eminönünden beşiktaşa yürüyebilecek dirayette bi insan. hatta lunaparka gitmekten ziyade yürümekten hoşlandığını öğrenince daha da şaşırdığım kişi. lakin muhabbeti çok iyidir, öyle ki o kadar yol (ki beyoğlunu da dolandık bayaa) hiç gözümde büyümedi hatta yorulduğumu bile anlamadım, süper biş..
henüz çok tanımasam da çok iyi kalpli ve fedakar olduğunu düşündüğüm sohbet etmesi güzel beşinci nesil yazar. umarım hayatı acilen istediği yönde ilerlemeye başlar.
klavyesinin pembe olduğuna adım gibi emin olduğum, mutluluğu öyle hüzünden falan bozmadan sahici sahici doya doya sonsuza dek yaşamasını istediğim biricik yazar.
aynı dertten muzdarip olduğum şeker gibi yazar. en sevdiğim bölümde okuması, iki satır sohbetiyle bile anlaşılabilen zekasıyla hemen kanım ısındı kendisine...
hiç samimi bulmadığım emre aydın'ın şarkısında geçen, fakat bu iyi bir tanımlamaymış demeden geçemediğim ımm kelimeler bütünü. (nasıl bitireceğimi bilemedim be)
öyle ki bazen mutlu hissedersin, etrafa gülücükler saçıyorsundur, o an birine sorsan asla sana hüzünü yakıştırmaz ama bir zorlama vardır içinde aslında, ittiriyorsundur aslında mutlu olmak için, zorluyorsundur, kanırtıyorsundur, kahkahalar atarken gözünden bir damla yaş düşmek üzeredir sanki, hah işte odur hüzünden bozma mutluluk bana sorarsan.
sadece kalbiyle sevmesi gerektiğini bir türlü öğrenemediği için şu sıralar kendini avutamayan yazar. bütün hücreleriyle hissetmekte ısrarlı. gücü bitene kadar uğraşıp sonunda bir kenarda yıkılmayı marifet sanıyor. çok acıyor.
dün gece melankolik bir girimin üzerine tanıştığım, benzer şeyleri yaşadığımızı görünce hem şaşırıp hem de yalnız olmadığımı bildiğim için sevindiğim güzel insan. gerçekten içten yazıyor. en kısa zamanda gecesinin tekrar gündüze dönmesini dilerim.
doğum günü olması sebebiyle itüsözlük ve mensuplarına teşekkür etmek isteyen aşırı duygusal, bir o kadar da dengesiz şahıs.
şu an suratımda kocaman bir gülümsemeyle yazarken iki dakika sonra aynı duruma ağlamayacağıma söz veremem.
aslında herkes kadar hüzünden bozup, orasından burasından çekiştirerek mutluluk hâline getiririm tecrübelerimi.
gayet sıradan bir isim seçtiğimi düşünmüştüm buraya gelirken. bazen unutuyorum mesaj gönderenlerin 'beni' hüzünden bozma mutluluk olarak gördüklerini. bu tamlamayı görüp kendilerini düşünsünler istiyorum. emek vererek sevinç haline getirdikleri zorlukları düşünsünler, yüzleri gülsün iki saniye. hâyâl kurarken 10 kaplan gücünde olduğumu belirtmeme gerek kalmadı sanırım. *
büyük cümlelerin değil, sevdiğim insanlarla paylaştığım güzel anlardaki kocaman kahkahaların peşindeyim.
maaşıyla değil, bir melodiyle kendini anlatan insanlara hayranım. bir film repliği ya da kitap bulmak için çabalayanlar dünyanın merkezine yolculuk ediyormuş gibi etkiler beni.
plazaların yirmi üstü katlarını görmez gözüm; deniz kenarında rakı sofrasında ya da kayalıklardaki bira sohbetlerindedir gönlüm.
yazarlık hakkında pek bilgim olmamasına rağmen girdiğim itüsözlük, yıllardır hâyâl ettiğim bir ortam oldu benim için. mesaj ışığını görüp benim kadar sevinen başka insanlar da vardır elbet. yine de cep telefonu operatörü, otomatik doğum günü mesajını yanlışlıkla iki kez gönderdiği için iki kere mutlu oluyorum. ilgiye değil de sevgiye her daim aç kalacağım sanırım. pişman değilim.
henüz çocuk olduğum yıllardan birinde okuldan, akrabalarımdan ve dahi ailemden -anne babam dahil- tek kişi bile hatırlamamıştı bu günü. ortalığı birbirine katmıştım, ben dünyanın merkeziydim ve onlar benim doğduğum günü şölenlerle kutlamalıydılar !
zihnimdekilerle ne yapacağımı bilemez halde, şaşkın gözlerle kalıverdim. başımın üstündeki yaldızlı taç gitmiş, küçücük dünyamda benim için yanan ışıklar sönmüştü.
işte o zaman sadece -herkes kadar- önemli olduğumu görüp rahatlamıştım. ufacık bir hayatım, minik telaşlarım vardı ve dünya bu kadar acımasızken hayatın bana gülmesini bekleyemezdim. ardımda sevgiler bırakmaya başladım, kötü ayrılmalar, çekip gitmeler bana göre değildi.
girilerimin çoğu, aklımdan geçenleri içimde tutmaya çabalarken yüreğimin çatlamasından korkup yazıya döktüklerimdir. bir şekilde yaşanmış, hayatımda izi kalmış olayları nacizane paylaşma çabasıdır .
bir dostumun söylediği gibi, herkes kadar anlatmaya ve anlaşılmaya muhtacım.
mesaj ışığıyla gelen "ben de..." ler, "haklısın ama.."lar, üzerine titreyeceğim yeni insanlarla tanıştırıyor beni. ardımda bıraktığım sevgi damlaları sel olup akıyor böyle günlerde.
buraya sanal diyenlere iki elimi belime koyup, en sert suratımla iki çift laf etmek isterim.
sözlük sayesinde şahane insanlarla tanıştım ve tanışmaya devam ediyorum. belki aynı şehirde bile bulunamayıp, birbirimizin hayatlarını teğet geçecekken; birlikte gülüp, derdine ağlayabileceğim dostlarım oldu hepsi. mesaj ışığından sonra içki masaları, birlikte yapılan şehir turları güldürdü yüzümü.
vapurda ağlayan bir kıza "neyin var?" diye sorarken garipsenmiştim. oysa beğendiğim bir girinin yazarına " şimdi nasılsın, geçti mi kalp ağrın? " diye sorunca "geçer mi hiç? öyle güzel bakardı ki..." diye başlayan dertleşme seansları yaşıyorum.
hep böyle dora the explorer halimde olmuyorum elbet. "yeneceğim seni ey hayat, bıktım ulan.." derken ayağım taşa takılır, otururum kaldırım kenarına. yine de iflâh olmaz ben, "vay be şurda ne güzel çay içilir; peynir de bulabilsek bi yerlerden, simitle ne güzel giderdi" diye ağız şapırdatır, paçalarımın tozunu silmeden kalkarım olduğum yerden.
kim duymuş dizlerin acısını ? tabanlara kuvvet meydanlara gideriz. orada birbirimizin yüzünü tanımadan aynı özlemleri bağırdıklarımla da burada tanıştım. sadece ellerin hakkını ararken kanın damarlarda dolaştığını hisseden bir vücudum var. bir de hepsi kalbe hücum etmiyor mu haykırırken, işte yaşamanın eş anlamlısı...
sevgiyi hayatlarının merkezi yapmış insanlara doğum günüm vasıtasıyla ayrı ayrı teşekkür eder, tanıştığım ya da tanıyacağım güzel insanların hepsini kalplerinden öperim.
"kim duymuş dizlerin acısını ? tabanlara kuvvet meydanlara gideriz. orada birbirimizin yüzünü tanımadan aynı özlemleri bağırdıklarımla da burada tanıştım. sadece ellerin hakkını ararken kanın damarlarda dolaştığını hisseden bir vücudum var. bir de hepsi kalbe hücum etmiyor mu haykırırken, işte yaşamanın eş anlamlısı... " (bkz: @2778206 )
aşk' mış, para' ymış, iş' miş, eş' miş, kariyer' miş hepsi palavra.
duygu yoğunluğu yaşatan yukarıdaki muhteşem yazının sahibine sadece ve sadece nice "huzurlu yıllar" diliyorum.
yeni yeni tanıştığım, sohbetinin güzel olacağına inandığım, bugün doğum günü olan, uykusuz* sever, nesildaş yazarımız.
doğum günü kutlu, kendi ise mutlu olsun.
(@2800892) numaralı girisi ile gece gece içime hüzün dolu bir mutluluk veren bir yazar. kendisini tanımam etmem, bir kere dahi konuşmuşluğumuz yoktur ama sanki yıllardır tanıyormuşum hissi verdi bana, bilemiyorum.
bir nick bir insana bu kadar uyar. çok mutlu konuşuyor ama bu mutluluk gerçekten buram buram hüzünden bozma kokuyor. hüznü bu kadar güzel bozup da bu kadar güzel hüzünlü mutlu olanını tanıdığım için sevindim bi an. bi de galatasaray'a koyduk dün akşam, o geldi yine aklıma, ona da sevindim bi an.
şu günlerde mutluluğun doruklarında gezen bir garip insan.
dünyada karma denen bir şey varsa, önceden çektiğim onlarca derdin ödülünü şimdi görüyorum sanki. kafam rahat, ruhum dinç, dudaklarımda sürekli bir gülümseme. üzülürsem gözyaşımı silebilecek insanlara pervaneyim. onlar da beni yalnız bırakmıyorlar. çayım ve sigaram var. şarabımı kapıp gidebileceğim evim bile hazır. sevgi sözcükleri kulaklarımdan eksik olmuyor.
ruh hâlimi girilerle ifşa etmemin sebebine gelince; bir ara "mutlu olamam artık. ben öldüm, siz bir el daha gidin." diye beyinlerinin ırzına geçtiğim herkesten özür dilemek istedim. bir daha aynı mesnetsiz şikâyetlerle gelirsem bu giriyle ağzıma vurup susturun beni.
en açığından bir adet çek, mutluluğun hazır belgesi, geleceğe dair biraz umut paketleyip hediye ediyorum hepinize.
spoiler verecektim ama vazgeçtim. aynen yazıyorum : hayat güzelmiş ey ahâli.
hüzünden falan bozulmamış saf mutluluğun merkezinden sevgilerimle.
mutluluk pıtırcığı kınalı yapıncaktır o.
"sevgi yolunda kurşun atan da, kurşun yiyen de bizdendir" demişti şair.
hay allah yoksa dememiş miydi?
o hâlde ben diyorum dolu dolu.
- koskocaman bizdendir.