geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü.
numara albümünden bir
bulutsuzluk albümü parçası. hafiften
enternasyonal tadı yakalanıyor bu şarkıda.
hafıza arada kullanılmayanları silen yetenekli bir malzeme deposu mudur yoksa bünyenin belirsiz bir şekilde işleyen sırlı yapılarından mıdır bilemem. ancak düşünceye lüzumsuz yere fazla yüklenme durumlarında yorulan beynin talimatıyla kendini askıya alarak sizi dımdızlak ortada bırakabileceğini bilirim.
böyle durumlarda ceviz, dövülmüş kenevir tohumu faydalı olabilir. gene de allah kurtarsın...
balıklarda beş saniye sürdüğü iddia edilen birşeyleri akılda tutabilme gücüdür. hatta bazen unutkan insanlara "balık mısın?" diye de sorulur. cevap beklenmez.
ya silinebilseydi?ya kontrol edilebilseydi?
daha mutlu mu olurduk?daha insan mı olurduk?
kötü bir şey yaşadın,bas tuşa sil.sadece güzel anılar kalsın belleğinde.sonra diyebilir misin ben bu hayatı yaşadım?
önemli olan onu hakkıyla taşıyabilmek.hayatımızı zindan eden bir kafes değil,bizi biz yapan küçük bir ayrıntı yapabilmek.
format atmanın dayanılmaz hafifliğini çağıran beyin zımbırtısı,
ilintili olarak
(bkz:
eternal sunshine of the spotless mind)
(bkz:
lacuna inc)
(bkz:
format atmak)
balık ve
fil olmak üzere iki sürümü vardır, fakat insanların hangisini seçeceklerine dair karar verme mekanizmaları yoktur, yaradılıştan gelir ve kurulur.
not: balık, çabuk unutanları (3-5 sn). fil ise gerekli gereksiz (allah ne verdiyse) her şeyi hatırlayanları simgeler.
(thor, 26.02.2007 00:35 ~ 00:40)
konuyu fazla uzattıysam muhabbetin orta yerinde "ne diyordum ben?" diye kalakalmama, kendimden nefret etmeme sebebiyet veren, zorlayıcı bir takım bileşkenlerin !''^+&/%&
eöv..
ne diyordum ben?
(drummy, 11.06.2007 17:45 ~ 21.10.2007 17:49)
bir
bulutsuzluk özlemişarkısı
hafızalar zayıflamıştı yaşananlar unutulmuştu
kriz her zaman kapıda denmiş
fakat her nedense karlar yükselmiş
sonra şişman biri çıkıp ben zenginleri severim demişti
boyalı ucuz gazetelere bakıp
yarışmalar turnikelere kanıp
gece aç yatıp tok kalkılamaz ki
ne yapmalı nasıl yapmalı
günler gelip geçerken bir türlü algılanamadı
oysa üretenlerin ellerinde yükselir dünya
tek başına olmadıkça
tek başına olmadıkça
aylak bilim adamları tarafından istenmeyen bazı anıları silebilen bir hapı yapıldığı iddaa edilen beyinsel terim.
ayrıca:(bkz:
eternal sunshine of the spotless mind)
bazen adamı inanılmaz şaşırtabilen şey. bugün derste şunu farkettim. hocayı ne kadar dikkatli dinlersem dinlim dediği şeyi on dakika sonra hatırlayamıyorum. yazdıklarıma tekrar tekrar bakıyorum. gel gör ki 8 yaşımdayken annemin beni dövdüğü terliğin rengini şeklini hatırlıyorum. böyle de garip bişey bu.
insana ait olanı unutkanlık sorunuyla karşı karşıya olan bilgi depolama birimi. (bkz:
hafıza-i beşer nisyanla maluldür)
insan aklındaki büyük yüklerin ve ruhundaki gerçek acıların sebebidir. sürekli rolünüzü, sorumluluklarınızı ve acılarınızı hatırlatır. gözünüzü kapattığınız an karşınızda belirir en acı deneyimleriniz. uykudan mahrum eder bünyeyi, huzuru yok eder. her gece aynı resim gelir gözünüzün önüne, her seferinde aynı korkuyla uyanırsınız. korkunç bir düşmandır çünkü asla vazgeçmez sizi korkutmaktan. hatta pek çok kez gece ağlamalarının sebebi odur. en büyük düşmandır ve ne yazık ki en yakınımızdadır. üstelik biz yaşadıkça, o da yaşayacaktır.
geçmişe bağımlılık, bizi biz yapan, bir sistemi dinamik yapan şey.
durum makinası* mantığıyla çalışan aygıtların temeli, olmazsa olmazı
**.
hafıza: başa bela mülk. unutamazsınız ya bazı şeyleri, hayatınız daha da zorlaşır ya... işte hep bu mülk yüzündendir. atılmaz, satılmaz da. ömrünüzü zindan etmekle mükelleftir zira.
mesela ben. hafızam yüzünden utancımı unutamıyorum.
1993 kara yılını unutamıyorum. ben henüz on yaşındayken, parçaları etrafa saçılmış adamı unutamıyorum. bir otel dolusu
insanın yamyamca yakılmasını unutamıyorum. bu utançla ben on beş yıldır yaşıyorum.
hani bir futbol maçında türkler yabancı bir takımı yendiğinde "nasıl yendik ama" diye böbürleniriz ve hemencecik "biz" oluveririz ya, tersine ben bu utançtan kendime pay biçiyorum; "biz yaktık, biz parçaladık" diyorum. dediğim gibi o zaman sadece on yaşında olmama rağmen, bu, benim de ayıbımdı. çünkü hala bu canavarlığın failleriyle aynı havayı soluyorum. bu benim yüzümü kızartıyor.
hafıza... kalbe zararlı mülk.
kendimkinden şu aralar çok memnunum. hani olur ya bir şeyi tam yapacakken aniden araya başka bir şey girer, öncekini unuturuz. sonra hatırlamak için tüm o anları zihinden de olsa tekrar yaşamaya çalışırız. "şunu yapmıştım, ordan oraya geçtim, elime tarağı aldım, sonra annem seslendi içeriden." falan diye..heh işte benimki tam o aşamada önceden unuttuğu şeyleri aksatmadan hatırlıyor bu aralar, hiç uğraştırmıyor. gerçi baştan unutmaması gerek ama ben bunun bu kadar performans göstermesine bile şaşıyorum, acayip güzel böyle.
bir bütün içinde sayılı olanı akla kazıma becerisidir. birileri filmi bir kez çekiyor, yetinmeyip sürekli seyrediyor içerlerde bi yerlerde muhtemelen.üçün beşin değil katsayının önemi diyelim.
(heidi, 21.12.2008 03:23)
işe gelmeyince balık, ikinci el, x model, numunelik, paslanmış, antika diğer tüm hallerde gayet canavar olabilen arka plan arşivi.
(heidi, 28.01.2009 10:36)
vejetaryenlerın b12 eksikliğinden dolayı bi gün hepten yitireceğinin söylendiği bellek gücü.zaman zaman keşke kaybetsem bi daha da bulamasam demişimdir,vejetaryenliğimin nedeni bu değil elbette ama madem bende b12 vitamini bu kadar az iken nasıl oluyorda gerekli gereksiz herşeyi hatırlayan fil hafızaya sahibim diye hayret etmiştim,meğer b12 eksikliği değil b12 emilimi ile ilgili bişiymiş.
hatırlamakla olduğu kadar, çarpıtmak ve unutmakla da mükellef örtü.
arzu ya da korkularla manipüle edilebilen muğlaklık.