''tanrım bana değiştirebileceğim şeyler için güç,değiştiremeyeceklerim için sabır,ikisini birbirinden ayırt edebilmem için sağduyu ver''sözüne sahip yazar,şair sayılı farklılardan.
büyük bir şair, filozof ve sanatçı olan cibran peygamberler yatağı olarak da bilinen lübnan'da doğdu. ancak ünü ve tesiri yakın doğu'nun çok ötesine yayıldı. şiirleri yirmiden fazla lisana çevrilmiş olan cibran'ın çizimleri ve resimleri dünyanın bellibaşlı şehirlerinde sergilenmektedir.
yaşamının son yirmi yılında abd'ye yerleşmiş ve eserlerini ingilizce yazmaya başlamıştır. başta "kahin" olmak üzere, kendi mistik çizimleriye bezeli kitapları sayısız okuyucu tarafından bilinmekte ve sevilmektedir. pek çok kişi cibran'da, yüreğin ve aklın en derin yansımalarının ifadesini bulmuştur.
güneşe arkanı dönersen,
ancak kendi gölgeni görürsün.
dünlerimizin borçlarını ödemek için
yarınlarımızdan ödünç alırız çoğunlukla.
yüreğin bir volkansa eğer,
avuçlarında çiçekler açmasını
nasıl umabilirsin?
bana "seni anlamıyorum" demen,
haketmediğim bir övgü,
haketmediğin bir yergidir.
yanlışlarımızı doğrularımızdan
daha büyük bir coşkuyla
savunmamız ne gariptir!
durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.
bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
anımsamak bir tür buluşmadır.
unutmak ise bir tür özgürlük.
sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.
arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.
ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
işte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.
insanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.
şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.
gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.
kişinin hayal gücüyle,
düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.
cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
belki de sadece koyduğum yeri unuttum.
bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.
karşindakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.
söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.
yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.
bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.
içimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.
içimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.
sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.
yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.
zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
eger kış,
"baharı yüreğimde saklıyorum"
deseydi, ona kim inanırdı?
gibi onlarca güzel ve anlamlı sözün sahibi yazar/şairdir.
oryantalist bir başkaldırıdır halil cibran.lübnanlı çok yönlü sanatçı, en önemli sıfatıyla fiolozof yazar.ülkesi lübnan da ö döneme göre radikal batıcı fikirlerinden dolayı kilisece aforoz edilmiş hayatının son yıllarını amerika da geçirmiş ve böylece tanınması mümkün olmuş yazar. 68 gençliğinin tuttuğu bir filozoftur aynı zamanda
sonra el mitra konuştu, şimdi de ölümü sormak isteriz, dedi:
ve o cevap verdi:
ölümün sırrına ermek istersiniz.
ama bunu nasıl bulacaksınız, eğer hayatın kalbinde aramazsanız?
geceye dönük gözleri güne kör olan baykuş ışığın esrarını ortaya çıkaramaz.
gerçekten ölümün ruhunu görmek istiyorsanız, yüreğinizin kapılarını açın hayatın bedenine ardına kadar.
çünkü hayat ve ölüm birdir, tıpkı ırmak ve denizin bir olduğu gibi.
umutlarınızın ve arzularınızın derinliklerinde yatar hayattan sonrasına dair sessiz bilginiz; ve karın altında düş kuran tohumlar gibi düşler yüreğiniz ilkbaharı.
düşlere güvenin çünkü onlarda saklıdır ebediyetin kapısı.
sizin ölüm korkunuz, kendisini kutsayacak kralın huzuruna çıkan çobanın titremesinden başka bir şey değildir.
çoban titrerken sevinçli değil midir kralın armasını taşıyacağı için?
yine de asıl farkında olduğu titreyişi değil midir?
çünkü ölmek rüzgarda çıplak durmaktan ve güneşte erimekten başka nedir ki?
ve soluk almaz olmak, yükselebilmesi, genişleyip engelsiz bir şekilde tanrı'yı arayabilmesi için, soluğu o bitip tükenmez gel*gitlerden kurtarmaktan başka nedir ki?
ancak sessizlik ırmağından içtiğiniz zaman gerçekten şarkı söyleyeceksiniz.
ve dağın tepesine ulaştığınız zaman tırmanmaya başlayacaksınız.
ve toprak bedeninize sahip çıktığı zaman gerçekten dans edeceksiniz.
"aranızda en özgür geçinenlerin özgürlüklerini bir boyunduruk ve bir kelepçe gibi taşıdıklarını gördüm.
ve kalbim kanadı;
çünkü ancak özgürlük arayışında hissettiğiniz derin arzu size gem vurduğunda ve özgürlükten bir amaç ve bir bütünleniş olarak bahsetmeyi terk ettiğinizde,gerçekten özgür olabilirsiniz..."(halil cibran)
''sen ve ben fırtınada birlikte güleceğiz
ikimiz derin mezarlar kazacağız
içimizde ölmekte olanlara
tutunacağız tüm gücümüzle güneşin karşısında
ve de tehlikeli olacağız''
bildiğim kadarıyla lübnanlı bir şair. şiirlerinin dilinde edgar allan poe şiirlerini hissedersiniz ki bence çok daha anlamlı sözleri olan şiirler yazmış, şairler ötesi şahsiyet.
zamanında bir şahsiyet şiirlerini kendi yazmışcasına ulu ortalıkta okurken cibran'la denk gelir .....
"akıllı insanlar tarafından söylenen sözleri ezberleyin,yaşayın.gündelik yaşamınızda uygulayın onları,fakat olur olmaz yerlerde ezbere okumayın yoksa sırtına kitap vurulmuş bir eşek'ten farkınız kalmaz."diyerekten ayar vermiş filozof....
nefes almak gibidir halil cibran. cok sıkıldığınız, hayattan bunaldığınız anlarda size, hissedip de ifade edemediklerinizi, bazen hiç göremediklerinizi, çoğu zaman yaşarken teğet geçtiklerinizi sunar. tekrar dikleşir, söyle bir kendinize gelir, güç bulursunuz onun satırlarıyla. hayatın içinde bir ermiş olmaya karar verirsiniz belki. "doğanın çocukları" olduğunuzu hatırlarsınız yeniden. filozof şair kişiliği ile ermişlerin kitabı gibidir çünkü yazdıkları. ama aynı zamanda batı'nın bireysel ve toplumsal sağduyusuna sahiptir.
ahir zaman peygamberleri gibidir cibran, geçmişten aldığı, geleneksel öğretileri, günümüz yaşayışı ile birleştirir, zamanlar üstü bir öğreti sunar. aynı zamanda iyi bir ressamdır kendisi. paris güzel sanatlar akademisi'nde 3 yıl okumuş heykeltraş auguste rodin'den ders almıştır. zaten yazımında yaptığı tasvirler de resim yapar gibidir bir bakıma.
ona göre insan; bütünüyle yüce bir varlıktır. duygu, düşünce ve edimleriyle herşeyin en iyisine layıktır. doğa ise nimetlerini eşit bir biçimde sunmaktadır insanlığa, dolayısı ile toplumda da aynı adalet olmalıdır. aforizmaları sanki, her yerde söylensin, okunsun, belleklere kazınsın diyedir. kadın-erkek ilişkilerinde her iki tarafa da üstünlük tanımaz.
"sevginin tutsağı olmayın, sevginizi kullanarak, birbirinizin üstünde baskı kurmayın. şunu aklınızdan çıkarmayın ki, sevginin tek hedefi vardır kendi kendine yetmek. sevgi ne kendinden birşeyler verir, ne de bütünlüğüne dışarıdan birşeyler katılmasına göz yumar."
şeklinde örnek verilebilecek, daha yüzlerce güzel sözü vardır.
dün,
hayat çemberinde düzensizce ürpererek
dalgalanan bir zerre olduğumu hayal ettim.
oysa bugün,
kesinlikle biliyorum ki
çember benim
ve hayat
bütünüyle düzenli zerreler halinde
benim içimde
hareket ediyor.
bu kıyılarda yürüyorum daima
kumla köpük arasında.
yok edecek ayak izlerimi med-cezir
uçuracak köpüğü rüzgar.
oysa var olacak deniz ve kıyı sonsuza kadar.
ermiş adlı kitabı başta, son haftalarda birdenbire tekrar acayip popüler olmuş lübnan doğumlu şair.
("the serenity prayer" isimli ünlü dua, özellikle türkçe web sitelerinde sıkça "halil cibran'ın sözü" olarak geçiyor. duanın türkçesi şöyledir: "tanrım, bize değiştirilemeyecek şeyleri kabul etmemiz için sabır, değiştirilebilecekleri değiştirebilmek için cesaret ve ikisini ayrıdedebilmek için bilgelik ver."
ingilizcesi de şöyle: "god, give us grace to accept with serenity the things that cannot be changed, courage to change the things that should be changed, and the wisdom to distinguish the one from the other."
fakat bu doğru değil, sözkonusu dua ünlü amerikalı teolog reinhold niebuhr tarafından 1934 yılında yazılmıştır.)
"en tepeye vardığında, bir bilgeden daha aşağıda olmadığını ve bir katilden de daha yukarıda bulunmadığını anlayacaksın" diyerek bize şirinler konusunda derin açılımlar kazandırmıştır.
onlar yaşamın kendine duyduğu özlemin oğulları ve kızlarıdır.
onlar seninle gelirler senden değil. ve seninle olsalar da sana ait değildirler.
onlara sevgini verebilirsin, ama düşüncelerini değil, çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
bedenlerini konuk edebilirsin ama ruhlarını değil,çünkü ruhları, rüyalarında bile erişemeyeceğin, yarınların
evinde konuktur.
onlar gibi olmaya çalışabilirsin ama onları kendine benzetmeye çalışamazsın.
çünkü yaşam ne geriye ne de geçmişin karanlıklarına ilerler.sen çocuklarının yaşam okunu fırlattıkları yaysın.
yayı geren sonsuzluğa giden yolun işaretlerini görür,ve okların hızla uzaklara gitmesi için bütün haşmeti ile seni
gerer. bırak okçunun elindeki gerilmişliğin mutluluk getirsin;
çünkü o, uçan oku sevdiği kadar elinde kalan yayı da sever''
''siz birliktelik için doğmuşsunuz. ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız. allahın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız, ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dansedebilsin...birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin.. bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun... birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın... birlikte şarkı söyleyin; lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin, sazın telleri de yalnızdır ve armoni içinde aynı melodiyi seslendirir... birbirinize kalbinizi verin ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! sadece hayatın eli o kalbi saklar! birlikte durun, ama yapışmayın, tapınakların sütunları da bitişik değildir! ve unutmayın; meşe ile çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler...''