bir dönem kitaplarını okuyup anlama sıkıntısı çektiğim stephen hawking, max planck, einstein gibi bilim adamlarının teorilerini karşılaştıran, kendini isveç asıllı müslüman bilim adamı olarak tanıtan ozalitçi. sahtekar olmasına karşın bütün o en babasından teorileri nasıl yorumladığı da ayrıca merak konusudur.
yaran bir ufo teorisini kamuoyuna sunmuş, kolpa fizikçi. aslen ozalitçi bülent olarak bilinir. erzurumlu olduğu, amatör olarak bilim kurgu hikayeleri yazdığı söylenmektedir. kitaplarının arkasında 'nobel ödüllü fizikçi düşünür' yazar. kitaplarının arka kapak fotoğrafı ise saçlarına açık kahverengi ayakkabı boyası sürmek suretiyle kazandığı isviçreli bilim adamı havası sayesinde pek bir marjinaldir, acayiptir.
şimdi söz konusu teoriye gelelim:
yetmişli yıllarda bu zat, yaptığı bir 'ufo araştırmasında' görüntülenen bir ufonun fotoğrafına zoom yapar. ufonun ön *)" onmousedown="return bkc('2581162','k%FDsm%FDnda%21%3Akaporta%21%3A')">kısmında* açık seçik olmasa da bir ford amblemi gözüne ilişir. amblemin yanında bir de sayı vardır: 2115 (ya da bunu gibi bir şey). gecikmeden hemen 'uzaylı diye bildiklerimiz aslında zamanda yolculuk yapan torunlarımız. onlar bizim gibi insanmış meğersem!' şeklinde bir teori ortaya koyar. hızını alamayan hva, bununla da kalmaz, bilim camiasına çeşitli uydurmasyonlarla katkıda bulunmaya devam eder.
"su kovasında soğuk füzyon yaptım, kovadaki suyun yarısı ısınırken yarısı soğuk kalıyor"* şeklinde yaran bir ifadesi bulunan sahte bilim adamı.
(bkz: soğuk füzyon)
kitaplarındaki doğrular (astronomi ve fizik bilgisi anlamında) yanlışlardan fazla olan insan. gelin görün ki bu doğrular, iştahlı ve meraklı bir insanın bir kaç yılda hakim olacağı popüler fiziğe ve astronomiye ait türden bilgiler. kalan kısım ise yanlışlar, yorumlar ve spekülasyonlardan oluşmakta. uzun yıllar önce kendisi ile tesadüfen tanıştığım bir gün, birlikte sohbet ettiğimiz arkadaşlara astrofizik bazı hikayeler anlatmaktaydım. tesadüf ya, yan masada bir kaç 'takipçisi' ile birlikte bu zat oturmaktaymış. kulak misafiri olduğunu belirtip sohbet açtı. biraz konuşunca ne bilimadamı, ne yabancı olmadığı kolaylıkla anlaşılıyordu. kanımca bilgileri de matah değildi. zira cevabını bilerek sorduğum bazı sorular sıhbet içinde havada asılı kaldı, kaynadı, gitti.