• görseller

    • hüseyin xizri
    • hüseyin xizri
    • hüseyin xizri
  1. 15 ocak günü iranda idam edilen siyasi mahkum. hepimiz alışığız artık irandaki idam haberlerine, belki de farkında olmadan duyarsızlaştık bu haberlere.

    iran öyle bir ülke olmuş ki, ne hukuk işliyor ne de islami kurallar gerçekten uygulanabiliyor. medya için, bizim-sizin için varsa yoksa iran abdye kafa tutmuş, iran nükleer silah üretecekmiş. irandaki ezilen, baskı altında tutulan insnalar mı? onların haber değeri mi var canım, medya bize göstermedikten sonra iranın gerisi hikaye, aslında iranın gerçeği aslında satır aralarından haykırıyor bize, görmek isteyene.

    kimdir ki bu hüseyin xizri? onu iranda idam edilen onlarca kişiden ayıran nedir? suçunu ya da suçsuzluğunu bir kenara koyalım bir süreliğine. mahkumiyet kararının nasıl verildiğini düşünelim, yapılanları düşünelim, idama giderken reva görülenleri bir düşünelim.

    xizri 2008 yılında kirmanşahta tutuklandı ve iran istihbaratı merkezlerinde gördüğü ağır işkencelerden sonra 5 dakikalık bir duruşma sonucu idam cezasına çarptırıldı. pjak üyesi olmakla suçlanan xizriye verilen idam cezası ağustos 2009da bir üst mahkeme tarafından onaylandı.

    5 dakikalık bir mahkeme ve verilen idam kararı, idamdan önce ailesinden saklanmış, sevdiklerini bile görmesine izin verilmemiştir, son bir kere. idam için tahrana götürüldüğü ailesine bildirilmesine rağmen urmiyede kaldığı cezaevinde idam edilmiş. ölüsünden mi korktular acep de böyle gizli saklı idam ettiler.
  2. "adım husên xizrî. 1982 yılında doğu kürdistan’ın urmiye kentinde doğdum. 2008 yılında iran devleti tarafından tutuklandım. 18 mayıs 2009 tarihinde ilk ve son defa urmiye’de 1. devrim mahkemesine çıkarıldım. duruşma bir istihbarat (itla’at) temsilcisi ve savcının katılımı ile gerçekleşti. onlar da orada hazır bulundular. duruşma başlamadan önce istihbarattan gelen kişi beni tehdit etti ve mahkemede işkencelerden bahsetmememi istedi. 10 dakika süren biçimsel bir duruşmada bana söz hakkı bile verilmedi ve idam cezasına çarptırıldım. böylesi bir mahkeme temamen şüpheli ve gayri meşrudur. 10 dakikalık zaman zarfında ben ve avukatım nasıl savunma yapacaktık!?

    duruşma değil tiyatro

    şu soruyu her zaman sordum kendime; acaba onlar, ‘suçlu duruşmada hazır bulundu ve idam cezası yüzüne okundu’ diye mi bu tiyatroyu sahnelediler. bana göre bu komik gösteriş sadece bunun için kurgulandı.

    duruşma esnasında derweş isimli hakime ifadelerimin çoğunu kabul etmediğimi söyledim. çünkü bu ifadeler çok zor, tarifi imkansız fiziki ve psikolojik işkenceler sonucu bana imzalatıldı. bu ısrarlarıma rağmen mahkeme heyeti beni dinlemeden duruşmayı açtı ve bana idam cezası verildiğini açıkladı. bana verilen idam cezası 2 ağustos 2008 tarihinde yüksek mahkeme tarafından kabul edildi. bu karar 8 ağustos’ta urmiye cezaevinde tarafıma iletildi.

    tüm yasal haklarımı reddettiler

    öncelikle şunu söylemek gerekiyor ki; idam cezasının onandığına dair karar bana iletilmeden önce bütün ‘yasal’ haklarımı kullanmak istedim ve gerekli makamlara başvuruda bulundum, bu haksızlığın giderilmesini istedim. urmiye zindanında bana yapılan insanlık dışı işkenceleri anlattım, kanun dışı, insanlık dışı uygulamalar hakkında suç duyurusunda bulundum. başvurumu urmiye askeri mahkemesinden yüksek mahkemeye gönderdiler.

    yaptığım suç duyurusundan sonra 7 ağustos 2009 tarihinde beni 8. dairede mahkemeye çağırdılar. orada bana yapılan işkenceleri, insanlık dışı uygulamaları anlattım aynı zamanda doktorun verdiği raporu da heyete sundum. mahkeme heyeti söylediklerimi dikkat almadı, talepte bulunduğum tüm yasal haklarımı çeşitli bahanelerle reddetti.

    ardından 2 şubat 2010 tarihinde raporumu ve dosyamı bir dilekçe ile yetkililere verdim ancak dosyam askeri mahkeme tarafından reddedildi. beni tekrar urmiye istihbaratına teslim ettiler.

    itirafçılığı asla kabul etmedim

    bu süre zarfında bulunduğum urmiye merkez cezaevinde sürekli tehdit edildim. onlar hakkında suç duyurusunda bulunduğum için beni ölümle tehdit ediyorlardı. benim kamera karşısına çıkmamı ‘suçumu’ kabul etmemi istiyorlardı. ayrıca işkence görmediğimi itiraf etmemi istiyorlardı. bunu yaptığım takdirde dosyamı tekrar gözden geçireceklerini ve cezamda indirimde bulunacaklarına dair taleplerde bulundular. dosyamı, yaptığım yasal girişimleri, cezamı kendi amaçlarına göre kullanmak istediler. bana böylesi bir yaklaşımda bulundular. itirafçılığı asla kabul etmedim.

    babamın ölümünün sorumlusu kim?

    ailem benim durumumdan dolayı kaygı içerisindeydi. duruşumdan dolayı devlet güçleri ailemi korku ve endişe içinde çekmek istiyordu. babam yaptığım başvurular ve dosyamın akıbeti hakkında umriye’deki itla’ate yönetimine başvuruda bulundu. babama yanlış ve çelişkili cevaplar verdiler. akıbetimi sormak için giden babam idam edileceğime dair yaşadığı yoğun kaygılardan dolayı itlaat binasının önünde beyin kanaması geçirdi ve yaşamını yitirdi. babamın ölümü de iran islam cumhuriyetinin başka bir suçudur. aileme büyük bir darbe vurdular. babamın bu şekilde ölmesi benim yüzlerce defa idam edilmemden daha ağır geldi. bunun sorumlusu kim? allah bilir!

    babamın ölmesinin ardından bana başsağlığı dilemesi gereken yetkililer aksini yaptılar ve beni qezwin cezaevine gönderdiler. beni qezwin cezaevine gönderdiklerinde babamdan haberim yoktu. yüz saatten fazla elim, ayaklarım ve gözlerim bağlıydı. bana önemli bir şey olmadığını sadece yerimin değiştiğini söylediler. oğlunun akıbeti ile uğraşıp beyin kanaması geçiren bir babanın çocuğu ne halde olur onu siz düşünün…

    silahlı herhangi bir eylemde bulunmadım

    iran devleti, savcılık makamı ve mahkeme kararında ben muharib (allahın düşmanı) olarak gösteriliyorum. bana verilen cezanın nedeni budur. ben yakalandığımda silahlı değildim zira ben siyasi çalışmalar yapıyordum ve bundan dolayı tutuklanmıştım. ikincisi; iran devletine karşı silahlı herhangi bir eylemde bulunmadım. kırmaşan nbı’de 8 ay tek kişilik hücrede tutuldum. urmiye’nin el mehdi istihbarat binasında yoğun fiziki ve psikolojik işkencelere maruz kaldım.

    o kadar işkence görüyordum ki ölüm daha iyi geliyordu

    8 ay boyunca yaşadığım yoğun işkenceler, insanlık dışı uygulamalar karşısında iki defa yaşamıma son vermeyi düşündüm. o kadar işkence görüyordum ki; ölüm benim için yaşamdan daha iyi geliyordu. sanırım çok az görülmüştür ki; bir insan tam 8 ay tek başına bir hücrede tutulsun aralıksız işkence görsün ve ailesi ile görüştürülmesin. ailesi ile dışarısı ile hiç bir irtibatı olmasın!

    artık net olarak görülmüştür ki idam edileceğim. sanırım her an beni idam edebilirler. son günlerimde bile sağlık durumum ve bana yapılan işkenceleri özgür bir şekilde anlatmamı istemiyorlar, engelliyorlar.

    bu yoğun baskı ve tecrit koşulları altında bütün uluslararası kurumlara, insan hakları kurumlarına ve özellikle tutsakların hakları ile ilgilenen kurumlara çağrıda bulunuyorum. biz iran zindanlarındaki tutsakların bastırılmış sesini insanlığa duyurun...

    bizim taleplerimiz; 1- adil ve tarafsız bir yargı. 2- dosyalarımızın yeniden işleme alınması ve yapılan işkencelerin teşhir edilmesi."