyhteki iddialara en güzel cevaptır.
"hanedan ailesi üyeleri için harem bir ikametgâhtı. sultan ailesinin hizmetkârları için ise bir eğitim kurumu diye tarif olunabilir. genç kadınlar sadece padişaha uygun cariyeler ve annesiyle diğer ileri gelen harem kadınlarına nedimler sağlamak amacıyla değil, aynı zamanda askerî/idarî hiyerarşinin tepesine yakın erkekler için uygun eş sağlama amacıyla eğitilirlerdi. enderun, saray içinde padişaha kişisel hizmet yoluyla erkekleri nasıl saray dışında hanedana hizmet hazırlıyorsa, harem de kadınları padişah ve annesine kişisel hizmet yoluyla dış dünyadaki rollerini almaya hazırlıyordu.
azat edilerek enderun mezunları veya diğer görevlilerle evlendirilen bu kadınların payına da kocalarının oluşturduğu erkek hanelerini (selamlık) tamamlayan haremler oluşturmak düşerdi.
sultan hanesinin kurduğu teşkilat ve eğitim kalıbı bu köle evlilikleri vasıtasıyla çoğaltılarak osmanlı yönetici sınıfının sosyal ve politik temelini oluşturuyordu. saray eğitim sisteminin -hem erkek hem de kadınlar için- ana hedeflerinden biri hükümran hanedana sadakatin aşılanmasıydı. imparatorluk elitini sarmalayan bağları erkekler kadar kadınlar da sürdüğü için elitin sadakatinin odağında sadece padişahın kendisi değil, aynı zamanda sultan hanesinin kadınları, yani bir bütün olarak haneden ailesi vardı."
yine 17. yüzyıl bazı batılı yazarlardan haremin gizliliğinin yaznısıra harem hakkında konuşamların da fanteziler üretmekten başka bir şey yapmadıklarını gözlemlemek mümkündür. ""
osmanlı padişahlarının basitçe ailesinin yaşadığı ortam denilebilir. aynı zamanda, harem kelimesini şehvet ve fantezileriyle özdeşleştiren, "abi bir sürü karı varmış orda ohşş" şeklinde tepki veren bireyler de sıkça bulunmaktadırlar aramızda.
yahya kemal “saray kelimesinin bizde de frenk’te de bir kadın rayihası vardır. daha ilk ziyaretinizde sezersiniz ki topkapı sarayı erkek değil dişidir. birinden ötekine geçilen bu yüzlerce oda, bir vücut ve ten cenneti imiş. mermer vücutlu, sarı saçlı, mavi gözlü ıslav kızları, kömür gözlü rum kızları, elâ gözlü lâtin kızları, saz benizli çerkes kızları...” diyerek osmanlı sarayının asıl cazibesinin harem’den kaynaklandığını vurgular.
haremin yaşlı, hastalıklı halayık ve cariyelerle, harem ağalarına barınak oluşu, yüzyıl kadar sürmüştür. bunların barınma gereksinimleri için harem dairesinde basit ve iğreti bölüntüler yapılarak adeta küçük lojmanlar oluşturulmuş; bu arada, duvarların çini kaplamaları, sedef işlemeli kapılar, vitraylı pencereler, hatta damların kurşunları dökülmüş; sökülmüş, yiyecek konulan dolaplar tenekelerle kaplanıp veya yağlıboyayla boyanmıştır. buna, yüzyıldan fazla süren bir ilgisizliğin getirdiği tahrip, harem eşyasının yok edilmesi de eklenince geriye “sultanlar burada mı oturmuşlar?” dedirtecek bir virane kalabilmiştir. haremin onarılarak kurtarılması ve kısmen ziyarete açılması cumhuriyet döneminde başlatılan ve yarım yüzyıldan beri devam eden restorasyonlarla mümkün olmuştur.
topkapı sarayı harem dairesi adı altında topkapı sarayından ayrıca gezilen bir bölümdür. fiyatı topkapı sarayının giriş fiyatı olan 10 ytl ile aynı olduğu halde içinde hiçbir şey yoktur. 300 odalı olduğu söylense de odalardan 5 tanesine bile girmediğiniz yetmezmiş gibi girdiğiniz bu odalar da neredeyse boştur. insan çıkınca büyük bir kazıklanmışlık hissi ve hayal kırıklığı içinde kalıyor. daha sonra farkına varıyorsunuz ki aslında harem de güzel ve çekici olan binası değil içindeki bayanların güzelliğidir içi boş harem gece kondudan başka birşey değildir.
mualla anhegger-eyüboğlukırk yıllık yüksek mimar, meslek hayatının önemli bölümünü, topkapı sarayıharem dairesi'nin restorasyonu oluşturuyor. anhegger'in şu sözleri dikkat çekici:
mimarinin kendisi, yaşam tarzına ait ip uçlarını verir. harem gibi hiç bilinmeyen ve araştırılmamış bir kurumu, mimarinin yardımıyla çözmeye başladım. ilk önce harem'in avrupalıların yüzyıllarca yazıp çizdiğiyle hiçbir alakası olmadığını farkettim. harem, padişahın dilediği kadınla yatması için düzenlenmiş bir kurum değil. mimarisi bile buna göre düzenlenmemiş. padişahın cariyeleri görüp aralarından birini seçebilmesi mümkün değil. kapılar, daireler, geçişler buna göre planlanmamış. cariyeler 25 kişilik koğuşlarda yatıyor, üst katta yatan kalfaların sıkı denetimi söz konusu. padişahın annesi kendi bölümünde, padişahın kadınları kendi bölümlerinde, padişah ise kendi dairesinde. padişahın kadınını annesi seçip, oğluna sunabilir. padişahın cariyeler bölümüne geçmesi için kuş olup uçması lazım!
harem, bir üniversite gibi düşünülmüş. cariyeler ise öğrenci. zaten cariyelerin yaşadığı bölümün kapısında "allah'ım bize de hayırlı kapılar aç" yazıyor. ve bu yazı doğrultusunda, çoğu, padişah tarafından çeyizleri verip evlendirilmiş. çünkü cariye köle değil, cinsel köle hiç değil. bence doğru deyim, cariyenin padişahın evlatlığı olduğudur. ve gerçekten de evlatlık gibi hoş tutulup, iyi eğitildikleri anlaşılıyor. haremin mimarisi düzenlenirken, burada yaşayan herkesinbir dakika bile boş kalmaması hedeflenmiş olmalı. harem sanki askeri bir teşkilat. bu askeri teşkilat düşüncesini harem'i restore ederken sık sık farkettim.
(bu yazı ibrahim refik'in tarih şuuruna doğru 3 kitabından alıntıdır)
anadolu'dan istanbul'a göç etmiş olan insanların istanbul'da genelde ilk ayak bastıkları noktadır.ardından arabalı vapurla harem iskelesinden eminönü 'ne geçiş yaparlar.
her zaman kalabalık,gürültülü ve pis bir mekandır.
hakkında son derece yanlış bilgilerin ortada dolaştığı saray bölümü.çoğu turist (ne yazık ki yerliler de dahil) bu bölümü padişahın cinsel fantezi bölümü diye bilir.oysa harem bir enderun mektebidir,yani eğitim kurumudur.padişahlar bırakın buradaki kızlarla ilişkiye girmeyi çoğunun yüzünü bile göremezler.ancak kendisini valide sultana,padişahın annesine,beğendiren cariye padişahın karşısına çıkabilirdi.
haremdeki cariyelerin padişahla akrabalık bağı bulunmadığından sakat hanedan üyesi doğurma olasılığı oldukça düşüktür.bu yolla hanedanlığın en önemli kuralı olan soyu devam ettirecek bireyin doğması sorunu da çözülür.zira bazı avrupa ülkelerindeki hanedanlıkta soyu devam ettirecek üyelerin sakat olmasının en önemli nedeni de budur.bazı tarihçiler de bu konuda bazı avrupa hanedanlıklarında ilişkilerin enseste kadar gittiğini söyler.
sözlerime topkapı sarayı harem bölümünde işittiğim bir diyalogla son veriyorum:
a:sığır 1
b:sığır 2
a:olm işte bak burda padişah rusya'dan falan kızları getirip geceleri takılıyomuş.her gece biriyle..
b:keşke o dönemde yaşayıp padişah olsaydık mına koimm...
bir anime türüdür. genellikle ya bi kızcağız onca oğlanın arasında yaşar, ya da bir oğlan kızların içinde kızılcık bebek olur. genelde romantik ve komik olmaları muhtemeldir. örnek vermek gerekirse wallflower yahut diğer adıyla perfect girl evolution bu türdedir.