bir süredir boğaziçi ve diğer üniversitelerde devam eden filistin kermesleri ve sergilerinde pekçok kişinin ilk kez tanıştığı, yüzünü bize dönmekte yerden göğe kadar haklı olan karikatür kahramanıdır. işgal bitene kadar hep 10 yaşında olacaktır - ki bu yaş, çizerinin sürgün hayatının başladığı yaştır-. ama onun kadar iç burkan bir karikatür kahramanı daha var mıdır bilinmez...
hamiş: çizerinin adı naci selim el ali'dir, bilginize...
filistinli mülteci karikatürist naci el ali'nin yarattığı süper çocuk. 1969 yılından beri filistin direnişinin sembolüdür.sevgili hanzala israil ile batı şeria'yı ayıran "utanç duvarı"nda yaşamını sürdürüyor.el ali'nin dediği gibi hanzala 10 yaşında doğmuştur ve hep 10 yaşında kalacaktır.sebebi de el ali'nin kendi toprağını o yaşta terketmiş olması, hanzala da kendi topraklarına dönebildiği zaman büyümeye başlayacak ancak. bu arkası dönük çocuk kimi zaman dikenli telleri başaklara dönüştürecek kimi zaman da duvarına "eyleme gittim gelicem" yazacak ya da silahların üzerine işeyecek..ama inanıyorum ki bir gün büyüyebilecek..
bu yazarın takma adını görünce aklıma ranza geliyor. kendisinin tahrik edici girilerinden de esinlenerek hanzala'dan ranzaya, ranzadan da başka çağrışımlara zevkle akıyoruz zihnimle birlikte. ohh yeah...
her yazdığını okuduğumda, şımarık bir çocuk gibi omuz silkip, banane, ben oynamıyorum, hissiyatını bende uyandıran yazar. birde bu hissiyatı eski bir yazarı okurken hissederdim, sonra o yazar gitti. meğer geride mirasçı bırakmış.
''sizin yazdıklarınızı başkaları daha iyi yazıyorsa kırın kaleminizi''* düsturuyla hangi başlık altına yazmışsa o başlığa tek kelime etmeme kararı almış bulunuyorum. hatta tüm işini gücünü bırakmasını sadece sözlük yazarı olarak mesai harcamasını talep ediyorum.
ve ayrıca kendisine istek giride bulunmak istiyorum; altına yazılması gerektiğine inandığım başlıkları, konuları göndereyim oda yazsın. neden hem kötü yazıp, hem kendimi yorayım, hanzala yazsın ben keyifle arkama yaslanıp okuyup, sonra huşu içinde takdire şayan bir esermiş diyeyim. ama tabii kendisi, ben sana yazıp göndereyim, sen kendi imzanla yayınla, derse kabul etmemezlik etmem.*
beğenerek takip ettiğim bir yazar. en azından bugünden itibaren. ha bir de sıradaki parçayı börkeneğinde çıban çıkanlara ve kendisine armağan ediyorum. oğlu olursa adımı koyacakmış. yani "kafamı kırmaz mısın". efendim; ben kimin iti miyim? haklısınız ya şaka yaptım zati. kızı olursa da benim a... sustum tamam. aslında kızı ol... tamam ya.
faklı düşüncelerin de birleştiği tek bir yer olmalı dedik, hümanizm. anlaşılmanın ardından gülümsemek, yorgun bir günün sonunda kahve içmek gibi değil mi?
sıkı sıkıya savunduğu taraf gazetesinin finansörü olarak borusan holding'i sanan yazar. borusan holding'in aylar öncesindeki resmi açıklamasından bihaber olarak "finansörü belli adamların, ayarın kralını verdim" derken en güzelinden ayar eline verilmiştir. geçmiş olsun,şifalar dileriz.
yahu bu çocukta acayip bir hırs var. her fırsatta "faşizlerrr! milliyetçileeer" şeklinde kendini yiyip bitiriyor. atatürk'ü "kana susamış bir lider" diye nitelendiriyor. ki kendisine olan hasetini başka girilerinde de görmek mümkün. neyse, bir de şöyle bir şey var;
" yıllardır devlete karşı savaşan bir liderin bugün barış istemesi iki halk adına da gerçekten sevindirici."
kendi adına konuş bebişim. sevindiriciymiş. barışmış. en komiği, lider-miş? ahauhuauha!
herkesi milliyetçilik ile suçluyor, onu da faşizmle bir tutuyor ancak bu dalgın yazarımızın da içinde bir milliyetçi var. belki farkında değil. belki bastırmaya çalışıyor. ki mantıklı geleni de o. herkese "sen milliyetçisin, sen faşistsin" şeklinde etiketler basarak, yavuz hırsızı oynadığı aşikar. işte bu farkındasızlık da beni üzüyor.
daha tanım isteyen varsa; son günlerdeki buram buram kürt milliyetçiliği kokan girileriyle beni gülme krizlerine sokan yazar.
edit: tek rakibi thy olan yazarımız uçuş iznini aldığından verdiğim giri numaralarını silmek durumunda kaldım. tırnak içlerinde zamanında yazdıklarından kupleler bulabilirsiniz.
daha çok eksileyin diye bi de buradan deşifre edeyim dedim; bu ön kabulle dilediğinizi söyleyebilirsiniz. o değil, ben artılıyordum bu yazarı ama daha çok yazacaksa ve ben okuyacaksam eksi vermek de şukela bi taktik imiş, hıh.
çürük raporu almak istiyormuş bu yazar; mantık silsilesi oluşturuyoruz, hadi bakalım. taraf gazetesini sırf askere gitmemek için okuyor, yani askerliğini yapmış olsa okumıcak taraf falan, çürük raporu da istemicek, uğraşmıcak öyle sistemle/resmi ideoloji ile falan. yirim ben mantığınızı be, canlarım benim mantık fışkırıyor her yerinizden.
bir de; bu taraf gazetesine çemkirip okuyanları liberal ilan eden pek bir solcu arkadaşım bir de tsk şakşakçılığı yapıyor garip tabi. ben kafamda bunların hepsini birleştiremedim, kusura bakmayın benim mantığım el vermiyor galiba. sizin bu böyyük hafızanız karşısında sevgiyle eğiliyorum.
o değil; hanzala akıllı olsun akıllı, olm git askerliğini yap falan, sonra okumazsın taraf bak ha şuraya yazdım.
bence çürük raporunu sırf o güzelim saçlarını kestirmemek için istiyor; askerlikle tsk ile falan da bu yüzden uğraşıyor. tsk açıklasa saçlarınızı kesmicez diye, koşa koşa ilk sıraya gidecekmiş, yazılacakmış, biliyorum ben.
düşüdüm taşındım; tsk ile derdi kız arkadaşının adının aylin olmamasından kaynaklanıyor tezi geldi aklıma. çünkü, o askerdeyken, adı aylin olmayan kız arkadaşı aylin is askere gitmek istiyoooo yazamayacakmış. yazık ama şimdi ona.
ismiyle müsemma bir yazar; hanzala. '' asıl görülmesi gerekene, gözden kaçırılmak istenene yoğunlaşan bir bilinci temsil ediyor.''
gün geliyor haftanın en kötüsü (!) oluyor, bazen; askerliğe, vatan denen toprak parçası, bayrak denen bez parçası için ölmenin saçmalığından dem vurunca ise vatan haini. bu sözlük için fazla bilinçli kanaatimce. ondan bu denli rahatsız etmesi, algı yoksunu insanlarla uğraşıyor, yazıyor, anlatmaya çalışıyor ama nafile…
''…elinde bir taş olsun, elinde bir taş olmasa da tanıklığıyla savunmasız çocukların ve yersiz yurtsuz bırakılan insanların üzerine gelen buldozerleri geri çevirebilsin!''
dizelerini pek bir seviyor imiş. askerlikle alakası var mı bak çözemedim, yoksa sırf bu yüzden mi çürük raporu istiyor acaba? hala aklımızda kocaman bir soru bu, yazık bize.