öncelikle amaç güvenlik güçlerinin moralini yüksek tutmak, ülkenin bütünlüğünü ve çocukların psikolojisini korumak ve bunun gibi bir çok şeydir. haber özgürlüğünü katletmektir. bu karar sadece türkiyeyi mi kapsayacak yoksa o bölgedeki haberlerin tüm dünyaya çıkması mı engellenecek bilmiyorum ama eğer 1. şıktaki gibi bir durum sözkonusuysa olacaklar hakkında tüm dünya bilgilenirken türk halkının bir şeyleri bilmesi gene engellenecektir. yazıktır.
tam da akp hükümetinden beklenen bir davranıştır.geldiklerinden beri halkı birşeyler yaptıklarına dair kandırmaya çalışmaktadırlar ancak tek yaptıkları konuşmak.sadece konuşmak ve birtakım yasaklarla yapamadıkları işlerden bir şekilde sıyrılmaya çalışmak.
gördüler ki en yaşlısından en gencine bu olayları protesto etmek için herkes sokaklara dökülmüş,her yaştan insan bir şekilde sesini duyurmaya çalışıyor,tepkisini gösteriyor.daha fazla duyulmasın,daha fazla ses çıkmasın,halk daha fazla şey öğrenilmesin ki onlara cephe almasın kimse,birşeylerin yapılmadığını harekete geçilmediğini bilmesin ki tepki de göstermesin millet;diğer ülkelerin gözleri üzerimize çevrilmesin.tek istedikleri bu.
milletin haber alma,ülkesinde neler olup bittiğini öğrenme özgürlüğü bu şekilde engellenmemeli.özellikle de böylesine hassas bir konuda!
"duyarlı vatandaş" gibi gözüküp beceremedikleri devlet yönetme işinin daha fazla halk tarafından duyulmasını engellemek için canımız hükumetin getirdiği yasaktır. bu hükumet 6 senedir iktidarda, bu süre zarfında da terör olayları gerçekleşti, bu sene gözle görülür artış var ve son iki büyük olay hala tepkisiz bir şekilde izleniyor. televizyonlara çıkıp üzüntü belirtmek, amerika'nın hareketini bekliyoruz demek bir tepki değildir. daha ilk olay yaşanmadan devletin istihbaratının herşeyden haberdar olup teröristin tepesine inmesi gerekirdi. ne var ki ikincisini yaşadık, üzerinden günler geçiyor ve hala ne yapacağız diye düşünüyoruz. hükumetin yanlışları televizyonlarda bangır bangır söyleniyor, tayyip'in yüzüne bir bir vuruluyor, adam ne yapsın, cevap veremiyor. onun yerine "güvenlik güçlerine dönük zaaf imajı yayan, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen yayınları" durdurma kararı alıyor.
az önce internetten okuduğum haberin başlığı... habere göre hükümet rtük'e 21 ekim 2007 tarihinde hakkari'de yaşanan acı olayla ilgili radyo ve televizyon yayınlarının men edilmesi istemiş.
"kamu düzenini ve halkın moral değerlerini olumsuz etkileyen, güvenlik güçlerine dönük zaaf imajı yayan, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen radyo ve televizyon yayınlarının, toplumsal sorumluluğa ve duyarlılığa uygun yayın anlayışı temelinde, güvenlik güçlerinin moral değerlerinin yüksek tutulması, toplumsal psikolojinin olumsuz etkilenmemesi ve çocukların ruh sağlığının korunması amacıyla 3984 sayılı radyo ve televizyonların kuruluş ve yayınları hakkında kanunun 25. maddesi gereğince durdurulması uygun görülmüştür" şeklinde de bir açıklama yapılmış.
açıklamayı anladım da, insan acaba birileri yine bizi dizilerle, magazin haberleriyle, saçma sapan showlarla uyutup; birşeyleri unutturmaya mı çalışıyor diye düşünmeden edemiyorum.
nihayetinde amerika çözmüş bizi... türkler birkaç gün konuşur sonra unutur.
(bkz:
condoleezza rize)
ne işe yarayacağı anlaşılmayan yasaktır. bugün pkk kaçırılan askerlerimize ait resimleri içeren siteler hazırlamakta, roj tv bu konuda neredeyse 24 saat yayın yapmakta iken biz basını susturmaya çalışıyoruz.
sadece akp değil başka bir sol partide böylesi bir yasağı gündeme getirseydi ona da karşı çıkardım arkadaşım. bu konunun siyasal görüşle bir alakası yok.
basını susturmaktan daha aciz olarak dünyada algılanabilecek başka bir eylem söyleyin, o zaman diyeyim ki "haklısınız! basın bizi aciz gösteriyor, toplumu galyana getiriyor."
yurtdışında yaşayan ve bu konuyu hiç bilmeyen biri yayın yasağını duyduğunda ilk tepkisi "adamlara bak, ne kadar acizler" olur. kaldı ki internetin çok yaygın olduğu bir dünyada televizyonu yasaklamak ne kadar amacına ulaşır? büyük ihtimalle ulaşmaz. yasaklar hep daha fazla ilgi çekici ve teşvik edicidir.
önce psikolojiyi bozmayan yayınlara yasak gelir, sonrasında ise tamamına..
konu, doğrudan haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. fakat dikkatimi çeken, bu kararı kimin aldırdığına göre tepkilerin değişebileceği. misal genel kurmay'dan böyle bir talep geldiğinde vaka şüphesiz bazılarınca "duyarlı" bir hareketin sonucu olarak kabul edilebilirdi. fakat kararın arkasında hükümet olunca olay bir anda "pasif"liğin göstergesi oluverdi. (bu arada genel kurmay hükümetten böyle bir kararın alınmasını da istemiş olabilir. zira "orduyu zayıf göstermek" hapis cezası yemenize bile sebep olur. bu haberlerin ordunun duruma yeteri kadar müdahale edemediği izlenimini kuvvetlendirdiği de düşünülmüş olabilir. olur yani, şaşırmam)
diğer taraftan ülkücü, milliyetçi grupların saldırılarının üzerinden atlayıp görmezden gelen medyaya ses çıkarmadan, "buna sansür derler efendiii" diyerek böğürenlerin demokrasi aşkına da hayran olmamak elde değil.
yabancı basından da olsa takip edilebilecek bir husus olarak görülmesi mümkün olmakla birlikte, insana "yok daha neler!" dedirten bir girişimdir. insanların üzüntüleri, kaygıları, haberlerin engellenmesi ile ortadan kaldırılamayacak olup, öncelikle, yapılabilecek saçma saldırıların önlenebilmesi için gerekli tedbirlerin yurt içinde alınmasını düşünmekte daha büyük fayda olduğu kanaatindeyim.. sonuçta haber alma özgürlüğünün, ulvi nedenler ile olsa dahi, engellenmesi söz konusu..
(iussy, 24.10.2007 10:43)
bunun çok daha uç bir benzeri 11 eylül saldırılarından sonra amerika'da yaşandı. radyo'da "stairway to heaven"ı bile isteyemiyordunuz; çalınması yasaktı. kulelere uçakların çarpışını, merdivanlerdeki can pazarını hatırlatıyormuş. o olayı anımsatabilecek diğer şarkılar gibi o da yasaklanmıştı. tahminim o ara müslüm gürses'e de ülkeye giriş yasağı geldi ama bizim haberimiz olmadı... belki de siklemedik.
devletin içinde bulunduğu acziyeti kapatmaya çalışmasından başka bişey değildir. kendi ülkesini savunmak için amerikanın izin vermesini bekleyen ülkeden başka bişeyumulmaz. osmanlı döneminin çöküş sürecinde yaşanan istibdat olaylarına benzetmek gibi olmasın ama malesef durum aynen öyledir.
genelkurmay başkanlığının tasarrufunda gerçekleşse "hükümetin acziyeti, sorosçular, bık bık bık" diyenlerin asla itiraz edemeyeceği yasaktır.
genelkurmay yayın yasağı mı getirdi? haklıdır bittabi efendim, apoletli onlar. neyi uygun görmüşlerse doğrudur.
hükümet mi yayın yasağı koydu? pis sorosçular. basın özgürlüğü elimizden alınamaz.
neyse, şehitlerle ilgili tahrik edici haberleri izleyip dtp ve tkp binalarına saldıranları, her gördüğü kürdü terörist ilan edenleri duyduktan sonra, isteyerek ya da istemeyerek halkı galeyana getirecek nitelikte haber yapılmasının ne kadar sağlıklı olduğu da tartışmalıdır. zaten rtük'ün açıklamasında da "kamu düzenini ve halkın moral değerlerini olumsuz etkileyen, güvenlik güçlerine dönük zaaf imajı yayan, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyen radyo ve televizyon yayınlarının,..." diye başlayan ve yasaklama getirilen yayınların niteliğini ifade eden cümleden de anlaşılmaktadır ki insanların ruh sağlığını olumsuz etkileyecek bazı sakil görüntülerin yayınına izin verilmemektedir.
işi "türk halkı hiç bu kadar aşağılanmamıştı" raddesine getirecek kadar denyolaşanlara ise gülmekle yetiniyorum sadece.
danıştay 13. dairesi tarafından "yayın özgürlüğü ilkesine aykırı" olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş.
http://www.milliyet.com.tr/...
giderek tenis maçı kıvamına erişiyor bu yasak..
sahanın bir yanından hükümet "yayın yasağı" getirdiğini servisliyor, danıştay "yayın yasağını kaldırdığını" beyan ederek karşılıyor, üstüne hükümet "yayın yasağının kaldırılmasına itiraz" ediyor, son hamlede de "yayın yasağının kaldırılmasına yapılan itiraz reddedildi" diyor danıştay..
allah'tan daha komplike cümleler kuramıyoruz, set bitmeyecek yoksa..