futbolda uçta oynama mantığını benimsemiş bir arkadaştır. oyundayken 105 kilo ağırlığında bir insanın robinho tarzı bilek hareketlerini yapması çok zordur, ya da yanından hızla geçen son süratteki arkadaşını yakalaması. hele hele orta sahada 4 e 1 kaldığı zaman yapabileceği şey çok azdır. ama o arkadaş o cüsseyle kaleyi kaplar, bazen artistik şekilde uçar, birebirde açıyı kapatır ve en önemlisi gelen her topa ölümüne atlar, sanki halı saha değil maçı değil de şampiyonlar ligi finalidir. evet o arkadaş için öyledir, o yüzden kaleci eldiveni hazırdır her maça. bir de onu her maçta, her kurtarışta motive eden(daha doğrusu aman kaleye ben geçmeyeyim derler) arkadaşlar oldu mu, değmeyin keyfine. o yüzden bu arkadaş aslında tapılasıdır, baş tacı edilesidir hatta bir takımın değişmeyen tek elemanıdır.
anlaşılacağı üzere;
(bkz: o hikayedeki mal benim)
candır.o sahadaki yaklaşık 10-12 kişinin omuzundaki büyük yükü,içindeki sıkıntıyı,kafasındaki soru işaretlerini hiç üşenmeden yok eden arkadaştır.maçın sonuna doğru bi de "yorulan kaleye geçebilir beyler" demez mi."geçsin" değil "geçebilir".ah canım benim.