çocukların "beni oynatmazsanız topumu alır giderim" şeklindeki söylemleri gibi, hakan şükür'ün alttan alta tehdit kokan beyanatıdır.medyada yeralan haberlere göre
hakan şükür;
galatasaray teknik direktörünce
29 eylül 2007 galatasaray-beşiktaş maçı kadrosundan çıkarılması üzerine, halkın arasına inerek kendisine yapılan haksızlığı (!) gözlere sokmaya çalışmış, ardından da futbolu bırakabileceği yönünde bir açıklamada bulunmuştur.
takımın geneline ilişkin disiplin kuralları, takımdaki herkes için eşit şekilde geçerli olmalı, bu kurallara aykırı davranış da, kişilerin kim olduğuna bakılmaksızın eşit yaptırımların uygulanmasını gerektirmelidir. hangi konuda olursa olsun kurallar ve yaptırımları; o alana ilişkin sağlam bir yapının oluşması, o kapsamdaki kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunmasına hizmet eder. kuralların ve yaptırımların, kişiden kişiye değişkenlik göstermesi, o alanda olması gereken düzeni bozucu, güveni sarsıcı, hak ve özgürlükleri tehlikeye düşürücü sonuçlar yaratır.
bu anlamda da; galatasaray'ın kendi koymuş olduğu kurallara, sonucu ne olursa olsun yine öncelikle galatasaray'ın kendisinin uyması gerekmektedir. bu, güvenilir bir kurumsal yapının göstergesidir.
baştan belirli olan kuralların varlığını bile bile, her ne sebeple olursa-olsun bu kurallara aykırı davranmak, aykırı davranışın gerektirdiği yaptırım uygulandığında da, "ben hakan şükür'üm..bakın, böylesi önemli bir maç öncesi kadro dışı bırakıldım..e, takdir sizin artık.." dercesine, kamuoyunun karşısına çıkmak, bunu da yeterli görmeyip, "çok kırıldım, futbolu bırakabilirim.." gibi mazlum rollerine soyunmak, bir değerli büyüğümüzün deyimiyle abesle iştigaldir.
esasen,
galatasaray teknik direktörünün hakan şükür'ü böyle bir durum olmasa da (hele ki yaşı düşünülünce) kadro dışı bırakma hak ve yetkisi zaten vardır.
hakan şükür'ün asla kadro dışı kalamayacağı gibi bir ayrıcalığın dayanağı nedir ki? hakan şükür'ün kendisinin artık futbolu bırakmaya karar vermesi gerekmekteyken, tamamen haklı olarak uygulanan bir yaptırım nedeniyle yaşadığı üzüntüyü gerekçe göstererek, tamamen tehditkar bir biçimde böyle bir açıklamada bulunması, şımarıklığın, kural tanımazlığın ta kendisidir.
demem odur ki
hakan şükür; zamanında türk futboluna ve
galatasaray'a çok emeği geçmiş biri olabilir. bu anlamda öpüp başımıza koyar, kalbimizin en güzide yerinde taşırız.ama bu;
hakan şükür'ün sonsuza kadar futbol oynayabileceği anlamına gelmemektedir. aksi bir düşünce, öncelikle türk futboluna ve
galatasaray'a saygısızlıktır. zira; türk futbolu ve galatasaray, kaderi 40 yaşına yaklaşmakta olan bir futbolcuya bağlı kılınacak kadar aciz olmamalıdır. şans tanındığında o'nun yerine oynayabilecek, yetenekli ve gencecik çocuklar vardır bu ülkede..disiplin kurallarına aykırı davrandı diye
hakan şükür'ün kadro dışı bırakılması haksızlık değildir.asıl haksızlık; yaşı kırka yaklaşmasına karşın
hakan şükür'ün futbol oynamada ısrarcı davranması, yerine şu anda oynayabilecek onlarca kişinin kendini ifade edemeden, körelmelerine neden olmasıdır.
(bkz:
hem suçlu hem güçlü olmak)