|
|
- lisedeyken gördüğümüz dersin tekiydi bir zamanlar.kimse bir şey anlamadan dersi verdik geçti gitti. yazıktır kalan da oldu. sınavlarının uygulamalı değil de aksine test olması da tartışma konusuydu. isim şehir in en çok tercih edildiği dersler arasındaydı bir de... bir diğeri için:
(bkz: iş eğitimi)
- amaç bir kitap hakkında en hızlı yoldan fikir sahibi olmaksa şöyle de uygulanabilecek bir teknik:
-hocam suç ve cezayı okudun mu?
-okudum valla süperdi.
-abi hızla bir özetlesen?
-şimdi iki ölü var abi başta. vicdan azabı çeken bir esas oğlan ve kötü yola düşmüş bir melaike esas kız.olay böyle iç hesaplaşmalar falan sürüyor.adalet tecelli ediyor ama herkesin vicdanı rahatlıyor.fin.
-sağ ol abi.
-ne demek
- çok hızlı okuma teknikleri adında bir kitap vardı bu tekniği anlatan..okurken zaman kazanmak için yapılabilecek en basit tekniğin bir cümleyi okurken kelime kelime okumak yerine cümlenin veya satırın tümünü bir kelime olarak algılamak ve bir kelime okurken hemen önündeki iki,üç kelimeyi görebilmek lazımmış..
- gözü yoran ama sonunda amacına ulaşan, hiç olmazsa 200 kelime falan fark yaratan egzersizler bütünü. topu topu bir cd lik olay. bir de onca para verip keriz keriz kursa yazılır insan, halbuki anlatmaz ki kimse yalan bunlar. aç oku işte kitabı.
- kullanılan tekniklerden biri de elle, başla veya kalemle yazıyı takip etmemek. bir rivayete göre süleyman demirel bu tekniği kullanarak 500 sayfalık kitabı 1 saatte okuyabiliyormuş.
(hepatt, 25.01.2008 20:03 ~ 20:05)
- işe yaramadığını gördüğüm bir başka lise dersi.
- lisedeyken seçmeli ders diye işlem görmüş karnemde , seçmediğim halde zorunlu olarak katıldığım derslerden bir tanesi. bir diğeri için ;
(bkz: seçmeli ingilizce)
pek de sevmemiştim zaten , sonuçta zorla bu dersi görmem ve geçmem gerekiyordu. ne diye böyle bir ders var bunu da anlamış değilim. kavrayamadım , hala daha önemini anlamış değilim. hızlı okunyunca ne oluyor yani? hızlı okumak , hızlı idrak edebilme yeteneğini mi kazandırıyor veya hızlı okumak , hızlı idrak edebilmek demek mi? hızlı okuyuna madalya mı veriliyor? vs.. bu tür soruların bazılarına cevap buldum , bazıları hala kafamı kurcalamakta.
''bu dersten ne öğrendim? '' diye sordum kendime. şu yanıt çıktı; zorunlu olarak gördüğün bir seçmeli dersten ne öğrenebilirsin ki?
dersin altın kuralı takılmıyacaksın kelimelere , içindeki sesi bastıracaksın öylesine geçiştireceksin kelimeleri , burada asıl önemli olan okutulan metni, olabildiğince hızlı okumak ve kısa sürede okumak çünkü süreniz bittiğinde öğretmen nerede kaldığınızı sorucak ve sizde parmağınızla işaret edip işte burada kaldım hocam diyecek , akabininde hocanız kelimeleri saymaya başlayacaktır ve buna göre de hızlı mı yavaş mı okuduğunuz ortaya çıkacaktır. yavaş okuduysanız sınıfın önünde yavaş okuduğunuz ilan edilecek ve siz hızlı okumak için çaba sarf edeceksiniz... sidik yarıştırmak gibi. tüm olay bu..
pek önemli değildir, okuduğundan ne anladığın, sadece hızlı okuman önemli, noktalama işaretleri hiç önemli değildir.çünkü noktalama işaretlerine takıldığınızda zaman işlediği için sizi engeller , zamanınızdan çalar.
noktalama işaretleri, bir metni okurken önemlidir aslen. en basitinden şöyle ki ; '' oğlum büyü de baban gibi (virgül) eşek olma. oğlum büyü de (virgül) baban gibi eşek olma. '' gibi.. şimdi burada virgülün önemini hepimiz çok iyi biliriz değil mi? ama bu derste önemli değildir bu , ne anlatılmak isteniyor veya ne anladığınız da pek önemli değil. amaç sadece ne kadar çok kelime okuduğunuzdur. hal böyle olunca okutulan şeyleri yanlış anlamanız kaçınılmaz oluyor ve bunun doğru bulmuyorum. ama bu kimin umrunda ki? sonuçta yavaş okuyorsun!
sıra bana geldi , alışkanlık olduğu için kelimeleri düzgün , doğru , okutulan metinden ne anlatılıyor, anlamaya çalışmak, kavramaya itina göstermeye çalıştığım için ilk okuduğumda tüm sınıfta en az kelime okuyan ben idim. utanç verici bir durum. nasıl olurda diğer derslerde notları iyi olan bir öğrenci hızlı okuyamıyor. kızardım , bozardım. herkes nasıl hızlı okuyabiliyor da ben okuyamıyorum diye içimi bir şeyler kemiriyordu. dürüstlüğümün kurbanı , sınıfa karşı rezil olmuştum. tabi nerden bilebilirdim ki milletin aslen okumadığını kafadan sallayıp, '' hocam burada kaldım, en son kelime bu'' diye işaret etiklerini nerden bilebilebirdim. tamam kopya çekmeyi biliyordum ama bu tür kıvraklık (sahtekarlık) ile ilk tanışmam olmuştu. çok sağolsun hızlı okuma teknikleri dersi bana bunu öğretti. halen daha hızlı okumayı öğrenememiş birisiyim ve bu derse olabildiğince karşıyım...
haa bana hızlı okuyup , hızlı idrak edebilmeyi öğretseydi şahene bir ders olurdu ve ilgimi çekerdi. ama sadece hızlı okuma olduğu için ve kelimeler sayıldığından, sadece metnin başından bir iki cümleyi okuyup, hemen gelişme bölüme geçip oradan da bir iki cüme okuyup ,sonuç bölmüne gelip oradanda bir iki cümle okuyup , hocam metin bitti deyip, '' afferin 30 saniyede bitirdin koskoca metni , bak gördün mü ilk güne göre gelişme var. '' demesiyle hem hocayı kandırmış hem kendimi kandırmaktan öteye gidemedim.
üç ders sonra herkes bir çırpıda hızlı okumayı öğrendiğinden ve o dönem öss'ye hazırlanma döneminde olduğumuzdan , bu derste dershanenin vermiş olduğu test kitaplarındaki testleri çözmeye başlamıştık. tabi bu açıdan daha faydalı olmuştu hızlı okuma teknikleri.
ilave : bazen düşünürüm neden okuduğumu yanlış anlarım veya bazı yazalarımın yanlış anlaşıldığını sanırım hızlı okuma tekniklerini kullandığımız için olsa gerek.
- bebek: "dada...mama...aguyu magu...agudulay oyda...tisleyi tocaman...
koşuyolaydı,sen oydakileyi demeye kalmadan bi geçirdim ağızlarına...aynen kaçtılar...
ooh mına koyim söktüm konuşmayı ! naber lan godoş ! "
baba: "noluyo lan?"
(bkz: yiğit özgür)
- (bkz: adil maviş)
- olay şu 300 sayfalık bir kitap,kitaptan anlaşılan, olay rusya'da geçiyor. bir arkadaşım anlatmıştı bunu ehe. [zira adil maviş'ten imzalı kitabım var. gilmore girls altyazılı izleyerek de zaten kendimi geliştirmiştim.]
- özellikle ergenekon davasındaki hakimlerin uygulamasının kat'i suretle zorunlu olduğu teknikler silsilesi. davada 2455 sayfalık iddianamenin tamamının okunması kararlaştırılmışken, bu tekniklerin kullanılmaması davanın süresini doğrudan etkileyecektir.
|