amerikan filmlerinde çocukların türlü türlü şebek kıyafetler giyip, tek tek kapıları çaldığı soygun provası.ya paranı ya canını yerine bunlar ya şeker ya da çığlık diye bağırmaktadırlar. ayrıca amerikan dizilerinde de bu güne özel bölümler çekmek modadır. birinden komik olan bu bölümlerde amaç insanı korkutmak olsa da ne kadar başarılı oldukları tartışılır.
simgesi pişmiş kelle gibi sırıtan bir balkabağı olan çok önemli gün. cadıların evlerinin çatılarından atlayıp uçtuklarına inanılır. hatta bu inanç practical magicte çatıdan şemsiyeyle atlayıp uçan cadılarla da gösterilmiştir.
daha çok kuzey amerika'da, en çok da amerikan filmlerinde, dizilerinde kutlanan, avrupa'da pek takılmayan bir etkinlikmiş. hatta polonyalılar için mezarlık ziyaretleriyle geçen hüzünlü bir kutlama imiş..
(bkz: film hilesi)
her yılın ekim ayının 31 inci günü kutlanan bayram, nam-ı düğer cadılar bayramı.yılın diğer günlerinde ihmal ettiğimiz cadılarımızı hatırladığımız gün de denilebilir.
diğer taraftan john carpenter ın 1978 yılında tamamladığı bir korku klasiği.daha sonra 1980 ve 1981 de serinin devam filmleri gelmiştir.
dikkat etmeli michael myers yakınlarda olabilir.
azizler gününün arifesine verilen ad. ayrıca cadılar bayramı olarakta bilinir. ülkemin lumpen köpekleri müslüman olmasına rağmen kutlarlar bu hristiyan geleniğini. neyse yine ortam elektriklenmesin. he bir de michael myers denilen gubidik katili tanıdığımız filmdir. jamie lee curtis i çığlık kraliçesi yapan filmdir. güzel bir seridir lakin çok izlenirse bayar.
özellikle michael myers'ı ile izletmiş olan seri. tuhaf ama nedense pek karizmatik ve sempatik gelmiştir o adam bana. ağır yürüyüşü kurbanın ardından falan..güzel filmdi.
rob zombie'nin 31 ağustos'ta gösterime girecek filmi. 1978 yapımının bir yeniden uyarlaması. işin içinde rob olunca bizi birbirinden güzel katliam sahneleri bekliyor. hep birlikte şiddete doyacağız. gore sevenler kaçırırlarsa üzülüp hayata küsebilirler.
rob zombie'nin farkını konuşturduğu bir film olmuş 2007 yapımı olanı. seriye farklı bir bakış açısından yaklaşmış ki muhtemelen kendi bakış açısı, bu seriye dayalı. myers'ın geçmişine değinmiş, duygusallıkla zorunluluklar arasında güzel bağ kurmuş ve en önemlisi bunları çarpıcı bir şekilde önümüze koymuş. araya kattığı gore denilebilecek sahneleri hikayenin gidişatına bağlamış ki saf şekilde bunları görmememizi sağlamış, böylelikle bu türde oluşabilecek ve başka örneklerinde kolayca oluşan kopuklukları uzak tutmuş filmden. devil's rejects ve grindhouse filmlerindeki yönetmenliğinden de hatırlayabileceğimiz gibi adam zaten alelade diyebileceğimiz olayları gözümüze gözümüze sokuyor. gayet rahatsız edici bir anlatım biçimi mevcut. bunu bu filmde de görüyoruz. ayrıca malcolm mcdowell ve sheri moon zombie'nin oyunculuklarını izlemek de güzel. gore denen film türünden hoşlanıyorsanız kesinlikle görmeniz gereken bir film. rahatsız olmayı sevenler için gayet güzel bir alternatif olmuş michael myers hikayesi.
halt varmış gibi halloween: retribution adıyla yenisini çekmişler. ikincisinden sonra bayan her seri film gibi bu da berbat olacaktır. yerim görsel efektini, hikaye bi' kere tırt.
adam öldü lan son filmlerden birinde, kafası koptu baltayla. götten mi konuşacak babam afedersin.
önce çekilmeye başlanmış da çekimlerin yarısına gelindiğinde senaryo yazmak akıllarına gelmiş gibi bir izlenim uyandıran film... gore türünü sevmeyen biri olarak biraz taraflı yorum yapıyor da olabilirim amma ve lakin hostel part 1 gibi bir film de değildir en nihayetinde... filmde başarısız oyunculuklar (başroldeki hanım kızımızın arkasından seri katil koşarken ki yüz ifadeleri özellikle) , başarısız film müziği tercihleri ( gore filmde anaokulu müziği tarzında müzikler seçerek biraz deneysel yaklaşmışlar olaya) arasında başarılı bulduğum tek şey myers'ın gençlik halini oynayan insanın cüssesiydi... yani bir korku-gerilim filminde kullanılabilecek türden bir insan kendisi hakketen... 2.03'lük tyler mane see no evil filmindeki gibi başarılı korkunç adamlardan biri olabilirdi... ama işte onun da filme cüssesinden başka pek katkısı olamazdı zaten. elinden geleni yaptı.
ekim 31'i ile ekim en son haftasonunda gece klüplerinde çılgın olan etkinlikleri o'na borçluyuz herhalde. hedef korkurtmaymış gibi gözükse de, işin ticari bir olaya dönüştüğü artık aşikardır.