belki ilginizi çeker
  1. · enel hakk
  2. · daha en el hak demeden astıran sen değil misin
  3. · tavasin
  4. · aşıklar ölmez ölen hayvan imiş
  5. · mevlana
  6. · zahid
  7. · cahder şibli
  8. · en el hak
  9. · nesimi
  10. · sekr
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  2. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  3. · domuz gribi
  4. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  5. · her yerinden öpüyorum rüştü
  6. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  7. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  8. · imalat kaynakları planlaması
  9. · vahdet gültekin

hallac ı mansur  

 sayfa  / 2
  1. islam tarihinde muhammed'den daha çarpıcı bir yere sahip olan deli cesareti sahibi şair, düşünür, vs.
    ben tanrı'yım sözünün mucidi...
    doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar biçimli atasözünün başrol oyuncusu...
    (yirmiyedi, 13.04.2004 22:39)
  2. tasavvuf felsefesini mına koyacak biçimde özümsemiş, müthiş bir islam filozofu. meşhur sözünden dolayı derisi soyulup kemikleri gözüküne dek yüzlerce kez kırbaçlanıp katledilmiştir.
    (bkz. enel hakk)
    (soulforged, 13.04.2004 22:40 ~ 22:45)
  3. kendisi gibi hazreti isanın da cem makamında olması sebebiyle yanlış anlaşıldığı ve tanrı olarak nitelendiği belirtilir.
    (fidelmiyo, 16.04.2004 17:38)
  4. wolfgang günter lerch'in hallac-ı mansur'u anlatan kitabının adı*
    (nienna, 18.05.2004 14:26)
  5. islamı, şeriati ve tasavvufu bilmeyen cahillerin şehit ettiği büyük mutasavvıf.
    (anky, 15.09.2004 22:38)
  6. enel hak dediği için recm edilen tasavvuf alimi.
    bir türlü anlaşılamamıştır.

    (bkz: bağdatta ölüm)
    (siyabent47, 05.03.2007 13:28)
  7. "o 'ene' sözünü vakitsiz söylemek, lanete uğramaktır. fakat vaktinde söylemek rahmettir. hallac-ı mansur'un 'enel hak' demesi gerçekten de rahmet oldu. fakat firavun'un 'ben hakk'ım' demesi lanet sebebi oldu. vakitsiz öten her horozun, ibret için başını kesmek gerekir."

    (bkz: mevlana)
    (open your heart i am coming home, 18.03.2007 15:48)
  8. (normal dead wittgenstein, 18.03.2007 15:54)
  9. "mucizeler göstermek, tanrının gücünü ele geçirip kötü amaçla kullanmak, tanrı ile insan arasında aşk bağlantısı kurulabileceğini öne sürmek" gerekçeleriyle idam cezasına çarptırılan tasavvuf alimi. enel hak anlayışını bilinen herkesin ve herşeyin tanrının bir parçası olduğu anlayışından ileri götürerek, kendisini hz muhammed'den sonra tanrının belirdiği kişi olarak görmektedir(rivayettir, ne kadar doğrudur bilemeyiz. söyleyenden çok dinleyenin tabiridir bu).

    kendi cemaati uğruna lanetlenmiş olarak ölmek istediğini açıkça söylemiştir. herkesin kendisini aşağılamasını da tanrıdan dilemiş, "ey müslümanlar, beni tanrıdan kurtarınız. tanrı, benim kanımı size helal etmiştir; beni öldürünüz!" diye bağdat'ta çağrılarda bulunmuştur. şeytanı yüceltir, ona göre "iyiyi tanımak için kötüyü bilmek gerekir". yezidiler tarafından, sayılır sevilir. daha sonra gelen birçok tasavvuf alimini etkilemiştir.

    hakkında çok fazla bilgi kirliliği vardır. fakat kendisine ait şu beyitler düşüncesini ve şahsını en doğru şekilde anlatır sanırım:

    ey güvendiklerim, beni öldürünüz
    benim ölümümde hayatım vardır

    benim hayatım ölümümde
    ve ölümüm hayatımdadır

    ben, o'nun bana bahşetmesi sayesinde varolan
    zatımın yokoluşu halindeyim

    benim sıfatlarımın var kalması ise
    kötü amellerin çirkinliğindendir.
    (eriyenadam, 02.04.2007 15:36 ~ 15:46)
  10. kendini tanrı olarak gördüğü için değil, tasavvufun son noktasına vardığı için "ene'l hak" diyen bir zattır kendileri..nitekim yunus emre de "ete kemiğe büründü, yunus diye göründü" dizeleriyle, hemen hemen hallac-ı mansur'un söylediklerine yakın sözler sarf etmiştir..ne yazık ki çoğu devirde olduğu gibi cahiller iş başındadır ve hallac-ı mansur'u katletmişlerdir..
    (moroccansipahi, 08.09.2007 13:20)
  11. aşığın değil aşkın ta kendisi. sevgide aşırı gitmenin sonucudur.
    o kadar ki, bu ileri gidiş, seven ile sevileni aynılaştır. seven, kendisini sevilende yok edince, sevilenin kimliğine bürünmüştür.

    bu durum hallac'ta "enel hakk" ile. nesimi'de, "leyse fi cübbeti illallah" ile ve yunus'ta "ete kemiğe büründü yunus diye göründü" dizeleri ile ortaya çıkar.
    (foseptik çukuruna düşmüş bok böceği, 02.10.2007 14:10)
  12. tasavvufa merak saran bünyelerin okuduktan sonra zaptedilmesi mümkün olmayan fikir patlamalarına maruz kalacağı,etkisinden kolay kolay kurtulamayacağı,varlıktan varoluştan yana tüm düşüncelerinin sarsılacağı tasavvuf ehli.
    (rafinevinterize, 27.03.2008 11:08)
  13. enel hak dediği için idam edilmiştir ancak asıl bahsettiği vahdet-i vücut inancıdır. bu inanca göre herşey allah'ın tecellisi yani yansımasıdır. bir rivayete göre de tam idam edilmeye götürürlerken minarede ezan okuyan bir imam görmüş ve "sus seni yalancı yalan yere allah'ın adını ağzına alma eğer sen o ezanı gerçekten hissederek okusaydın altındaki minare erirdi" demiş ve bir kayanın üzerine çıkıp allah ü ekber dediği an altındaki kaya erimiştir. o kayaya mansur kayası denmiştir.
    (idiot, 21.07.2008 00:49 ~ 05.02.2009 23:11)
  14. "bir şey ancak anlamı kendinden daha ince olan bir şeyle açıklanabilir. anlamı aşktan daha ince olan bir şey de yoktur; o halde aşk nasıl açıklanabilir..'' diye soran kişi.
    (bjaso, 08.08.2008 03:24)
  15. "hallac'a sormuşlar, 'aşk nedir' diye...

    'aşk bugün, yarın ve öbür gündür' demiş hallac.

    o gün öldürmüşler hallac'ı.

    ertesi gün yakıp kül etmişler.

    öbür gün de küllerini küllerini savurmuşlar rüzgarla.

    işte aşk budur..."

    dt'de oynanan kaygusuz abdal'dan...
    (haşmet asilkan, 08.08.2008 03:42)
  16. seven ben, o sevilen de benim
    bir bedene girmişiz iki ruhuz biz
    o diye gördüğün benim bedenim
    bana bak, onu gör;hep ayni şeyiz!
    (vgarter, 24.10.2008 14:46)
  17. söylediği "eğer allah'ı tanımıyorsanız eserini tanıyınız! işte o eser benim, ben hakkım; çünkü ebediyyen hakk ile hakkım" sözünden "ben hakkım" kısmı cımbızla çekilip alınan ve tarihte, yanlış anlaşımanın bedelinin ne kadar ağır olabileceği konusunda en önemli ibretlerden birini teşkil eden bahtsız mutasavvıf.
    (shop an hour, 01.01.2009 20:57 ~ 23:38)
  18. tek eseri tavasin'dir. rivayet olunur ki, mahpusluğunda verilen yemeği yemez ve ibadet edermiş. bir gün neden yemediğini soran gardiyan, onun ihtiyaçlarına ibaşka bir varlığın hizmet ettiğini görünce, o vakit zatın sapkın değil veli olduğuna kanaat getirmiş.
    (avluda oturan sizofren, 17.04.2009 01:26)
  19. yaşadığı zamanda anlaşılamamış ama bunu çokta takmamış bir mübarek zattır. enel hak dediği için yani ben allah'ım, hükümdar onu hapse atmıştır. hapisteki mahkumlara sizi kurtarmamı ister misiniz demiş onlar da çok biliyosan kendini kurtar demişlerdir bunun üzerine o kelepçelerine işaret etmiş kelepçeler çözülmüştür. kapının kilidine işaret etmiş kapı açılmıştır. bunun üzerine ukala mahkumlar gelip özür dilemiş efendim beraber çıkalım demiştir. fakat o benim halimi siz anlayamazsınız demiştir. bu hareketi hükümdar tarafından isyan olarak algılanmış ve hunharca öldürülmüştür fakat o zaten nasıl öldürüleceğini yıllar öncesinden bildiğinden bunu takmamıştır. tam asılmak üzereyken şeytan yanına gelip sen de ben dedin ben de ben dedim . ben lanetlendim sen bu kadar yüksek bir dereceye kavuştun bu nasıl iş demiştir. bunun üzerine mansur(r.a) sen ben dedin kendini ortaya koydun , bense ben diyerek kendimi ortadan kovdum demiştir. zira o aslında hiçbirimiz yokuz sadece allah var demiştir. bu şu anda yeni keşfediliyo biz hepimiz birbirimize ve bir evrensel zekaya bağlıyız deniliyor yani hepimiz biriz ve evrensel zeka da allah-u teala. hepimiz birbirimize bağlı olduğumuz için de birini kırdığınızda bu önünüze çıkıyor ve iyilik yaptığınızda iyilik buluyorsunuz. yaptığınız herşeyi aslında kendinize yapıyorsunuz.
    bir insan içki içebilir, fuhuş yapabilir, küfredebilir, ataist olabilir , budist olabilir evet bu dinimize aykırı olabilir ama sakın ola ki size herhangi bir nedenle size ters düşen bir insanı aşağılamayın, kızmayın zira ne olursa olsun allah onu yaratmış ve onu halifeliğine seçmiş , ne kadar günahkar olursa olsun rızkını kesmemiştir. mevlana da "ne olursan ol gel" derken bunu ifade etmiştir. allah la onun arasında yaptıkları, size sadece saygı duymak ve iyi olmasını dilemek düşer .evet hallac-ı mansurdan koptu gibi ama işte bütün mukarrebunlar kainatın temel ilkelerini tek bir cümle ile olsa da ifade etmiştir. biz irdeleyemiyoruz.
    (güse, 04.06.2009 20:12 ~ 20:13)
  20. hallac'ı şehit edenlerin de cennete gideceği rivayet edilir. zira onlar da hallac'ı "allah için" öldürmüşlerdir. tasavvufta kullanılan sembolik dilin nedeni de bu tip kötü olaylardır. zira hak aşığı, aşkının verdiği coşkuyla kendini kaybeder, gözü kimseyi görmez. o görmez ama onu görürler. sevgilisini mi kıskanırlar, sevgisini mi kıskanırlar yoksa olaya anlam veremezler mi bilinmez sarfedilen sözlere göre aşığı kınarlar, döverler ya da öldürürler. bundan dolayı imgeler, duygular basit ve gayet zararsız(!) görünen ama özünde binlerce kez ene'l hak barındıran kelimelerle dile getirilmiştir.

    tasavvuftaki temel inanç şudur: "her şey o'dur". mantıklıdır aslında ene'l hak demek, bu açıdan bakılınca. o her şeyse ve ben de bir şeysem; ben de o'yum, sen de o'sun demeye gelir laf. ama yaratıcıyı sevmenin değil, yaratıcıdan korkmanın marifet sayıldığı bir topluluğun içinde kim anlaya, kim dinleye...
    (die for morrison, 04.06.2009 21:01)
  21. (bilginsel, 04.06.2009 22:02)
  22. "zahidler bu dünyada yabancıdır,
    aşıklar öteki dünyada da yabancıdır." demiş..
    (raem, 04.06.2009 22:21)
  23. muhammed ikbal der ki: enel hak ben allahım değil ben gerçek hakikatim demektir..arapçayla iştigal eden insanlar da böyle olduğunu tasdik ediyorlar..
    (raem, 04.06.2009 22:31 ~ 22:32)
  24. (sofist tepen sokrates, 04.06.2009 22:56)
  25. * varlığın birliği felsefesini irdeleyiş tarzındaki farklılık ve yaratıcılıkla kendinden sonra gelen ibn arabi, mevlana, feridun attar, muhammed ikbal gibi pek çok tasavvuf ehlini/mistiği etkilemiştir.

    "enel hak" sözü (bilinenin aksine ben "tanrıyım" değil "ben hakk'ım" demektir), zamanın dini alimlerinin çok tepkisini çekmiştir. aslında hallac'ı darağacına götüren bu kelamı değildir; zira kendisi bu kelamı etmeden evvel; dönemin anarşist topluluğu karmatilere ve basra+bağdat'ta kölelerin ayaklanmasıyla çıkan zenc isyanı'na destek vermek, büyücülük hatta şirk koşmak gibi sebeplerden dolayı tutuklanmış ve (en son) yaklaşık 9 sene hapis yatmıştır. ölüm fermanının ardından evvela elleri ve ayakları kesilmiş, 1 gece boyunca dar ağacında terk edilmiş, ertesi sabah infaz edilmiştir. cesedi yakılmış ve külleri dicle'ye savrulmuştur.

    günümüzde dahi pek çok dini alimin hakkında yorum yapmak istemediği bir mutasavvıftır. zira dönemine ve hatta şimdiye bile fazla gelen bir ilim adamı, felsefe adamı ve fikren kudretli bir alimdir. hallac'ın yazdığı 45'e yakın kitaptan sadece biri gunumuze ulaşmıştır. tavasin adlı bu kitap, hallac'ın asıl meramını anlamak için okunmalıdır. hallac-ı mansur ile ilgili bir diğer önemli kaynak da, ömrünün yaklaşık yarım asırını hallac'ın çevresini, yaşamını, fikirlerini kısacası bir bütün olarak hallac'ı araştırmaya vakfetmiş fransız araştırmacı, islambilimci, oryantalist louis massignon'un her biri 700 sayfadan fazla olan 4 ciltlik "islam'ın mistik şehidi: hallac-ı mansur'un çilesi" isimli dev eseridir. bu kitabın ilk cildi ancak 2006 yılında ardıç yayınları'ndan dilimize çevrildi.

    * hallac-ı mansur vahdet i şuhud(eşyada yaratanı görme) ya da vahdet i vücud(varlığın birliği) düşüncesini savunmaz.

    zira vahdet-i vücut anlayışında yaratılan herşeyin allah'ın bir zuhuru olduğu, yani "her şey o'dur" kelamı asıldır. oysa ki hallac, "her şey o'ndandır" demeyi tercih eder; yani tenzih'i korur. dolayısıyla, düşünce ekseninde vahdet-i vücud olmadığı gibi hulul (yaratıcının bir bedene girmesi) da yoktur.

    ahmed b. fatik'in aktardığına göre hallac, konu hakkında şöyle der:
    "kim uluhiyetin beşeriyetle, beşeriyetin de uluhiyetle birbirine gireceğini sanarsa küfre düşer. çünkü allah, yaratılmışların zat ve sıfatlarından, kendine özgü zat ve sıfatlarla ayrılmıştır. herhangi bir biçimde, herhangi bir yolla yaratıklara benzemez.ezeli olanla sonradan yaratılan arasında benzerlik nasıl düşünülebilir! her kim allah'ın bir mekanın içinde veya üstünde olabileceğini, bir mekana bitişik bulunabileceğini, gönülde şekillendirilebileceğini, kuruntularda hayal edilebileceğini yahut bir sıfat ve nitelik altına sokulabileceğini düşünürse allah'a ortak koşmuş olur."

    hallac "allah"ı anlatırken tek şey söyler: "hüve, hüve"; yani "o, o'dur" ve tavasin'in nokta tasin'i bölümünde şöyle der: "onu bilmek, aslında onu bilememektir. onu bilememekse bizzat onun hakikati."
    (sofist tepen sokrates, 04.06.2009 23:01)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil