halepçe katliamı 

adana çık aradan

  1. uzun gurbet yolculuğunda görüyorum kendimi..
    yargılanıyorum sokakların derinsizliğinde,
    yargısız,mahkemesiz..
    vedalaşmak geliyor içimden tanıdığım-tanımadığım insanlarla..
    hıçkırık tutan tüfeğimin çifte namlusuydu beynimde öten..
    sokakların derinsizliğinde yargılanıyorum sorgusuz,sualsiz..
    gediklerde ıslık çalan bendim,
    oysa mermi sesleriydi bir zamanlar..
    korkulu bir duygunun prangalı esiriydim halepçe meydanında..
    yargılanıyordum yargısız,
    sorgusuz,
    mahkemesiz..
    (close2death, 22.08.2004 20:18)


  2. 1988'de iran-ırak savaşı sırasında ırak birliklerinin kimyasal silahlarla ırak'ın halepçe şehrinde gerçekleştirdiği katliam. halepçe şehrinin halkı kürtlerden oluşuyordu ve şehir iran kontrolündeydi. iran halepçe kürtlerine silah yardımı yapıyordu. o sırada kuzey ırak ordularının komutanı olan ali hasan el-mecid de (bkz: kimyasal ali) şehre kimyasal silahlarla saldırılmasını emretti. (en azndan tarih böyle söylüyor) kullanılan silahlar arasında hardal gazı, sarin gazı, tabun gazı gibi bir çok sinir gazı ve hidrojen siyanid var. tabi ki silahları da abd sağlamıştı.

    ölü sayısı hala kesin olarak bilinmiyor fakat 5.000 civarında olduğu tahmin ediliyor. alışık olunduğu üzere batı dünyası saldırıyı pek umursamadı. halepçe halkı savaş kurbanı siviller olarak görüldü. abd ise henüz saddam'la işi bitmediğinden ilk önce saldırıdan iran'ı suçladı. fakat iran-ırak savaşı bittikten sonra da ilginç bir şekilde oklar saddam'a doğrulmaya başladı. ne de olsa artık saddam'ı desteklemelerine gerek kalmamıştı.

    kendi adıma bugün bile emin olamıyorum halepçe'ye saldıran ırak mıydı yoksa direk abd miydi. abd yakın tarihin içine öyle bir etti ki paranoyak olmamak elde değil.
    (easy company, 29.11.2005 01:04)
  3. kış uykusundan yeni uyanıyordu her şey. toprak güneşten nasibini alarak ufaktan ufağa kımıldanıyordu. su, bir yolunu bulmuş, ağaçlara tırmanıyordu sessizce. toprağın baskısından kurtulan yeşil otlar, özgürlüğün sarhoşluğuyla kendilerini rüzgarın kucağına terk edip, bir uçtan bir uca koşuyorlardı. ağaçların dallarına filizler yürümüş, özgürlüğe gebeydi. baharın taze kokusu etrafı sarmıştı.

    kışın dondurucu soğuğunda, soba yüzü görmeyen bebeler, yatakların altından çıkmış güneş ışınlarından nasibini alırcasına tepelerin ardından çocukların, kuzuların sesleri birbirine karışıyordu.

    derviş, mahallede ki bakkaliyesini açmak için acele ediyordu.. huso, merkebini(eşeğini) sığıra yetiştirmeye çabalıyordu. mızgin, okul çantasını kaptığı gibi berivan’a yetişip okula gitmeye çabalıyordu. kajey, günlük ekmeğini yapmak için, hamur yoğuruyordu.

    uçakların sesleri gürlemeye başlamıştı halepçe’de tepelerin ardından. yabancı değildi bura halkı, uçakların sesine. gökyüzünde büyük bir gürültüyle geçiyordu uçaklar. önce bir iki pike yapıp uzaklaştılar. sonra yere konacaklarmış gibi alçaldılar. ve yere sisli bir duman bırakıp uzaklaştılar.

    önce başları döndü, derviş’in, huso’nun, mızgin’in, kaje’nin ve diğer halkın. boğazlarına birşeyler oldu. nefes alamaz oldular. önce gözleri yandı. sonra sulandı ve daha sonrada göremez oldular. bunlar bir kaç saniyelik süre içerisinde oldu.

    derviş’in elindeki anahtar kilitte kaldı. derviş, oracıkta uzandı sere-serpe. mızgin, sendeledi yere düştü. çantası açıldı. kitap ve defterlerı yere saçıldı. mızgin kitaplarını toplamak için elini uzattı. eli uzanamadı kitaba. mızgin ölmüştü. kitabı açık kalmıştı. kaje'’in eli hamurlu, sofraya uzanıvermişti şaka yaparcasına. ama kajey de ölmüştü.

    bazı bebeler, annesinin memesini emerken ve kimi evlerde de yemek yerken, elbise giyerken, pozisyonlarını bozmadan 7 bini ölmüş ve 30 bin de yaralı ve sakat kalmıştı o gün. tarihler 16 mart 1988’ı gösteriyordu.

    şair ibrahim karaca,
    “çürüyen kokusuyla yağdı kimya
    kesildi feri gözlerin, sustu dil
    artık ne yürek sızısı var genç kızların
    ne bıyık bırakan delikanlılar
    insan etiyle doldu çukurlar” dizeleriyle özetliyordu vahşeti.

    baş aktör saddam’dı. ama sanaryoyu emperyalistler kaleme almıştı. almanya, fransa, ingiltere ve abd. önce saddam’a her türlü olanağı verip şımartılar. kimyasal silahlarının etkisini ölçmek için kürtlerin üzerine gönderdiler. sonrada küveyt’in üzerine…

    saddam’ı durdurmak ve en önemlısı de ortadoğu’ya yerleşmek için saddam’a yüklendiler. küveyt’te öldürülen insan ise, halepçe de bir anda öldürülen 7 bin ve sakat bırakılan 30 bin insan, insan değil miydi? ayrıca kuzey ırak'ta öldürülen 30 bin insan, insan değil mi? ve kimlerin silahlariyle ve kimlerin lojistik yardımlarıyla oluyor?

    almanya, körfez savaşında, ırak’ın israil’e attığı scud füzesı için tazminat ödedi. sebep? atılan scud füzesi alman menşeyliyi. peki halepçe’ye atılan kimyasal gazlar almanların olduğunu bütün dünya bildiği halde, almanya neden inkara kalkıyor? çünkü ölen kürt. başka milletten değildi. kürt halkı gerçeği biliyor. unutmayacaktır. biz unutsak bile tarih unutmayacaktır.

    soy ağacığımızda, baba ishak’ın, şeyh bedrettin’in, pir sultan’ın, kawaların, mazlumların, zilanların…. ve agitlerin künyesi var.

    seneler sonra, nazi katliamından öldürülen yahudiler için, sanırım almanya’nın dış işleri bakanı olacaktı, israil halkından özür dilemişti geçen yıllarda. alman halkı küçülmemiş bilakis yücelmişti dünya kamuoyu gözü önünde.

    köprülerin altında çok sular geçti. emperyalistler, şimdi de ortadoğu paylaşımını pekiştirmeye çabalıyorlar. 1988’de ve sonraki yıllarda destekledikleri saddam’ı idamla yargılıyorlar, kürtler’ı ve diğer ırak halklarını acımasız bir şekilde öldürdüğü için. peki, ırak halkları yeni mi insan haklarına kavuştu? 1988 ve muteakip yıllarda insan değiller mıydı? yoksa, emperyalistler o günler de bu evrende yaşamıyorlar mıydı? nokta

    not: yazı bir arkada$ıma aittir. üzerime gelmeyin.
    (ashra, 19.03.2006 12:15 ~ 12:35)
  4. 1988 de saddam'ın kiymasal silah kullanarak çoğu kadın ve çocuk 5bin kürdü öldürdüğü katliam. saddam'ın alel acele yargılanıp asılmasında bu katliam'da kullanılam kimyasal silahların abd ve ingiltere tarafından sağlanmış olması olasılığını akıllara gelmiştir. eğer öyleyse saddam ayrıntıları açıklayamadan temizlenmiştir.

    148 şii'nin ölümden yargılanan saddam nedense 5bin kişinin ölümünden dolayı yargılanmamış ve hüküm giymemiştir. bu durum 2 şekilde yorumlanmakta. birincisi bu katliamda büyüklerinde pay sahibi olması olasılığı. ikincisi ise şii lerle sünnileri birbirine düşürme sevdası. eğer saddam kürtler tarafından halepçe katliamı dolayısıyla asılsaydı, intikam duygusuyla yapılan saldırıların hedefi şiiler değil kürtler olacaktı.
    (başımı koyduğum yer evimdir, 05.01.2007 21:50 ~ 06.01.2007 12:10)
  5. kullanılan biyolojik silahlarla çoluk çocuk demeden binlerce insanın ölümüne sebep olan vahşet. bombalama yapılarak önce insanlar sığınaklara itilmiş daha sonra da havadan ağır gazlarla bu sığınaklar ölüm odası haline getirilmiştir. ayrıca bu vahşette kürtlerle birlikte bölgede yaşayan yüzlerce türk de katledilmiştir...
    (kedikara, 06.01.2007 02:39)
  6. saddam hüseyin'in tutukluluğu süresince yargılanmadığı şuçu.
    (uhud, 06.01.2007 11:50)
  7. saddam hüseyin'in idam edildiği için yargılanamadığı bir katliamdır. saddam hüseyin'in asılmasında halepçe katliamını hedef gösterenler için ironik bir durum olsa gerek.
    (silahşor, 06.01.2007 12:02)
  8. saddam hüseyinin yaptığı boktur.abdnin de tamamıyle işin içinde olduğunu görmek o kadar da zor değildir.
    alelacele saddamı idam etmeleri bu durmu ortaya çıkarmamaktan geçiyormuş.halepçe katliamı sadece bir nesli değil devamında gelen nesilleri de etkilemiş bir katliamdır.ölenler daha çok kadınlar ve çocuklardan oluşmaktaymış.halen sakat çocukların doğduğu yerdir halepçe..
    ve dtcf de anması yapıldığı halde çok da kişinin katılmadığı katliamdır.birileri birilerinin gözünü kapatıyor birileri de severek kapatıyor gözlerini tüm dünyaya..gözünün önünde vahşetin fotoğrafları varken hiç mi içi acımıyor acaba bu neymiş deyip bakmak gelmiyor içinden??
    bu bir katliam insan öldü bunda insan!!!
    (clompi, 17.03.2007 22:48)
  9. sonrasında saddam'dan kaçan yüzbinlerce kürde türkiye'nin kucak açtığı veya en azından sınırlarını açtığı katliamdır.
    (gelirsemkal, 17.03.2007 22:52)