trende yolculuk eden baba oğul. çocuk babsının kafasındaki şapkayı almaya çalışıp duruyor. durumdan sıkılan baba şapkayı camdan atarmış gibi yapıp saklıyor. bir süre sonra şapka yeniden ortaya çıkınca bu sefer çocuk şapkayı kaptığı gibi camdan dışarı fırlatıp babasına bu sözü söylüyor. hadi baba gene yap. şarkının isminin orjinal hikayesini yaşar kurt böyle anlatıyor.
sokak şarkıları albümü... orta okul yıllarından beri dinlenirdi ve ilkokuldan sonra evden ayrılındığı için bu şarkı babayı özleme nedeni idi...
ailecek bütün umutlarımızı birleştirip "baba"mızın iyileşmesi için beklerken hastane günlerinden birinde, hastane bahçesinde arabada oturuyorduk annem ile. bu şarkıyı açtım ve başladı yaşar kurt "hadi baba gene yap gene yap baba gene yap.." annem duydu şarkıyı ve "aç bakayım şunun sesi biraz" dedi...
yükselttim sesi yaşar kurt söyledikçe biz ağlıyorduk... sarıldım anneme ve "bir gün seninle yaşar kurt dinleyip ağlıyacağımız hiç aklıma gelmezdi" dedim... hayat insanın karşısına hiç ummadığı, beklemediği şeyleri çıkartıyor...
şimdi ne zaman babamın arabası ile bir yere gitsek annemle, annem "hadi baba gene yap'ı açsana" der... açarım... bir sessizlik kaplar önce arabanın içini müziğin sesi ne kadar yüksek olsa da... sonra ben bozmak için sessizliği biraz mırıldanırım şarkıyı...
hani en büyük sen olurdun ya baba (en büyük sendin baba, en büyük örneğimdin...)
hani beni hep korurdun ya (kalemdin sen benim, adın, varlığın, kokun, sesin güvendi benim için...)
kabus görüp uyandığımda baba (hayatı anlamaya başladığımda, yanıldığımda, yamulduğumda...)
yanımda sen olurdun ya baba (gene en büyük dayanağım sendin ve senin fikirlerindi baba-m....)
akıllı annein çocuğunu kullanma yöntemidir.
çacuk sevgiyle babasına yaklaşır,baba akşam anneme bişey yapmışsın annem gene istiyooooo,
hadi baba gene yap...
ve mutlu son anne muradına erer,çacuk babaya istediği şeyi yaptırmış olmanın verdiği hazla mutlu mesur yaşar.
10 sene sonra bir arkadaş grubunda
- babam beni küçükken hiç kırmazdı istediğim herşeyi yapardı yaaa.
güzel bir yaşar kurt şarkısı. bu şarkıyı uzun aralıklarla dinlerim. her dinleyişimde repat yaparım. şarkı döner,dolaşır,devam eder ama ben tek bir yere kitlenip kalırım. sonra uzun düşünceler gelir.. şarkı biter,gülsen mi ağlasan mı bilemezsin, o aralarda bir yerlerde kalırsın.
hani en büyük sen olurdun ya baba
hani beni hep korurdun ya
kabus görüp uyandigimda baba
yanimda sen olurdun ya baba
küçük bir çocuksanız, maaşların, faturaların ya da borçların ne demek olduğunu bilmezsiniz. o yüzden istekleriniz, talepleriniz çok farklıdır. sizin için asıl önemli olan mahalledeki en güzel arabalardan inen o çocuklardan biri olmak olabilir bazen. yan dükkandaki internet kafenin sahibiyle konuşur bir gün nasıl bir bilgisayar hayal ettiğinizi anlatırsınız.
en çok yaptığınız şey düşlemekse ve o düşleri gerçekleştirecek adamı bir kahraman gibi görüyorsunuzdur.
o kahraman farklı şeyler yapar.
beyaz eşya satmayı dener, büro mobilyası satmayı dener, hatta pazarda toptan poşet işine girer ve güzel ellerine hiç yakışmayan siyah rengi bulaştırır. siz onun ellerini tutmayı çok seversiniz, en çok evdeki mobilyaları çizerken sevmişsinizdir babanızı. öyle bir adamdır ki çizdikleri iki üç ay sonra evin bir parçası haline geldiğinde ona hayranlığınız artar. o sizin kalenizin kralı, tanrısıdır; ama işte öyle çok şey yapar ki ayakta tutmak adına ailesini, sizi ve geleceğini. o da kendini unutur bazen. ekonomist olmasına rağmen bir türlü dikiş tutturamamıştır kendisi gibi ekonomist olan annenizle hayatta.
size hep aynı hayalden bahseder, yelkenlilerin , denizin ve huzurun olduğu dünyadan babanız. size öğütler verir.
hatalar yapar günün birinde, aile dediğiniz şeyi dağıtır, annenizi üzer ve tüm yaptıklarını düzeltmek üzere geri döner.
yine de, ne olursa olsun bir gerçeği hiç değiştiremez baba: sizin hayatınız.
ilk sevginizi anlattığınız adam, hiçbir zaman şimdiki sevgilinizin hayatınızda kalmasını sağlayacak kadar güçlü değildir ya da birgün dünyanın öbür ucuna gitmek için ihtiyacınız olan parayı veremez size.
yine de örselenmiş ruhunuzun tek tedavisidir o adam çoğu zaman. en çok ihtiyacınız olan sözcüklerdir onunkiler. yalan da olsa hoşuma gidiyor diyorsanız, söylesin babanız siz dinleyin hiç gerçek olmayacak mutluluk masallarını...
yaşar kurt'un ne de olsa umut fakirin ekmeği parçasıdır. söyle baba yine söyle, batsın bu dünya babam. sen söyle inanıyorum sana, inanıyorum inancına. hadi baba söyle bir daha. bizim gerçeklerimizi, töresi batasıca dünyanın yalanlarını söyle baba...
hadi baba, hadi baba, hadi baba... baba hadiiiiii...