hüzün 

 sayfa  / 4
adana çık aradan

  1. el ayak çekilince insanı saran duygu...
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 27.10.2004 15:23)
  2. güzel bir cahit berkay eseri.dinlenildiği 3-5 dakikalık süreç içinde hüzünlendirir insanı.
    (telvin, 27.10.2004 15:24)
  3. doğum gününde hiç bir sevdiğinin yanında olmaması,yağan karla başbaşa kalmak,ne yapacağını bilememek ve de nasıl mutlu olacağını bulamamak..işte hüzün *
    (j ai tout oublie, 25.11.2004 17:31)
  4. bu duyguya sahip kişiye sımsıkı sarılınır ve 'ömür boyu seni seveceğim' denir. böyle alırsın başını göğsüne yaslarsın; her zaman yanında olacağını ona hissettirirsin. *
    (viola, 25.11.2004 17:46 ~ 17:46)
  5. düşününki dünya'nın alakasız bir köşesindeki aç bir insana muhteşem bir yemek verdiniz, işte hüzün onun o anda hissettiklerinin tam tersidir.
    (epakman, 25.11.2004 17:50)
  6. otobüse yalnız binip giderken,sevdiklerinin seni uğurladıktan sonra sende oluşan duygu
    (mamtili, 30.11.2004 22:55)
  7. hüzün ki en çok yakışandır bize, belki de en çok anladığımız *
    (j ai tout oublie, 30.11.2004 23:02 ~ 30.12.2004 16:32)
  8. yağmur yağarken hissedilmesi kuvvetle muhtemel duygu.
    (lupin, 17.01.2005 09:37 ~ 09:37)
  9. sevgisi ne kadar büyürse o kadar içinde tutan kişinin bakışlarına yapışan şey..
    (smooth, 27.04.2005 19:08)
  10. (bkz: hüzün kovan kuşu)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 27.04.2005 19:24)
  11. iç kapanıklığı, gönül üzgünlüğü, gam, keder, sıkıntı

    (bkz: tdk)
    (goyathlay, 21.07.2005 15:03)
  12. hüzün kişilere farklı yoğunluklar taşıyan bir içlenme...
    ve tanımı benzeri birçok kelime tanımıyla karıştırılan kavramlar arasında (melankoli, elem, karamsarlık vs.)

    şair “içlenme sanatı” demiş adına...
    hafif melal kokulu ama içinde ironik bir mutluluk bulunur, geçmiş adına duyulan hislerdir esasında. iki uç noktayı bir arada yaşama sanatıdır. evet, sanattır aslında hüznü yaşamak.

    ahmet inam da demiş: “hüzün, yoğun yaşamlara yağar. süzülmüş yaşam tortusudur. hüzün melankoli değildir. başımıza gelmez. biz gideriz hüzne. biz hüznü beklemeyiz. hüzün bizi bekler. damıtıktır.
    oysa hüzün işçilik ister. çaba. ustalık. hüzün doyuran toplumlarda, kültürlerde uğrar bize. osmanlının son dönemi örneğin hüznü solur.
    ...
    yoğun acı, ama mütebessim; akıl, ama duygu komşusu; isyan, ama edebli; bir sonbahar ikindisi ama, uzun; bir güneşli kış sabahı ama, sıcak; uçurumdan aşağı, ama göğe tırmanıyormuşcasına.”

    gözlerimizi yaşanmışlıklara, geçmişe çevirdikçe duyduğumuz hüzün kaçınılmazdır elbet ama faydasız, bunun garip ironisini alain’ın satırlarından anlamak mümkün:

    “düşünce hüzne kanat takar ve onu göklerde süzülen bir keder haline getirir: oysa kafamı çalıştırıp da bu kanatları koparabilirsem yalnızca yerlerde sürüklenen bir kederim olacak demektir; hep ayaklarımın dibindedir, ama gözlerimin önünde değildir. yalnız, işin kötüsü şu ki, biz hep çok yükseklerde uçan bir kederimiz olsun isteriz.”

    hüznü kabullenmek, onunla barışık yaşamak verdiği elemin yanında ruhun diriliğini görüp mutluluğu tatmak...
    hüznün dnası çözülmüştür.

    gönül gönensin’de hüzün:

    “acıyla mutluluğun uyumu.”

    “hem bir doğal afettir hüzün, hem en büyük muhalefet: hem anlık, hem sürekli.”

    “insalığın yüreğinde duradan büyüyen kızıl-kara bir gelincik” olduğundan bahsetmiştir.

    iskender pala’nın “hüzün ki en ziyade yakışandır bize” başlıklı yazısında güzel betimlemeler vardır:

    “hüzün, bir hazin kelime. ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de.”

    “...hüzün gözyaşı olur, bazen bir eylül bulutundan dökülüp dilemmalarımıza karışır; bazen kanuni mersiyesinden akıp güneşlerimizi buharlaştırır. paramparça olmuş kutsal kitapların mürekkeplerini dağıtır bazen...”

    “... hüzün söz olur yarı yolda bırakılmış yeminlerin ve vaadlerin pençesinden yüz gösterir kimi, kimi bir elyazmasının derkenarına yazılır bir ayrılık türküsü niyetine
    ... sabahların kokusuna karışan bir pişmanlığın terennümüdür bazen ve hazan da gecelerin korkusunu damıtan bir şarkının dizesi.”

    “...hüzün bazan en büyük umutlara gebedir.
    fuzuli’lerin galib’lerin kinayeleri ve tevriyeleri onun üstüne yazılır.
    hüzün, her hale şükretmenin diğer adıdır. hüzün seyerandır maverada. hüzün, özleyiştir.
    hüzün ki en ziyade yakışandır bize!”

    yahya kemal: “byron’u bedbaht eden melal rurhumda vardı.”

    ahmet hamdi tanpınar “mavi, maviydi gökyüzü” adlı şiirinin son iki dörtlüğünde yaşanmakta olan hüznü konuşturmuştur:

    “...

    birden gülümseyen yüzün
    sabahların aynasında
    ve beni çıldırtan hüzün
    iki bakış arasında

    kimbilir şimdi nerdesin?
    senindir yine akşamlar;
    merdivende ayak sesin
    rıhtım taşında gölgen var.”

    sait faik yaşama dolanmış hayat dolu hikayelerinin yanında “yeis” adlı şiiriyle ufak ayrıntılardan mutlu olan kimliğini bırakmış ve hüznü: eski aşkını taze sevgilisini sevmeye çalışırken gördüğü anlarda duyduğu isyanı kendi edebiyatına zıt bir dille sunuyor:

    “akşam üstleri geliyor
    tam insanlar işte çıkarken.
    salkım salkım tramvaylardan
    bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor
    namussuz, akşam üstleri geliyor.

    neremden yakalıyor; bilmiyorum
    ben tam sevmeğe hazırlanırken
    on altı yaşındaki sevgilimi.
    elini elimle tutmak
    yirmi dört saatte bir
    sıcak bir laf dinlemek isterken..
    rezil... tam o saatlerde geliyor!”

    hüznün insana verdiği kırılganlığı tatmak... fakat bu kırılganlık hoş bir havadadır hem tatlı hem de oldukça acıdır. “çakıl” adlı şiirinde bedri rahmi eyüboğlu betimler bu bu güzelliği:

    “seni düşünürken
    bir çakıl taşı ısınır içimde
    bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
    bir gelincik açılır ansızın
    bir gelincik sinsi sinsi kanar
    ...”

    ölüm korkusunu nefesinde ve dizelerinde yaşatan cahit sıtkı tarancı’nın eserlerinde de yaşam aşkına karşı duyulan ölüm korkusunun yarattığı kaçınılmaz hüznü bulabilirsiniz:


    ...

    uzak bir iklimin ılık havasında
    bütün sevdiklerim hulyamı paylaşır;
    bense camlar, camlar, camlar arkasında!”

    esasında hüznü kabullenmek ve onu parlatmaya alışmak gerekir: melal değildir ki o bize gelsin, bir alıştık mı koşarız hüzne yaşamın zevkine karşı bir durak gibi atilla ilhan demiş:

    “...
    hayat zamanda iz bırakmaz
    bir boşluğa düşersin bir boşluktan
    birikip yeniden sıçramak için
    elde var hüzün”

    hüznü hayatın güzellikleri arasında görmek işte bütün mesele budur:
    can yücel iki muazzam dizeyle açıklamış:

    sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
    şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar
    (kerrigan, 18.09.2005 17:09)
  13. bazen bir çekmeceden çıkar gelir, bazen bir ezgiden..
    bazen bir su birikintisinden bazen unutulmaya yüz tutmuş bir çocukluk anısından..
    en çok, ama en çok da susam sokağını hatırladığımda gelir oturur yüreğimin en orta yerine...
    hüzün ki en çok yakışandır bize der ya şair, öyle işte..
    büyüyoruz ne çare..
    (betty blue, 03.02.2006 23:11 ~ 04.02.2006 14:24)
  14. (bkz: hazan)
    (artemisia, 04.02.2006 00:22)
  15. maskeler çıkarıldığında görülebilen yüzümüzdür hüzün. en yalansız, en yalın, en gerçek halidir insan denen yalnız yaratığın.
    (dragonfly, 12.03.2006 22:51)
  16. 5 ay yurtdışında geçirdikten sonra geldiğinizde annenizin evi büyüdüğünüz yerden ve şehirden çok uzaklara taşıması, arkadaşlarınızın birer birer mezun olması ve yurtdışına gitmesi ya da çalışmaya başlayıp sırra kadem basması veya taşınması, 5 aylık istanbul özlemi sonunda geçirilen 40 günün ardından yeniden geriye dönülecekken arkadaşlarınızla vedalaşmanız, annenizle tartışmanız, annenin sizi havaalanına bile götürmeyeceğini söylemesi, siz geldiğinizde zaten borçlarını zor ödediği evden vazgeçerek şehirden gitmesi ihtimalinin yüksekliği, gitmese bile şu an oturduğu yerde onla birlikte yaşamanız halinde hayatınızın ulaşım nedeniyle çok zorlaşması sebebiyle zaten aynı şehir içinde ayrı yaşayacağınız, babanız sizi terk ettikten yıllar sonra bir de beklemediğiniz bir anda hızlıca gelişen bu olaylar ve olayların eşiğinde tekrar yurtdışına gidecek olmanız, döndüğünüzde nasıl, nerede yaşayacağınızı bile bilmemeniz, geleceğe dair tüm planlarınızın bir anda alt üst olması ve buna karşı hiçbir şey yapamamanız, yeni planlar kuramayışınız yani kısacası; 5 ay gibi kısa bir süre içinde ailenizin yok olması ve arkadaş çevrenizin giderek daralması ve de yurtdışı çıkış günü ile birlikte yoğunca hissetiğiniz ümitsizlik ve depresyonla birleşen duygu.

    dertliyim sözlük.
    (theone, 10.04.2006 22:00)
  17. sonbahar...
    (rubi, 16.05.2006 17:20)
  18. peşimi bırakmayanım içimde bir yerlerde hep saklı duranım
    (sorunsal, 04.07.2006 22:53)
  19. eksiklik duygusu demekmiş...
    (ksanikse, 22.08.2006 23:26)
  20. bir selahattin içli bestesidir

    ' hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
    gönlümün kıyısına vurur
    aşınan kayalar gibi ruhum, suskun, yorgun öylece durur
    ıslak kumlara yazılmış hikayeler ummana karışır, silinir, yavaş yavaş
    her damla ömrümden bir şeyler koparır
    ağır ağır sönen gönlüm
    sakin koyları bekler
    son kum tanesi olana kadar
    hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
    gönlümün kıyısına vurur'
    (neva, 22.08.2006 23:31 ~ 23:32)
  21. mükemmel bir yüksek sadakat şarkısı.

    hüzün günbatımında hissetirir kendini
    akşamüstü yükselip alçalan ateş gibi
    karşılaşan iki dost, zamanın değirmeni
    bir sahil lokantası, ege’nin zeytinleri
    uzakta
    hüzün hep yanımda

    geçmişten gelen sesler, gözümden kaçan gözler
    ne kadar çok tırmansam benden yukarda gizler
    bir gelincik tarlası, güneydoğu vakası
    tv’de kan banyosu, neden ölür bu gençler
    bilemem
    hüzün seni silemem

    bu oyun nerede biter, hangi yol dosta gider
    ben sevmeye alıştım, muhabbet bana yeter
    hüzün gün batımında bir an koluma girer
    en sevdiğin kuş olur sonra da uçar gider
    tutamam
    hüzün sensiz yapamam
    (neverlander, 02.09.2006 02:33 ~ 02:34)
  22. tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
    sonbahar geldi hüzün
    kış geldi kara hüzün
    ey en akıllı kişisi dünyanın
    bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    kimi sevsem
    kim beni sevse

    (bkz: acıyor)

    (bkz: turgut uyar)
    (van den budenmayer, 02.09.2006 02:47)
  23. geçmişi hatırlama ve geçmişe özlem sonucunda duyulan üzüntü.
    (misuf, 23.10.2006 02:57)
  24. yeni bir gece yolcuları şarkısı.

    yine gidiyorsun hiçbir şey bırakmadan
    ve ben son kez bakıyorum ardından

    eğer aşk buysa sevgi buysa
    istemiyorum
    bu şehir sensiz yaşanmaz oldu
    dayanamıyorum

    hoşgeldin hüzün
    gülmüyor yüzüm
    hoşgeldin hüzün
    gülmez bu yüzüm

    eğer aşk buysa sevgi buysa
    istemiyorum
    bu şehir sensiz yaşanmaz oldu
    dayanamıyorum
    (sükun, 26.10.2006 15:07)
  25. gri olan duygudur.damlalardan olsa gerek en çok sonbaharla anılır.sesizdir.sakindir. buğuludur.hiç kimseyi barındırmaz yanında, ne nefret vardır içinde ne de öfke, hüzün yalnız takılır.trajedi meyilli insanlarızdır bunun içindir ki içinde yaşadığımız bu acımasız dünyanın su götürmez yanıdır hüzün...
    (gelmir tasartir, 26.10.2006 15:19)
 sayfa  / 4