bir şüphe-i hissiyye ile dalgalanır dil;
bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde;
insan bütün ahzân ü meserrâta muâdil
bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde
her cevf-i hayâtî, sevilen şeyden ibaret
bir lem'a-i nev, şa'şaasıyla eder ihfâ;
bir berk arkasından ederek ömrü temâşâ
bin müddet için göz kamaşır... işte muhabbet!
pek boştur o his, lakin o boşlukla dolar dil;
Âfâk-ı hayatiyyedeki cevfi o örter;
herkes hep o boşlukta arar bir tutacak yer
pîrâmen-i ömründeki girdâbâ mukâbil
sevdâya mukabil duyulur rûhta her gâh
bir def-i pey-â-pey ile bir cezb-i pey-â-pey;
bir istiyor insan onu, bir istemiyor, âh
sevmek bile doğmak gibi, ölmek gibi bir şey!
cemal süreya