|
|
- haldun taner tarafından yazılmış, ferhan şensoy tarafından kurgulanmış ve ilk defa 1997'de ortaoyuncular kadrosu ile sahnelenmiş kabare. genel olarak "yurdum insanı" ve "böyyük politikacılarımız" taşlanır.
ferhan şensoy'un kaleminden:
"çocuk denecek yaşımda gözümü açıp, yolumu çizen ustam, babam, haldun taner'in aramızdan ayrılarak ölümsüzlüğe kavuşmasının 10. yılında yapılan gençlik ağırlıklı bir söyleşide, izleyicilerden taner'le ilgili sorular sormalarını istedik. pek soru soran olmadı. biz anılar anlattık. sessizliği bozmak üzere sunulmuş karanfil misali bir iki cılız soruyla geçti gitti söyleşi. taner bir istanbul beyefendisiymiş, diye düşünerek çıktılar salondan genç izleyiciler. yeni yetme bir kulağın haldun taner'in adından başka pek bir şey bilmediği gözleniyordu. selim ileri'yle birbirimize bakıp iç geçirirdik.
hem bu kuşağı böyle bir ince mizah ustasıyla tanıştırmak, hem ustama bir vefa borcu ödemek düşüncesi beni kemirir oldu. insanın ustası olması ne güzel, ustasızlık ne korkunç!
taner'in düz yazılarından bir kabare kurgusu oluşturdum, kimi öykülerini skeç haline getirdim, kimi skeçlerini seçtim, onun düz yazıları ve gündelik konuşmaları içinde saklı.' ben her şeye selam veririm, ağaçlara, çiçeklere, kuşlara' gibi şiirlerini şarkı biçimine getirdim. haldun bey bugün yaşasaydı buraya iki satır daha eklerdi, diye düşünerek, satır aralarında, güncelik adına zaman zaman bende de kalem oynattım.
kimileri 1945'te yazılmış bu metinlerin, hala ne denli güncel ve taze olduklarını, haldun taner'in önce insanı ve dünyayı, sonra türkiye'yi ve toplumumuzu ne kadar doğru ve filozofça analiz ettiğini şaşarak göreceksiniz.
taner'in deyişiyle :
'bir düne bak
bir bugüne
hey gidi günler hey
az gittik uz gitiik
dostlar
olduğumuz yerdeydik. '
ferhan şensoy
21.03.1997, ankara."
benim kalemimden:
aziz nesin'i tanıyorsanız, haldun taner'e o kadar da yabancı olmamalısınız. bu kabare, atması gereken tüm taşları attıktan sonra bir de "aptal biz"e laf geçirerek son bulur:
"ve hepsinden çok, bunların hepsini kaçınılmaz bir alınyazısıymış gibi karşılayıp boynu bükük katlananan, sus denince susan, dur denince duran, üstelik de bunu bir nevî olgunluk, filozofluk, siyaset sayan şu uyuşuk, alaturka ve onursuz zihniyete kızıyorum, küplere biniyorum, küpler kırılıyorlar. siz hâlâ sus deyince susun, dur deyince durun."
- (bkz: üç kurşunluk opera)
|