önümüzdeki 3 yılda cehennemin dibinde bana eşlik etmeyi kabul etmiş, iyi ki karşıma çıkmış ve 1 aylık dil dökmelerim üzerine sonunda dayanamayıp burda da benimle olmayı kabul etmiş güzeldir. -umarım yakında o da kabul edilir.-
bu böyle duygusal bir tanımdı. şimdi işin özüne geliyoruz-daha duygusal oehh yok artık-;
abi bu 'güzel', boş gözlerle dolu bir kalabalığın arasında önce gözüme sonra da ağıma takılmıştır. bilmem'in 12 yaşından gün aldığı bu günlerde düşünüyorum da türlü güzel kızla seviştim, türlü türlü keyiflere ortak oldum, bir takım değerli sanatçılarla yaptıkları resimler, okuduğumuz şiirler ve yaşadığımız güzellikler üzerine konuştum fakat ömr-ü hayatımda ilk defa bir hatun kovaladım lan. sürünmeyi bu hatunda gördüm ben. tanışmak için yaptığım türlü maymunluktan sonra 26987 defa kahve içme, 572876 defa birlikte otobüse binme, 329847 defa da fakülte kapısına kadar yürüme teklifinde bulundum. tık yok. ama bugün itibariyle artık hayatıma tam anlamıyla girmiş, yemeklerimin tadına bakmış, insanlarımı sevmiştir. daha da çıkamaz. gelelim hikayeye;
kendisini hafif kapalı bir sonbahar gününde kalabalık amfinin başında gördüm. buldum! dedim birden. sonra gözlerimle takip ettim ancak hatun gitti en öne oturdu. bir anda bütün hayallerim yıkılmıştı oysa ki bu sefer ne kadar da emindim ulan bu sefer oldurdum demiştim. derin bir iç çekerek amfide sağımda ve solumda 15er kişilik boşluk olması her türlü garanti olan sırama oturdum. sonra birden gördüm ki hatun elinde çantalar yukarı doğru çıkıyor. beni bir heyecan sardı tabi. sonra gitti benimle aynı hizada olan yan bloktaki sıraya oturdu. o an hocanın da gelmesiyle bir anlık tereddüt anından sonra sikerler diyip tası tarağı toplayıp bir hışımla hemen arka sırasına oturdum. ilk ders geçen derin sessizlik sonrasında ilk ara verildi. sanki o sıraya sırf onunla konuşmak için gelmemişim ve bunun için fırsat kollamıyormuşum gibi sigaramı aldım ve hiç sağıma soluma bakmadan çıktım dışarı. döndüğümde telefonla konuşuyordu, birine laf anlatmaya çalışıyor, karşı taraf anlamadıkça sinirleniyor, sinirlendikçe daha da güzel oluyordu. - uuu beybi bende bi kıpırdanma oldu- sonra ders başlamadan sınıfta dolanan bir ödev dedikodusunu fırsat bilerek "pardon ödev konusunu biliyor musun" diye sordum. döndü "yok ya haberim yok benim de" dedi. rahat bir nefes aldım. ön sıradan kalkıp arka sıralara oturmasıyla başlayan güzellikler derslerla alakasız olmasıyla birden ikiye katlandı. tam benlikti artık emindim. sonra ders başladı ve o ani hamlede bulundum. hala nasıl bir ruh haliyle yaptığımı hatırlamıyorum fakat yüzsüzlüğün son noktasıydı. çantamı zörç diye yanına koydum ve ayağa kalkıp yanına gittim. hiç bozuntuya vermedi. "çok sıkıldım." dedim güldü. işte böyle başladı herşey.
iki tane ibnenin aklını alıcam diye bir takım evlerin kapısına dayanmış, haşin bir giriş yapayım derken omzunu çıkartmış karıdır lan bu. hauahuah o değil de bi de sınav öncesi sol omuz lan.* nasıl anlatsam bilemiyorum. bana cılız dedikten hemen sonra başına bir takım işler gelmmiş olmasının bir takım azizlerle alakası olduğunu düşündürmüyor değil hani. hallelujah! sendeyiz st.ranger. *