belki ilginizi çeker
  1. · bir terörist in insan yüzü
  2. · red
  3. · red
  4. · orospulaşma
  5. · okunası köşe yazarları
  6. · komünizm ve terör
  7. · radikal cumartesi
  8. · evrim teorisi
  9. · 32 nci gün
gündem
  1. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  2. · aşk ı memnu
  3. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  4. · 2012
  5. · prison brake
  6. · öğretmenler günü
  7. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  8. · postmodern şiir denemeleri
  9. · tigzeban

hakan gülseven  

  1. yüce insan, radikal'in en jan janlı, en halk adamı yazarı. kardeşler kıraathanesi'nin medar-ı iftarı. güldüren güldürürken düşündüren, dokunduran, nükteci insan. hoş adam. cumartesi ekinde yazar. haftanın tortusu denen kısımda da yurdumun meşhur insanlarının saçmalamalarını yazar. okunulması farz, tapılması kaçınılmaz olan adam.
    şu sıralar popülerleşmeye başladığı için kendine kıl kapan yüce şahsiyet. ayreten de "büyük türk düşünürü deniz gökçe" hakkındaki yazıları her depresif anınızda okumanız gereken şey.
    (thefittiriktospik, 16.11.2005 19:44 ~ 30.01.2006 21:37)
  2. sevenlerinin red'de okumaya devam edebilecekleri yazar.
    (skeptikos, 15.10.2006 23:34)
  3. radikale tekrar dönmesi istenilen yazar.

    perihan mağdenden sonra bi de o dönse de, haftasonları gazete keyfi yapmaya başlasak tekrardan.
    (semih cumhuriyeti vatandaşı, 13.02.2007 10:22 ~ 10:26)
  4. red dergisinin en sivri dilli yazarlarındandır.
    (gajo, 25.09.2007 12:00)
  5. "değerli okurlar, sözüm sizedir. burada yazdığım şeylere hiç bakmayın, vallahi aslında her şeyi anlıyorum. lakin gerçek hayatta çözemediğim konu şu: bizim zamanımızda gözaltı süresi 15 gündü. muamelesi, ekstrası deseniz, 'kompile'ydi. yine de ortama itiraz eden bulunur, 15 günü layıkıyla değerlendiren pek çok genç çıkardı. şimdi gözaltı süresi '1' gece. hani, ortada örnek yok deseniz, şu sıralar fransa'da sokağa dökülmeyeni eşek diye damgalıyorlar. 'halkı isyana teşvik'ten yargılanmak istemem ama teşvik de etmek isterim. bildiğiniz sıradan bir çelişki bu. yine de kendimi tutamayıp söylemek istiyorum: gençler, ortama biraz fransız olsanıza!.. "

    radikal cumartesi de bu yazıyı yazabilmiş gazetecidir kendisi. iktidar yalakası değil, "gazetecidir".
    (ahmak ı hayal, 25.09.2007 12:09)
  6. "biz türban takma özgürlüğünü tartışsacak kadar dangalak mıyız türban takmama özgürlüğünü tartışırız"
    (metalkorsan, 13.10.2007 03:15 ~ 16.11.2009 04:04)
  7. iktidara karşı olmanın ulusalcılık anlamına gelmeyeceğini şu gazelle ifade eden yazar, üstad.
    "dolayısıyla bekir coşkun'un dediği gibi, 'yok bilmem kaç tane vekilin karılarının başı örtülüymüş de, o sebeple onların seçtiği cumhurbaşkanı benim değilmiş de, diye kumda oynamıyoruz. açık ve net olarak şöyle diyoruz:
    bu cumhurbaşkanı yanki iradesiyle belirlenmiştir. bu cumhurbaşkanı bizim değildir. ama bu topraklar bizimdir. hiçbir kuvvet bize bu toprakları terk etmemizi söylemeye cüret edemez."
    (metalkorsan, 07.01.2008 04:42)
  8. şu aralar yazılarını okumaktan en çok keyif aldığım sertliğini nüktedanlığı ile güzelleştiren köşe yazarıdır red dergisinde.konuyu uzatmaz,abartmaz,sizi boğmaz.

    sayı 16, ocak 2008-1

    köşesinden bir alıntı:

    ....amerika'ya yani dünyanın gördüğü en haysiyetsiz, en hıyar ve en eli kanlı devlet başkanlarından biri olan bush'un ayağına kadar gidip icazet almadan evvel, tek bir hamle yapamadın.peki amerika'ya bir sürü taviz vermedin, misler gibi gidip misler gibi geldin de, bu iş nasıl oldu?daha düne kadar, askerlerinin kafasına çuvalgeçiren bush, muhtemelen yine bisikletten düştü, kafasını kaldırıma vurdu, seni desteklemeye başladı!geri dönüp insaniyet sahibi israillilerden casus uçaklarını istedin, onlar da havva anamızın yüzü suyu hürmetine, hava kuvvetlerini yollayıverdi.tavizsiz başlattın, öyle mi?bu senaryoya inanmamızı mı bekliyorsun?....
    (ağır hasarlı, 22.01.2008 14:17)
  9. red'de yazdığı bir terörist'in insan yüzü başlıklı yazısını okuyunca insanın kendini, kim terörist kim terörist değil diyerek sorgulamasını sağlayan yazardır. işte öyle bir anlatıyor ki okan ünsal'ı... devlete göre "maoist komünist parti lideri olan terörist", ona göre "iyi yürekli, yüce gönüllü, can bir dost"... yazıyı okuyup bitirince biz de aynı hakan gülseven gibi düşünüyoruz. " depremlerde gördük. bu devletin 'yaşatma' diye bir kudreti yok;tüm bir kudreti öldürmek üzerine kurulu." yazı haziran 2007 red'inden, şiddetle tavsiye edilir...
    (maggid, 03.02.2008 21:22)
  10. sevdiğim bir arkadaşımın linkine istinaden okuduğum yazısına, kendimce bir yazı yazdım. kendisini sever sayarım, her ne kadar dilini ve üslubunu tartışsam da.

    her neyse; cevabım da budur kendisine; ama cevaptan önce bir şey geldi aklıma be hakan abi; hadi gel şu aydın dediğimiz kelimeyi ve kavramı iğdiş edelim. hatta parçalayalım ki bu kavramı, bir adım atabilelim en azından.

    http://www.birgun.net/...

    oturmuş, sabah sabah hakan gülseven'in bize yaptığı ve sunduğu aydın tanımını okuyorum. onun çizdiği çizgiler dışında kalana, her zamanki gibi sayıp döküyor. şaşırtıcı olmayaraktana.

    çok ilginç gelmedi mi size de; en azından bana geldi: 12 eylül'ü anlatan kişilerin arasında ufuk uras, oral çalışlar, etyen mahçupyan... isimlerinin olmasına içerleyen hakan gülseven'in "(içlerinde 12 eylül’ün zindanlarını, işkencelerini yaşamış olanlar, sanırım sadece aydın çubukçu ve celalettin can’dır.)" demesi; solcu aydın kavramına bakmaya çalıştığı yöntem.

    evet evet, asıl derdimiz bu: solcu aydın kime diyoruz.

    düşündüm, taşındım; öncelikle 12 eylül'ü anlatmak için 12 eylül'ü yaşamış olmanın gerekmediğine hüküm verdim. 12 eylül aslında şuan kurduğu kurum kuruluş ve yarattığı zihniyetle karşımıza çıkıyor. ve bunu anlatmak için 12 eylül'de hapse girmiş, eziyet görmüş olmak gerekmiyor. aslında 12 eylül belgeseli çekmek için artık o dönemi yaşamış, gördüğü işkenceleri anlatan, kenan evren'den bahseden belgeselller yerine; bir gidin 80 sonrası doğmuş çocukların şimdi 20li yaşlarda olanların "takıldıkları" yerlere onları anlatan belgeseller yapalım. çünkü tam da 12 eylül'ün vahim tablosu da budur. istatistiki veriler bir kenara; tüm geleceğimiz ve dahi aklımız ipotek altına alınmış durumda.

    hah belki; hakan gülseven'in dediği gibi bu isimler belki o dönemi bir ertuğrul kürkçü, oğuzhan müftüoğlu ya da melih pekdemir gibi yaşamadı. ama bu durum ne onların sol duyusuna bir şey kaybettirir; ne de durdukları yer hakkında bize bilgi verir.

    solcu aydın olmanın belirli kriterleri vardır muhakkak; ama bu kriterlerin arasında taş atmak / panzerin önüne serilmek / 12 eylül'de zindanda yatmak / göz altına alınmak gibi bir silsilenin olduğunu hiç düşünmüyorum.* solcu aydın; - her ne kadar aydın kelimesini pek sevmesem de- dediğimiz kişi sol duyuya sahip şekilde sözünü sakınmadan söylüyorsa neyimize yetmiyor? emekten, barıştan bahsetmek çok mu acayip şeyler.

    neyse; lafı çok uzatmaya gerek yok. hakan gülseven'in bir sözüne de şu katkıyı yapıp bitirmek gerekir belki de:

    "...üstelik sokakta mücadele eden ‘biz’ler, onların isimlerini pek bir kıymetli görüyor, pek değer veriyor, bildirgelerimize imza attırmak, panellerimizde konuşturmak, cezaevlerinde ‘arabulucu’ yapmak için peşlerinden koşuyoruz. "

    hah işte, o biz diye tırnak işareti içine aldığı kısım var ya, eğer sokakta mücadele etmek baş tacı ise bence bir kere daha oturup düşünsün. ben grev çadırlarında, grev yürüyüşlerinde, güler zere eylemlerinde, ertesi gün bambaşka bir sokakta ve bambaşka bir başlıkta hep o aman bunlar 12 eylül'ün yarattığı solcu aydın bunlara prim vermeyin dediği insanlarla karşılaşıyorum, beraber mücadele veriyorum. ya kendisi ile aynı "sokak"ta mücadele vermiyoruz, ya da ya dasını boş verelim gitsin artık.

    garip değil mi?

    not: dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz di mi? kim kimden daha solcu, kim kimin kriterlerine göre doğru yerde, kim nerde ne demiş? hepimiz birer solcu paparazzi kılığında, elimizde terazimizle dolaşıyoruz. ne mutlu bize! sokakta mücadele vermekmiş, hah, sokakta hayat akıyor, sorması ayıptır biz ölçme tartma işlemlerinde iken neresinden katılacağız bu hayata?

    *: hah yeni bir devrimcilik kisvesi daha çıktı: yeşil boya dökmek, ne devrimciyiz değil mi? evet, evet komiğiz sadece, başka tanımlamaya gerek yok.
    (aglaures, 18.09.2009 09:26)
  11. asla ve kati suretle; hakan gülseven'in kendi üslubu ile kendisine cevap verilmeyecektir; zaten eleştirdiğimiz açısı da bu. yani kimse kendisine amanın bağırmaz, hele de liberal dediklerinizin pek sevmediği işlemlerdir bunlar. (o diyalogdaki sakin rolünü ve bağıran rolünü kimin üstleneceğini hepimiz daha iyi biliriz bu yüzden)

    şimdi oral çalışlar'ı pek tanımam, geçmişinde napmış, neredeymiş bilmiyorum. şimdisini biliyorum, radikal köşesinde takip ettiğim yazılarında oldukça dişe dokunur bir o kadar da ufuk açıcı yazılar yazmakta. ha geçmişte denilecek lafları dökeceksek; şayet burada oğuzhan müftüoğlu'sundan başlar bilmemkime kadar gideriz. ortada bir tane tutarlı devrimci isim bulamazsınız. yani bir şeyi savunurken, önce kendini de aynı argümanlarla bir tartman gerekiyor.

    "biz artık geceleri evimizde rahat uyku uyumak istiyoruz, sabaha karşı polis / asker baskını istemiyoruz."

    diyen biri ve yanındaki isimlerin şuan ki tabloda yeri nedir biri bana anlatsın. siz, anlatmadan önce ben diyeyim hocam; bu tablonun mimarları topyekun kendini devrimci / sosyalist / solcu olarak konumlandıranlardır. bir tutarsızlık varsa tam da onlardadır.

    yoksa ben ufuk uras'ı bildim bileli; bir gün öyle bir gün böyle dememekte olan bir isim. ve ne oldu, düne kadar yanınızdaydınız, şimdi ne değişti diye sorarım o isimlerin hepsine. hatta ve hatta; ufuk uras'ın bugünkü siyasi çizgisinde hakan gülseven'in saygıyla bahsettiği isimlerin payı büyüktür, çok hem de. yani; diyalektik yöntem buysa. saolun ben almayayım. çünkü tam da karşınızdaki liberal tezlerle eleştirirken, aynı şeyi siz yapıyorsunuz. o yüzden; hele bir soluklan otur yiğenim diye seslenelim size.

    ha bu arada; ufuk uras, onu ayakta alkışlamışmış, abd konsolosluğuna gitmişmiş, abd büyükelçisi ile görüşmüşmüş, abdullah gül ile de görüşmüş köşkte. n'olur bunları da sayın, yalvarırım. dinlemeyin sakın ama argümanlarını falan, gerek yok olm, baksana neler neler yapmış aaaa.

    işte şekilci devrimcilik bu oluyor, ne ileri ne geri. sen bunu yaptın, ama ben bunu dedimden öteye gitmiyor.

    size devrimci bir diyalog yazalım mı; neyse ya ne yazıcam, boşverin.

    not: ufuk uras'ın darbecileri övdüğü bir sözünü çıkarın, dişimi vallah billah kırarım. roni marguiles ile ilgili bi şey demicem; onun siyasi çizgisi bana çok uzak olup savunacak falan değilim.
    (aglaures, 18.09.2009 10:29)
  12. hakan gülseven bir anda ortaya çıkıp kalıpların içine sıkıştırılmış bir solcu tanımı yapmıyor. hakan gülseven in söylemeye çalıştığı bu ülkenin sol kanaat önderi gibi görülen adamlarının, şu anda oldukları yere gelirken solu fikren ve pratik olarak nasıl çiğneyip tükürdükleri. zamanın iş birlikçisi şimdi çıkıp insanlara sol öğretiyor. adamın rahatsızlık duyduğu bu.
    (ahmak ı hayal, 18.09.2009 12:08)
  13. bir ufak itirazım olacak.

    sol'a dair kesilen ahkamların geçerli olabilmesi için ömür boyu taviz verilmemiş bir çizgide seyretmek şart mıdır? çünkü geçmişin sol anlayışı askeri yanına yoldaş almak için türlü çabaya girişmiş. bunu doğru görmüş. 2009'dan bakınca işin tezatlığı ortaya çıksa da zamanı vaktinde medet umulmuş. tüm bu insanlar solcu değil miydi peki? ya da aynı tutarlılıkla devam edip hala ordudan medet mi ummalıydılar? e zaten bu çizginin bir devamı var. ilhan selçuk var, doğu perinçek var!

    bu yüzden tutarlı olmak pek de hayırlı değil. oral çalışlar geçmişte selam çaktığı darbeci zihniyeti şimdi lanetleyebiliyorsa benim nazarımda değerlidir. aynı şekilde hala darbelerden medet uman ergenekonculara diyecek pek bir lafım yok. kendi seçimleridir.

    http://www.taraf.com.tr/...
    ---
    sanırsam ayvalıklı, bir aralar taş kahveden bildirirdi. kan çekiyor, seviyorum gene de.
    (zülkarneyn, 18.09.2009 12:36 ~ 22:24)
  14. beşiktaş'taki kardeşler kıraathanesi'nin müdavimlerinden biriymiş, söylediğine göre. ayrıca radikal'de yazdığı dönemde sözleşmesi gereği kendi ismiyle yazılar yazamadığı için yeni harman'daki köşesinde hakan g. kırıkkanat müstear ismini kullanmıştır.
    (poltergeist, 19.09.2009 15:40)
  15. kendisiyle tanışmayı çok istediğim değerli devrimci abimiz.
    (bi icim su, 20.09.2009 21:41)
  16. "küfür, sembolik radikalizm ve arabesk hikayeler dışında hiçbir sermayesi olmayan lümpen solcu. söylediği hiçbir şeyin altını dolduramıyor; bu kadar çok yazıp bu kadar az şey anlatan birisi daha yoktur herhalde" demişim kendisi için, başka bir zamanda başka bir yerde.

    bu görüşüm saklıdır. kendisi oral çalışlar'la ilgili bir iddia ortaya atmış; doğruluğunu bilmediğimden iddia diyorum, gerçek de olabilir. ve hakan gülseven bunun üzerine, türkiye solunda ergenekon operasyonu ile başlayan yarılmanın üzerine, dahil olmadığı safa yapılan klasik eleştirileri sıralıyor: bunlar satılık kalemler, burjuvazinin sözcülüğünü yapıyorlar, bedel ödeyenlere dil uzatıyorlar vs.

    bunlar ilk defa hakan gülseven'in dillendirdiği şeyler değil, o yüzden daha genel konuşmakta sakınca yok. türkiye'de darbelerin ve darbecilerin yargılanmasına, egemen sınıfın en vahşi kanadının diktatörlük girişimine aşağıdan mücadeleyle dur denmesine karşı çıkamayan solcular, uzunca bir süredir benzer bahaneler üretiyorlar. ve bu bahaneler, genellikle marksizmle bağdaşmayan, tam da burjuva toplumun yücelttiği kutsiyetlerin solda yansımaları üzerine kuruluyor.

    bunlardan birincisi, bedel ödeme kavramı ve kişi kültü. devrimci bir partide örgütlenen öncü işçilere, sosyalistlere, tabi ki sınıf mücadelesinin seyri içinde egemenler bedel ödetebilirler. ancak "bedel ödemiş olmak", bir kişiyi dokunulmaz, kutsal yapmaz. bedel ödeyenlerin farklı süreçlerdeki tutumları, düşünceleri ve eylemleri tartışmaya açıktır ve onlar da eleştirilebilirler. hakan gülseven gibiler, fikirsel düzlemde yenik duruma düştüklerine karşı temelsiz "satılık kalem" argümanları geliştirebilirler; ancak birisinin dönekliği, asıl olarak sınıf mücadelesiyle ilgili politikalara bağlılığıyla ölçülür. bugün ergenekon davası'nda net bir tutum alamayanların tarihin çöplüğüne gitmeden önceki son çırpınışlarıdır bu "satılık kalem" çığlıkları.

    bir de deniyor ki, kişilerin zaman içinde görüşlerinin değişmesini normal bulmak liberal bir üslupmuş. allah allah, liberalliğe kan kusan devrimciler bu kuralları nereden öğreniyorlar acaba? diyalektikle ilişkileri nedir ya da? marks'ın, lenin'in, çok sayıda analizini, teorinin tek gerçek kaynağı olan işçi mücadelesi (yani aslında hayat) yalanladığında değiştirdiklerini bilmiyor olabilirler mi?
    (latent, 23.09.2009 00:54)
  17. burada ve çeşitli internet sitelerinde kendisinin şahsına yönelik söylenilenlerin, yüzüne karşı 'nah' söylenebileceğine inandığım kişidir. hakan gülseven insanların yüzüne baka baka, açık açık küfredebildiği için lümpen oluyorsa, vay anasını gerçekten! peki internet aleminde takma isimlerle atıp tutmayı hangi delikanlılığa ve ahlaki doğruluğa sığdıracağız acaba?

    evet doğru demiş hakan gülseven; bedel ödemeyenler ya da bedel ödemekten korkanlar, geçmişlerinde inandıkları şeyler uğruna birçok bedel ödemiş ve hala aynı inandıkları şeyler uğruna da bedel ödemekten çekinmeyecek insanlar hakkında konuşurlarken, eğer birazcık vicdanları ve ahlakları varsa, en azından bir yutkunup konuşmalılardır. rahatsız olduğunuz nedir burada? yutkunmak mı, yoksa hakan gülseven'in size haddinizi bildirmesi mi?
    (communist, 11.10.2009 23:53 ~ 23:55)
  18. adam gibi adamdır kendisi. oral çalışlar'a ve acaip oğluna da iyi ayar vermiştir, ağzına sağlık.
    (onurene, 25.11.2009 19:50)
  19. bir dönem radikal'deki yazılarıyla ses getiren, karşıyaka fanatiği olan harbi marksist yazar.
    (essaysforthefuture, 25.11.2009 20:10)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil