ardı ardına kapatılan internet sitelerine eklenen son halka turandursun com. site yöneticileri kapatma kararının gerekçesine şu an için ulaşamadıklarını belirtiyorlar. büyük ihtimalle kararın altından "kutsal değerlere hakaret" gibi kaypak bir belirleme çıkacak. adam muhammed dediği için hakaret etmiş sayılırken öte yandan sürüyle öğretinin egemen din söylemi tarafından cahiliye kapsamına alınmasında hiçbir sakınca görülmemektedir. hakaret etmek başlığı altında birinci giri: "sövmek, küfür etmek, allah ne verdiyse döşenmek. sözlükte yapıldığı takdirde bunu yapan arının kanatlandırılmasına yol açacak hadise" iken @2753396 haftanın en beğenilenlerinde yer alabilmektedir. bu örneklerden çıkarabileceğimiz sonuç; bir hitabın hakaret unsuru içermesinin, salt kategorik-şekilsel ifade biçiminde değil bizzat yapışık olduğu söylem ideolojisinde aranır olduğudur.
anlatmak istediğim ise gösterilen zıt uygulamaların yanlışlığının, herşeyi kapsamına alan standart bir ilkesel alanın devreye sokularak kapatılması (belki demokrasi) değildir. tam tersine, böyle bir ortak ilkesel ('idea'l) alanın kurulmasının önünde hiçbir olanaksızlığın olmadığını iddia eden işaretleme bizzat ideolojik aldatmacının asli unsurudur. soyutlaştıralım;
"felsefi açıdan kant ve hegel arasındaki ayrım da burada yatar; kant için gerçek, aşkın kategorilerin perdesi aracılığıyla "şemalaştırılmış" olarak algıladığımız numenal alandır; hegel ise, tam tersine fenomenoloji kitabının girişinde bu kantçı boşluğun yanlış olduğunu ileri sürer. bizi üç yeni terimle tanıştırır: bir perde bizimle gerçek'in arasına girerse, (görünüşe ait) perdenin ötesindeki kendinde olanın [in itself] bir nosyonunu üretir, bu yüzden görünüş ve kendinde olan arasındaki boşluk "bizim için" herzaman-zaten hazırdır. sonuç olarak eğer şey'den ekranın çapıtmasını çıkarırsak, şey'in kendisini kaybederiz (dini terimlerle dil getirirsek, isa'nın ölümü, kendinde tanrı'nın ölümüdür, sadece insan şeklinde vücut bulmasının değil) -işte burada hegel'i takip eden lacan için kendinde şey'in algılanan nesne değil, nihai olarak bakış olmasının sebebi budur." (slovaj zizek, "matrix: veya sapıklığın iki yüzü" isimli makalesinden)
şekilli bir aforizmayla şöyle söylersek; "orospu çocuğu gerçek (g'si büyük gerçek olarak hakikat) değildir." ancak ideolojik referans noktasından hareketle işaret ettiği öznel konumun dolayımlanması sayesinde belirli bir gerçekliğe oturur. aradaki dolayımlama perdesini kaldırdığımız anda kendinde "orospu çocuğu" bir boş gösteren olarak hegemonya pratiğinde, kapatılamaz derecede karşıt çıkarlara sahip toplumsal grupların içini doldurma mücadelesi verdiği çatışma nesnesidir.
özellikle fikir bazında konuşacak, anlatacak hiçbir bilgi birikimi olmayan kişilerin doğrudan kişilerin şahsına saldırarak gerçekleştirdikleri eylem.
bir çoğu tarafından sanılır ki, hakaret ederek söz söyleyince daha etkili olur. fikir bazında söyleyecek hiçbir sözü yoktur ama kuyruğuna basılmıştır canı yanmıştır illa bir söz söylecektir ne yapsın, çareyi hakaret etmekte bulur.
tartışma ortamında insanın karşısındakine hakaret ederek kendiliğinden savunmaya geçmeye çalışması aslında ucuz bir harekettir. bilgili, görgülü ve insana saygısı olan insanlar karşıt görüşte olasalar dahi karşısındaki insana hakaret etmez, fikir bazında tartışılabilir, en ağır tartışmalar yapılabilir ama hakaret etmek acizliğin, basitliğin, bilgisizliğin göstergesidir.
"..hakaret mesela kişiliğine hakaret edersin.." şeklinde tanımlanmış über nümpen sonsuz bilgili son zamanlarda programlarında ne yapacağını sapıtmışokan bayülgen tarafından.