türk kültüründe bahar bayramı. büyük bir ateş yakılıp dilek tutulduktan sonra üzerinden atlanır. ateşe düşenlerle makara yapılır. çocukluğumun unutulmazlarındandır.
adını hıdır ve ilyaspeygamberlerden alır.
hıdırilyas söylene söylene hıdrellez'e dönüştürülmüştür.
ateş, bu peygamberlerin yandığı ve içinde çiçeğe dönüştükleri ateşi sembolize eder.
sahip olduğum tek batıl inanç. fakat bugün itibariyle izmir'in yağmurlu olması nedeniyle doğru düzgün kutlanamayan gerçek bahar bayramı. 5 mayıs gecesi 6 mayıs sabahı.
(bkz. hıdrallez inançları)
türkiye deyken hersene çok zevkli bi şekilde kutlanan ama londra'da sönük geçen gün. 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece hızır ve ilyas peygamberlerın buluşup doğaya can verdiklerine inanılır (annem öle anlatırdı bize) ve hıdrallez (hıdrellez) bahar ın gelişini müjdeler...ayrıca annem 5 mayıs gecesi tuttuğumuz tüm dileklerin gerçekleşeceğini sölerdi...dileklerinizi sıralayın bu gece kim bilir belki gerçekleşirler..*
en kralı izmirde kutlanır. millet sahile akar adeta. bu kadar büyük bir şehirde bile birbirini tanımayan insanlar birbirlerinin hıdrallezini kutlar. köy yaşamını göklere çıkarıp, şehir yaşamını yerin dibine sokanlara kapak olabilecek nitelikte bir durumdur bu
hıdırellez günü bereketli yemekler pişirilir. (örn. sarma), sabah ezanından önce, erzakların bulunduğu dolapların kapakları, çekmeceler ve pişirilen yemeklerin kapakları açılır ve hava akımı yaratacak şekilde ki, bu aynı zamanda hıdır ve ilyas'ın eve giriş ve çıkışları içindir, iki pencere, kapı vb açılarak yine sabah ezanından önce kapatılır.
bahar oldu aman
al kese astım gül dalına
adadım yarin adına
iki göz oda
dağ yeşil, dallar yeşil
uyandılar bayrama
her gönül şen
bir benim bahtım kara
kokuyor buram buram
fulyalar vakit tamam
bir bana uğramadı
bu bahar bayram
ağlama hıdrellez
ağlama be bana
acı ektim yerine
aşk yeşerecek
başka bahara
ağlama hıdrellez
ağlama be bana
acı ektim yerine
aşk yeşerecek
başka bahara
ne yolu var ne izi
tanıdık değil yüzü
dileğim allah'tan
aşk sözün özü
sevdiğim yok, eşim yok
ağardı bir gün daha
ey benim şans yıldızım
gülümse bana
ağlama hıdrellez
ağlama be bana
acı ektim yerine
aşk yeşerecek
başka bahara
ağlama hıdrellez
ağlama be bana
acı ektim yerine
aşk yeşerecek, yeşerecek
başka bahara
yeşerecek, başka bahara
yeşerecek, başka bahara
dilek dilemek için en iyi günlerden biri. istenilen dilekler 5 mayıs günü güneş batmadan bir kağıda yazılır ve kırmızı iple gül dalına bağlanır. sabah kağıtlar toplanır ve denize atılır. böylece dileğin gerçekleşeceğine inanılır.
havaların ısınması ile yaklaşan yaz mevsiminin ve piknik zamanının geldiğini gösteren geleneksel bahar bayramıdır.
bir gün önceden dolmalar, börekler, sarmalar her türlü piknik malzemesi hazırlığı yapılır. güllerin altına dilediğiniz nesnelerin şekilleri çizilir veya taşlarla oluşturulur, kırmızı kese içine mutfakta eksilmesini istemediğiniz nesnelerden minik parçalar konulur ve gül dalına asılır. bunun yapılmasının nedenini büyüklerime ilk sorduğumda; hızır a.s. 'ın gül koklamayı sevdiğini ve bahçedeki gülleri koklamak için eğildiğinde sizin ihtiyaçlarınızı görüp bunları yerine getirdiğine inanıldığını öğrenmiştim. bir ümittir bu, hayata bağlanma nedenlerinizden birisidir aslında bu beklentiler.
6 mayıs sabahı erkenden (sabah ezanı okunmadan) kalkılır. yedi karınca yuvasından toprak toplanıp minik bir keseye yerleştirilerek cüzdan içine konulur böylece cüzdanınızdan para hiçbirzaman eksik olmaz, paranızın bereketi artar. daha sonra mahallenin gençleri işbaşına geçer. mahallede araba sahibi olan kişilerden eski lastikleri istenilerek bu lastiklerden ve çevredeki çalı çırpıdan büyük bir ateş yakılır. kızlı erkekli hatta büyük aile fertlerinin de çocuklaşmasıyla büyüklü küçüklü guruplar halinde ateş üstünden atlanılır. ateşin sönmesiyle herkes evine dağılır kahvaltı zamanı gelmiş sabah eğlenceleri bitmiştir. kahvaltının ardından cümcür cemaat en yakın piknik alanına ulaşılır, salıncaklar kurulur, yer sofraları hazırlanır. salıncaklara önce büyükler biner çünkü hıdrellez günü salıncağa binildiğinde günahların sallandıkça azalacağına inanılır.
akşam olup eve vardığınızda eğlenmekten yorulduğunuzu fark edersiniz. aradan yıllar geçer siz büyükşehirlerde yaşamaya başlarsınız. küçük mahallenizin, komşularınızın, dostlarınızın ve çocukluğunuzun özlemiyle hıdrellez yaklaştıkça melankolikleşir özleminizi yazılara dökerek gidermeye çalışırsınız.
gün itibariyle yaşayacağımız, her ne kadar eski havasının kalmadığı düşünülse de çocukluğu anımsamak isteyenlere mahalle aralarında yanacak ateşlerin üzerinden atlamanın yardımcı olabileceği gece.
kur'an-ı kerim'de, kehf suresinin 60. - 82. ayetleri arasında bahsedilen hızır (a.s.)'ın, yeryüzündeki insanların yardımına koştuğuna inanılan gece. her sene mayıs ayının 6'sında kutlanır.
(yaratan rabb'in adıyla)
kehf 60 - ey muhammed! bir vakit musa genç adamına demişti ki: "iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim." kehf 61 - bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu. kehf 62 - iki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, musa genç arkadaşına: "kuşluk yemeğimizi getir. gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi. kehf 63 - adam: "gördün mü! dedi. kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum. onu hatırlamamı, muhakkak şeytan bana unutturdu. o denizde garip bir yol tutup gitmişti." kehf 64 - musa da demişti ki: "işte aradığımız o idi." bunun üzerine izlerine dönüp gerisin geri gittiler. kehf 65 - nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. kehf 66 - musa ona: "allah'ın sana öğrettiği ilim ve hikmetten bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. kehf 67 - (hızır) dedi ki: "doğrusu sen benimle asla sabredemezsin. kehf 68 - "içyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?" kehf 69 - musa: "inşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim" dedi. kehf 70 - (hızır) dedi ki: "o halde bana tabi olacaksın; ben sana sırrını anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!" kehf 71 - bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (hızır) gemiyi deldi. musa, ona şöyle dedi: "geminin içindekileri boğmak için mi deldin? doğrusu çok kötü bir iş yaptın." kehf 72 - (hızır:) "sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi. kehf 73 - musa dedi ki: "unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama ve bu işimden dolayı bana bir güçlük çıkarma." kehf 74 - yine gittiler. nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında hızır hemen onu öldürdü. musa: "kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi. kehf 75 - hızır dedi ki: "doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?" kehf 76 - (musa) dedi ki: "eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam bana arkadaş olma! hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın. kehf 77 - bunun üzerine yine yürüdüler. nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. hızır hemen onu doğrulttu. musa: "isteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi. kehf 78 - hızır dedi ki: "işte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim." kehf 79 - "gemi, denizde çalışan birkaç yoksula aitti. onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı." kehf 80 - "oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk." kehf 81 - "istedik ki rabbleri onun yerine kendilerine ondan temizlikçe daha hayırlı ve daha çok merhamet eden birini versin." kehf 82 - "duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. duvarın altında onların bir hazinesi vardı. babaları da iyi bir kimse idi. onun için rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. işte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."
yazın başlangıcı sayılan altı mayıs günü.
yıl, hızır ve kasım olarak ikiye ayrılır. mayıs ayının altısında hızır ile yaz başlar. 186 gün sürer. kasım ayının 8'ine kadar devâm eder ve bundan sonra kış başlar. 179 gün (şubat'ın 29 çektiği artık yıllarda 180 gün) sürer. hıdırellez denmesinin sebebi; mûsâ aleyhisselâmın ümmetinden bir velî veya peygamber olduğu bildirilen ve kur'ân-ı kerîmde kehf sûresi 65. âyet-i kerîmesinde: "kullarımdan biri"ismi ile geçen hızır'ın (hıdır) kurak bir yerde oturması ile o yerin yeşerip dalgalanmaya başladığı, hadîs-i şerîfte (peygamber efendimizin haber vermesiyle) bildirilmiştir. bu sebeple yaz başlangıcında ortalığın yeşermeğe başladığı güne yeşil mânâsına gelen hıdır günü, yine bu günde hıdır ile ilyâs'ın buluştukları rivâyeti sebebiyle de hıdırellez (hıdır+ilyâs) denilmiştir.
islâmiyet, hızır (hıdır) ve hazret-i ilyâs'ın allahü teâlânın sevgili kullarından olduğunu haber vermekte fakat onlar adına mukaddes bir günün varlığını bildirmemektedir. hıdırellez gününün islâm dîninde dînî hüviyeti ve kudsiyeti yoktur.
şöyle ki şarkılar, maniler yazılırmış sonra buradan bir tane seçilirmiş. az önce annem aradı dedi senin adına bir şarkı seçtik. nedir diye sorduğumda bana "hatırla sevgili.." diye başlayarak telefonda mırıldanmaya başladı. güldüm biraz. sonra çamların altında kimi öptün dedi. gene güldüm.
ayrıca bildiğim bir adeti de ateşin üstünden üç kere atlamazsan evlenemeyeceğindir.
hıdrellez , orta asya kökenli bir ritüelin baharın gelişi kutlaması olan nevruz ile sık sık karıştırılır. anadoluya göç eden türklerle beraber ve islam etkisiyle formatlanarak bugünlere gelmiştir nevruz ve bir türk ritüelidir , hıdrellez ise mezopotamyadan anadoluya gelmiş bir gelenektir putperest anadolu halklarının baharı kucaklama günüdür daha sonraları hristiyanlıkta da hoş karşılanmış benimsenmiş beraberinde bu gelenek anadoludan avrupaya yayılmıştır bahar bayramıdır o da özünde .nevruz ve hıdrellez kulama tarihlerinde ayrılır,nevruzun gelişi 21 mart kutlamasıdır, hıdrellez ise 5 mayısta bayram, 6 mayıs ise hıdrellez günü olarak kutlanır. özü aynı aslında bahar gelişi sevinçlidir tabiat canlanır , toprak ana bereketini insanla paylaşır. tabi senede iki kez baharı karşılamak en güzeli ne kadar renkli topraklarız ki deli millete her gün... hım neyse.efendim hıdrellez demişken hikayesi vardır (anadolulu olduğu burdan bellidir kişiler vardır ve ölümsüzdürler yani mitleri olan bir bayram) hıdır ve ilyas çok iyi iki arkadaştır hatta hıdır ilyası kısaca 'elyasa ' diye çağırır ki bu aralarındaki samimiyetten kaynaklanır efendim bir gün bu iki kafadar ab-ı hayat denilen ölümsüzlük suyunu içerler ,ayrı düşerler - ayran içip ayrı düşmek yoktur yani ayran zannedilen ab-ı hayatın yalnış teleffuzudur- zira ikiside sorumlu oldukları iki tabiyat için tüm sene koşturmakta ve başlarını kaşıyacak zaman bulamadıklarından yakınmaktadırlar ama ölümsüzlük öyle kolay değildir yani ,havanın peygamberi hızır olur ilyas da suyun ve her zemheri ayının 27 günü iki kadim dost hasret gidermek üzere biri denizden biri gökten hareket ederekten bir araya gelir birlikte katettikleri yolda ağaçlar yeşillenir kuzular meler otlar börtü böcek canlanır .ve en vurucu noktadır eğer gül dalının dibine dileğinizi resmedip gömerseniz ,veya olmasını çok istediğiniz bir dileğinizi resmeder ve bu karalamayı denize atasanız sabaha karşı kavuşurlarken dilekleriniz oluyor baharı iki kat sevine sevine karşılıyorsunuz.ayrıca türkçemizde kul daralmayınca hızır yetişmez olarak da varlığını kanıtlar kültürümüzdeki yerini.
küçükken annem, "bu gece ne dilersen kabul edilir, dır dır dır" diye anlatır, ben de dileğimi her sene diğer pek çok çocuğun ve koca kazık kadar adamların yaptığı üzere, bir kağıdın içine bazen çizer, bazen yazar, sonra da annem onu bahçedeki güllerin arasına koyardı.. baktım yaş ilerliyor, tek bir dilek dahi kabul edilmiş değil, en sonunda ben de yine sıradan bir hıdırellez gününde, içerisinde, hıdırelleze bir ton küfür ettiğim bir nefret mektubunu balkondaki çiçeklerin arasına koyarak jübilemi ilan ettim.
çocukların, "bugün ne dilersen o olur vik vik vik" diye kandırılmasından son derece rahatsızımdır bu yüzden. masalların gerçek olmamasından da rahatsızımdır. her yıl barda içerken birisi hatırlatır, "bugün hıdırellez!" diye..
biramdan bir yudum aldıktan sonra içimden okkalı bir küfür daha sallarım.