• görseller

    • hanefi avcı
  1. arzu ettiği makamlara ulaşamadan emeklilik günleri yaklaşınca sözde kahramanlık yaparak faraziyelere dayalı yazdığı kitapla ulusalcıların yeni gözdesi olmuştur. buna ne sebep olmuştur, neyin karşılığıdır bu zamanla ortaya çıkacaktır.


    unutulmasın türkiye de artık hiçbir şey gizli kalmıyor...herşey eskisine nazaran şeffaf.
  2. bu adamın kafası çalışmıyor mu ki kendini, üstelik üst makamda olduğu bir dönemde riske atsın? başkası olsa bekler paşa paşa günlerini, başını ağrıtmadan çeker gider.

    herkesi kpss'ye bile hırsızlıkla hazırlanan orospu cemaatçiler gibi sanmayın. bu adam sizin geri zekalı şakirtler kadar salak değil.


    bunun haricinde;
    adamın yazdığı kitabı yalanlayamıyorlar bile. yok "makamı yükselmedi" yok "zamanlamasına dikkat çekin" naraları taıp ortalarda dolaşıyorlar.
    habervaktim adamın mason-yahudi olduğunu idda etmeye başladı. çok komik gibi geliyor ama çok üzücü..
    yalanlama yapacak yüzleri bile yokken saçma sapan konuşma ya da iftira yöntemine başvuruyorlar..

    yargı, demokrasi diye kibariye'nin annesi gibi bağırıyorsunuz işineze gelince? bırakın yargı halletsin..
    bu kadar korkmayın!

    pembe totolular sizi..
  3. hüseyin gülerce'nin, kitabını yalanlayamadığı adam.

    + sizce bu iddalar doğru mu?
    - oldu mu şinnndi?!
    + ...
    - zamanlamaya bak zamanlamaya..
    + ?
    - makam yüzünden makam.
    + doğru mu yalan mı?
    - geçen gün hocayla pensilvanya da oturuyoruz..

    http://www.haber7.com/...
  4. yazdığı sansasyonel kitabının baskısı hızla tükenince, yapılan yeni baskılara kültür bakanlığı tarafından bandrol verilmeyip bekletilen kişidir. ne kadar demokratik bir ülkede yaşadığımızı görmemizi sağlamıştır bu olay. yakında kitaplar 50 sene önceki gibi toplatılıp yakılırsa şaşmamak lazım.bu esnada avrupa birliği yolunda demokratikleşen ülkemiz yoluna neşe ile devam etmektedir.
  5. mit müsteşarlığına oynayıp başaramayınca alalacele faraziyelerle kitap yazmış kişi...

    kitapta ki faraziyeleri topluca ifade edersek...

    diyor ki istanbul emniyette cemaat kendi cihazlarıyla dinleme yapıyor... delil yok...

    baykal kaseti cemaat işiymiş... delil yok...

    zamanını gelince kullanmak için bir çok siyaset adamı ve asker sivil bürokratın kaseti var diyor...delil yok...

    x adamı cemaat istemedi ondan hapse girdi diyor...delil yok...

    ergenekoncularda ortaya çıkan kasetler cd ler cemaat üretimi diyor...delil yok...

    habervaktim bile cemaatin diyor...delil yok...

    kitapta bunun dışında mantık hatalarıda var...

    mesela istanbul emniyeti daha önce aranmış...hanefi avcının bahsettiği cemaat cihazları(!) bulunamamış...

    gene hanifi avcı hsyk nın savcıları atadığını bilmiyormuş gibi özel yetkili savcıları cemaat atattırdı demiş...

    hanefi avcı danıştay davasını ergenekonla cemaat birleştirdi diyor...güzel ama bunu yargıtay 9. daire yaptı...

    örnekler o kadar çok ki...

    mantıktan sık sık uzaklaşılıyor...

    hanefi avcı kitabın başka bir yerinde diyor ki...

    bir gazeteci, sözde cemaatten bir emniyet mensubuna sormuş eski emniyet genel müdürünü niçin harcadınız...?

    sözde cemaatten polis cevap vermiş...

    bilgisayarında cemaat yapılanmasına dair dosya bulduk...

    şimdi elimizi vicadanımıza koyup düşünelim...

    -bu tip ispatı imkansız dedikodu ile insanlar suçlandırılabilir mi?...

    -üstelik bunu hukuk ilkelerine aşina bir emniyet amirinin yapması yakışı kalır mı..?

    -böyle bir hadise bir defa mantığa,akla ters gerçekten böyle bir sebep varsa bile tutup bu meçhul gazeteciye ballandıra ballandıra anlatılır mı?...

    bazılarının balıklama atladığı aydınlık dergisi tadındaki kitap aynen böyle bir şey işte...
  6. cemaatin şimşeklerini yazdığı kitapla üzerine çekmiş kişidir.bundan önceki hayatı,kitaptan okuduğumuz kadarıyla,zor olmuş bundan sonraki hayatı daha da zor olacağa benziyor.
  7. türkiye nin gerçekleri görmesini sağlamak uğruna kendini yakmayı göze almış emniyet müdürü. adam emniyetteki cemaatçilerin yüzde 60 - 70 lere çıktığını görmüş ve insanları uyarmak için yaşadıklarını kitap haline getirip insanları uyarmaya çalışıyor. yaklaşık 1 saatir ntv de canlı yayında kitabını anlatıyor. ama hakkında tek bir giri girilmiş. kimsenin umrunda değil sanki. bizim emniyetiz değil sanki. neyse. bir tarafımıza girdiği zaman bu umursamazlık uyanırız artık.

    (bkz: polise askeri silah ithal yetkisi)
  8. bugunkü milliyet gazetesindeki röportajında hantepe'deki ihmalleri savunmuş. hani generallerin askerlerin ölümünü seyrettiği olay. hani genelkurmay'ın 20 gün bekleyip daha sonra hava şartları yüzünden yardım göndermedik dediği olay.
    bu röportajda cemaate ne kadar gıcık gittiği anlaşılmaktadır. hiç uzmanlık alanı olmamasına rağmen sırf cemaat yazdı diye haberi eleştiriyor. o halde kendisinden 17 askerin şehit olduğu aktütün olayını da açıklamasını bekliyorum.

    aşikarki cemaat bu adamın nasırına basmış. bu kadar kin dolu olan adamın cemaat hakkında yazdıklarına nasıl güveneceksin.
  9. çok temiz, dürüst ve demokrat olan bir vatansever, yazdıklarının doğruluğu, sicilinin temizliğiyle de kimsenin laf edemeyeceği kadar değerli bir insan. belgelerle verdiği türkiye gerçeklerini, şu an bitmiş olan, ntv'de katıldığı yazı işleri programında bir özet olarak söylemiştir ve bunları neden, nasıl, niçin yaptığını çok da güzel bir dille anlatmıştır. türkçesine çok hakim bir insan, hiç teklemeden konuşuyor ve tam olarak sorulan soruya cevap veriyor. söylediklerinin hepsi de bir doğruya, bir mantığa ve en önemlisi de vicdana dayanıyor. kendisini dinleyebildiğim ve ondan öğrendiklerim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

    şimdi, onun bu önemli kitabının bu kadar söz getirmesi konusu şunu aklıma getirdi: bunları solcular yıllardır söylüyordu, ama hiç kimse bu söylenenleri dinlemiyordu, ciddiye almıyordu. çünkü onların siyasi görüşleri bu adamlara herkesin direkt önyargılı olarak yaklaşmasına neden oluyordu. doğrular söylenirken, "yalandır lan onlar, iftira." denilip geçiliyordu. ama şimdi bunu, solcu olsun, sağcı olsun, haklının yanında, haksızın karşısında olan bir sağ görüşlü, dürüst bir adam söyleyince onu herkes dinlemeye başladı. çok da iyi oldu, şu an bu heriflerin maskeleri düşmeye başladı ve herkes de onların bu çaresiz durumda ne kadar da karaktersiz olduğunu gördü. çünkü "karalama" kampanyası başlattılar. diğer ismiyle: "allah rızası için şu adama iftira atalım" denilmeye başlandı.

    kendisinin kitabını daha okuyamadım, onu geç "alamadım" bile. bir yandan da bu konuda memnunum, böylesine güzel olduğu söylenen bir kitap "yok satıyor". bu da bu gerçekleri birçok insanın bilmesi, birçoğunun da gözünün açılması demek.

    http://www.ntvmsnbc.com/...

    son olarak, kendisi "yazı işleri" programının sonunda şunu söylemiş ve bir türkiye gerçeğini ya da rezilliğini çok güzel bir şekilde ortaya dökmüştür:

    "herhangi bir avrupa ülkesinde kimseye zarar vermediğiniz, yanlış yapmadığınız sürece size iftira atılmayacağından ya da zarar görmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. ama türkiye'de artık doğruları söylemek cesaret olarak adlandırılmaya başlandı ve insanlar bildikleri doğruları söylemekten korkar oldular. çünkü biliyorlardı ki: onlar bu kimselerin maskelerini düşürdüğünde ya kendisi, ya yakınları zarar görecekti. bu yüzden birçok kimse bunlardan korkup, susmayı seçti. bence türkiye'deki bu durumu hep birlikte çözer ve bu "karalama" olayını ortadan kaldırırsak ülkemiz çok daha güzel ve demokrat bir ülke olacaktır."*

    *tamı tamına söyledikleri aklımda değil, o yüzden cümleler benim tarafımdan oluşturuldu. ama söyledikleri benim cümlelerimin anlamlarıyla aynı anlamlar taşımaktadır.

    bir de, zülfü livaneli için yaptığı talihsiz yorumlardan beri sevmediğim nihat genç, hanefi avcı'nın söylediklerine "belge değil" diyenlere süper bir yazıyla cevap vermiştir. onu da paylaşmak isterim, çok doğru söylüyor çünkü:

    http://www.odatv.com/...